ARTIK İŞSİZİM!

Malum ekonomik durgunluk ve istikrarsızlık iş dünyasını olumsuz etkiler. Üstüne belirsizlik ve plansızlık da eklenince en ufak bir kriz ortamında kabak çalışanların başına patlar. Özellikle 6 aylık periyotlar işten çıkarmalar için ideal ve özel günler sayılır.

Yine işten çıkarmaların yaşandığı bir dönemdeyiz. İşten çıkarmalarda çok mantıklı bir tercih beklenemez zira genelde insan kaynakları iflas ettiği için yeri gelir kişisel sebepler yeri gelir maddi tasarruf veya yeri gelir endişeler ön plana çıkar. Ancak ne kadar doğru ve mantıklı karar verilir işte o tartışmaya açıktır. Öyle ki çoktan gitmesi gerekenler hala otururken hiçbir şekilde gitmeyi hak etmeyenlere yol verilir.

Tabi öncesinde hazırlık yapılır, listeler hazırlanır şu kadar kişi tasarruf edilecek diye belirlenir. Sonra bunun üzerinden pazarlıklar başlar. İsimler belirlenir veya üstü çizilir. Kişisel sorun yaşayanlar arkası yoksa kırmızı bültendedir. Bekar olanlar ve tecrübesi az olanlar çıkarılacaklar listesinde keza başı çekebilir. Yada tam tersi emekliliği gelmiş veya yaklaşmış yada aldığı maaş itibariyle firmaya yük varsayılan tecrübeli personel de fırsat bu fırsat kapıya konulabilir. Gitme şansı en düşük olanlar iş konusunda alternatifsiz olanlar, arkası sağlam olanlar, yönetimle ilişkisi iyi olanlar, maliyeti düşük olanlar vs. sayılabilir.

Ülkemizde iş bulmanın altın bulmak kadar zorlaştığını varsayarsak bu dönemde işsiz kalmak ve iş aramak gerçekten zor ve sabır gerektiren bir konudur. Hele birde borç harç varsa evli ve çocukluysanız vs. vay geldi halinize? İşsizlik sigortası var ama nereye kadar idare eder?

Belki kendinize sorarsınız bunu hak ettiniz mi? Onun muhasebesini siz yapacaksınız. Mantıklı düşünün ve iyi analiz yapın. Bazen yolun sonu bellidir. Mevcut durumu göz önüne alarak ilk fırsatta işten çıkarılacağını çoğu kişi sezinler ve bilir. Çünkü bu tip konular çoğunlukla çok ani gelişmez. Belli bir zaman sürecinde pişirilir ve noktalanır. Bu bir nevi mobbing neticesiyle de yapılır. İzolasyon, baskı, bezdirme ve sindirme operasyonlarıyla çalışan iyice gitme psikolojisine ve kıvamına getirilir. Şayet kendi isteğiyle ayrılmazsa kesin ve net bir bahane zaten hazırdır.

İşten çıkmanız sizi asla şaşırtmasın. Zaten şirketiniz böyle bir tasarruf yapacaktı. Piyango neden size vurdu siz onu düşünün? Varsa hatalarınızdan mutlaka ders çıkarın. Bir sonraki sefer daha güçlü bir şekilde mücadele edin. Eksiklerinizi kapatın ve yeni arayışlarınızı farklı alternatifler üzerinde yoğunlaştırın. Yurtdışına gitmek yada girişimci olarak kendi işinizi kurmak vs.

Zaman içerisinde eski şirketinizle bağınız iyice kaybolur. Arkadaşlarınız sizi unutur ve telefonlarınıza dahi lütfen bakar ve bir süre sonra meşgule alır. Yöneticileriniz ve iş arkadaşlarınız size referans vermekte naz yapar. Kısacası artık kendi mücadeleniz için yeni bir yol haritası çizmelisiniz. Geçmişi unutarak geleceğe odaklanmalısınız.

Eğer yarın bugün sizin de elinize imkan geçerse size yapılan haksızlıkları siz başkalarına yapmayın ve vicdanlı olun. Kötü örnek yaşasanız bile siz iyi örnek olun. Dilimize pelesenk olmuş düşene bir tekme de ben atarım demeyin. İmkan varsa düşene el uzatın. Kısacası İnsan Olun!

İzmir’ den Antalya’ ya kadar sahil şeridi boyunca genç emekli dolu bir ülkeyiz. Bunların çoğu yabancı dil bilir ve uluslararası firma deneyimi vardır. Ama ne var ki iş dünyası ve devlet bu kitleyi emekli ederek kar edeceğini düşünmüş halbuki ülke ekonomisine zarar vermiştir.

Şayet siz de bu duruma düşmek istemiyorsanız tedbirinizi erkenden alın, tercihlerinizi ve hedeflerinizi iyi belirleyin kolay kolay kimseyle de paylaşmayın. Düşenin dostu olmaz sözü herkes için geçerlidir. Önemli olan düşmeden tedbir almaktır. Yolunuz açık olsun!

Advertisements

DİPLOMALI İŞSİZLER?

Geçende bir üniversitenin mezuniyet törenine davetliydim. Herkes çok heyecanlıydı. Öğrenciler, hocalar, veliler, misafirler vs. verilen emeklerin karşılığı olarak yapılan merasim, umutların yeşermesi ve diplomaların gözyaşları içerisinde kutlanması hayli duygusal bir törendi.

Peki bu kadar umutlarla alınan diplomalara verilecek değer nedir?

Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar’ın Türkiye CEO’su Kenan Yavuz, 2015 yılında yaptığı paylaşımlarla ilginç noktalara değinmişti. Tekrar bir hatırlayalım ve göz atalım;

*YÖK denilen kurum aileleri ve çocuklarımızı kandırmaktan vazgeçmelidir. Üniversite bitirip ortalığa dökülen milyonlarca genç var.

*Nitelikli ara iş gücü bulamıyoruz. Üniversite bitirdim diye eline diploma alan, ben ne zaman müdür olacağım demeye başlıyor.

*Buradan YÖK’e sesleniyorum, gelecek üç yıl içinde binlerce meslek eğitimli işçi istihdam edeceğim. Üniversite mezunlarına ise kapım kapalı.

*Ailelere sesleniyorum, Sitcom Üniversitelere çocuklarınızı gönderip hayatlarını karartmayın. İş bulamazlar.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29490620.asp

Bu mesajlar net ve sert olmakla birlikte aslında gerçeğin ta kendisi. Her şeyden evvel bu kadar açık ve samimi mesajları paylaştığı için Kenan Bey’ i tebrik etmek gerekiyor. Maalesef gerçekler acı ve kimse kimseyi kandırmasın. Bu kadar yüksek nüfus artışı ve genç istihdamın hızına yetişemeyen, deneyimli ve nitelikli nice insanın hak etmediği halde evde oturduğu günümüz koşullarında (farklı yollardan işini halledenleri bir kenara koyarsak) bu rekabete dayanmak için çok çalışmak, geçekten sabırlı ve dirayetli olmak gerekiyor. Acımasız koşullar çoğu gencin hayallerini daha baştan altüst edebilir ve yıkabilir. Hatta iş hayatının beklentileri karşılamaması da ayrı bir hüsran oluşturabilir.

Tüm bunların üstesinden gelebilmek için gençlerimizin bazı tedbirleri erkenden alması gerekiyor. Buna göre farklı olmak kazandırır. Bu sebeple başkalarının denemediği yetenek ve kabiliyetler sizi ön plana çıkarabilir.

Yabancı dil zaten olmazsa olmaz çoğu iş için.

Girişimcilik, gençler için önemli bir kurtuluş olabilir. Bu sebeple kendi başınıza yapamıyorsanız dahi arkadaşlarınızla farklı şeyler denemeye çalışın. Yabancılar bu işi başarıyor ve siz de başarabilirsiniz.

Staj ve part time çalışma önemli bir tecrübedir. İş dünyasını erken tanımanıza ve neyle karşılaşacağınıza dair değerli bir deneyim kazanırsınız.

Vaktinizi boşa geçirmeyin ve zaman hızlı geçer dolayısıyla olumlu çevre edinin ve kişisel gelişiminize önem verin.

Size yararlı bilgiler veren ve olumlu deneyimlerini paylaşanların mutlaka kıymetini bilin. Artık kimse kimseye zaman harcamıyor.

Yurt dışında okuma veya çalışma imkanınız varsa mutlaka değerlendirin. Ufkunuz artar ve kim bilir doğduğunuz yer değil doyduğunuz yer misali hayatınız değişir.

Güveneceğiniz ve birlikte yürüyeceğiniz yol arkadaşlarını iyi seçin. Yanlış tercihler büyük zaman ve emek kaybına yol açar.

Uluslararası firmalar yurt dışı çalışma koşulları sebebiyle tercih edilebilir. Ama unutmayın fırsat yakalamak hiçte kolay değildir.

İnandığınız (ama ayağı yere değen) projeniz varsa asla vazgeçmeyin sabırlı olmak başarı için önemli bir adımdır. Hayalci olmayın ve yaşadığınız koşulları iyi değerlendirin. Değiştiremeyeceğiniz ve imkansız koşullarda başarı gelmez. Başarısız olduğunuzda kendi koşullarınızı değiştirmeniz daha sağlıklı nefes almanızı ve kendinizi yeniden değerlendirmenizi sağlar. Böylece hata yaptığınız konularda ısrarcı olmaz ve gelecek için doğru adımları atmaya çalışırsınız.

Tabi çevre de önemli. Eğer başarılı olmak istiyorsanız iyi bir çevre edinin. Bunun için spor ve hobi faaliyetlerinizi arttırın. Unutmayın zayıf koşullarda başarı zorlaşır.

Daha çok ilave edilecek tavsiye var. Bunun için çok faydalı yazılar ve kitaplar var. Sonuçta ülkemizde en büyük sorun hesapsız ve plansız büyüme olduğundan gelişmiş ülkeler nitelikli iş gücü açığını dışarıdan sağlarken biz ise mevcutlara iş bulamıyoruz. TÜİK Mart 2017 raporuna göre; Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı %21,4’ tür ki resmi rakamlar daima gerçek tablonun altındadır.

Diploma dağıtmak için dağa taşa üniversite açarak binlerce gencimizi hem mağdur ediyoruz hem de eğitim kalitesini düşürerek ülke ekonomisine ayrıca zarar veriyoruz. Kimse kusura bakmasın ama bugün çoğu üniversite mezunu, eskinin lise mezunu ayarında bilgi ve niteliğe bile sahip değil. Bu koşullarda uluslararası alanda rekabet etmemiz ise hiç mümkün değil. Dolayısıyla eğitim ve öğretim kalitesinin acilen artması gerekiyor.

İş dünyası da bu konuda üniversitelere işbirliği çağrısı yapmalı ve destek olmalı. İhtiyacı olan personeli karşılamakta zorluk çeken iş dünyasıyla hayali eğitim veren üniversitelerin müfredatı ve amaçları kesişmeli. Birbirinden kopuk olduğu müddetçe kimse umduğunu bulamayacak.

Ve itiraf edelim ki; Şartlar değişmezse gençlerimiz geleceğimiz değil ancak sırtımızda kambur olacak!…

FOTOKOPİ DEĞİL DOĞAL OLUN!

maxresdefault

Geçenlerde bir dostum ile buluştuğumda bana iş görüşmelerinde adayların yaptığı hatalardan bahsetti ve iş görüşmesinde ilk başta verilen intibanın görüşmenin tamamını olumlu yada olumsuz etkilediğini söyleyince konuyu biraz düşünüp farklı yorumlamak istedim.

stock-footage-businesswoman-interviewing-job-applicant

Evet iş görüşmeleri ciddi bir çaba ve bir işe girebilmek için ilk intiba çok önemli özellikle günümüz şartlarında adaylar bu şekilde koşullanıyor. Öyle ki eskiden CV’ deki detaylar daha ön plana çıkardı şimdi ise istisnalar hariç ilk başta (fiziksel) görsellik daha sonra konuşma ve hakimiyet finalde ise karşı tarafı etkilemeyle sona eriyor. Tamamen tiyatral bir çalışma. Şayet tiyatroya ilgi duyuyorsanız ve bu konuda eğitim aldıysanız bir adım öndesiniz. Bu sorunun cevabı hayır ise kariyeriniz için bir kez daha önemini düşünmenizi tavsiye ederim.

Günümüz dünyasında “Show Business” dedikleri tanımlama artık ön planda. Sizin yetkinliklerinizi ölçme becerisine sahip olamayanlar bunu beden dili, hitabet, kişilik testi, tuzak sorulara cevap vs. gibi kuramlarla sorgulayarak buradan % 100 sonuca varmak gibi bir hataya düşülmektedir. Belki o işe en uygun aday siz olmanıza rağmen modern mülakat teknikleri adı altında yapılan mülakatlar sizi ilk başta eleyebilmektedir. Nedeni sizin doğal davranmanız, çeşitli sebeplerden gününüzde olmamanız veyahut belki gerçekten kifayetsiz olmanız olabilir ama büyük olasılıkla oyunu kuralına göre oynamamanız en önemli sebeptir.

t1larg.job_.interview

Dünya bir tiyatro sahnesidir sözü mübalağa değil artık gerçeğin kendisidir. Sadece özel hayatımızda değil iş hayatımızda da ne kadar iyi rol yaparsak ve ne kadar belli metinleri yada davranış kalıplarını iyi ezberlemişsek o kadar başarılı olma şansımız veya şansımızı arttırma imkanımız vardır.

Bazen şunu düşünmeden edemiyorum. Acaba Apple’ ın altın çocuğu Steve Jobs bu iş mülakatlarında bulunsaydı şansı ne olurdu? Veyahut bizden örnek verelim. Kendine has tavırlarıyla tanıdığımız başarılı medya patronu Acun Ilıcalı böyle bir mülakatla iş fırsatı bulabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Özgün ve farklı insanların kendi tarzı ve üslubuyla başkalarının kuralları altında çalışması çok zor.

271879053-job-interview-notebook-notepad-confidence-interview-media

Şayet imkanınız varsa ve en iyisi kendi yolunuzu çizmektir ama imkanınız yoksa özgürlüğünüzden feragat ederek oyunu kuralına göre oynamaya çalışmalısınız. En azından işi ve çevreyi öğrenene kadar sabretmelisiniz. Şayet şansınız yaver gider ve fırsat bulup ileride inisiyatif elde ederseniz oyunun kurallarını kendinize göre belirleyebilirsiniz.

Geçenlerde bir kurultayda misafir olarak bulundum. Bir seçim için sahneye çıktığında şov yapan ve kesintisiz konuşmak uğruna yapay bir performans sergileyen, inanmadığı kelimelerle samimi olmayan bir görüntü çizen ama oyunu kuralına göre uygulayan arkadaşımız sahneden inip yerine oturduğunda davranışları özellikle dikkatimi çekti öyle ki yanındaki kız arkadaşına anlamsız sözler sarfettiğinde aslında işin özetini ortaya koyuyordu. Yani hedefine ulaşması için oynaması gereken bir rol vardı. Rolünü iyi oynadı ve istediği şansı yakaladı. Ama doğru aday mı derseniz orası meçhul? Rol yapmak sadece ezber yeteneği ve sahne performansıdır. Ama gerçekte farklı ve zorlu şartlarda nasıl tepki vereceksin? Operasyonel mi yoksa statik mi davranacaksın? Doğru mu yoksa yanlış mı karar vereceksin? Bunlar ancak işbaşında ve stres altında gözlenebiliyor.

Four different poses of one woman waiting for interview. Sitting in office on chair.

Unutmayalım ki aktörler sadece temsil ve taklit eder, aslı değildir. İnsani davranışlarımız tabi ki olacak. Bundan doğal ne olabilir? Ama mülakat tekniği adı altında kendimizden ve aslımızdan uzaklaşmak ve bunun gereklilik olduğu inancı, iş arayanları aynı fotokopiden çıkar gibi yapay ve rolünü ezberlemiş bir aday haline getiriyor!

Artık iş dünyası, yapay teknikler ve doğallıktan uzaklaşan mülakatlar yüzünden etkinliğini kaybediyor. Adeta robot gibi yönlendirilen fotokopi adaylarla önceden alınması gereken standart eğitimler, MBA, doktora, sertifika, seminer vs. derken farkında olmadan sistemin birer kötü kopyası haline geliniyor.

Öyle ki; gerçekte çeşitli sorunları ve yetersizlikleri olan ama iş hayatında farklı olmaya çalışan, mevcut başarıda görünmek için mutlaka fotoğrafın en önüne kendini atan ama bir başarısızlık durumunda ise ortalıkta görünmeyerek suçu en zayıf halkaya yükleyen bir sistemin parçası olmaktan söz ediyorum.

Vix

Üretmeyen, düşünmeyen, analiz edemeyen, sormayan ve sorgulayamayan, ezberci, taklitçi, standart, yapay davranışlar içeren bir sistemde hala başarılı olamadıysanız bu sizin zaafınız değildir. Mevcut sisteme uyum sağlamadığınızdandır. Eğer halinizden memnun değilseniz yukarıda anlattığım formata gireceksiniz. Yoksa üzülmeyin ve bu şekilde kalmaya devam edin.

Size yaşanmış bir örnek anlatayım. Bugün işe başvursanız size muazzam mülakat teknikleriyle karşınıza çıkacak ve işe alındığınızda zafer kazanmış hissi uyandıracak meşhur ve milyar dolarlık ciroya sahip bir firmanın Genel Müdürü ayrılırken ardından en az 3-4 kişinin kendi koltuğuna aday olabileceğini söylemişti. Ama değil aday olmak dışarıdan yeni bir Genel Müdür gelince bunlara doğrudan yol verildi. Eğer bu arkadaşlar bu kadar başarılı ise ve yetki verildiyse neden bunca yıl sonra bu kadar çabuk harcandılar? Dışarıdan gelen çiçeği burnunda yeni bir Genel Müdür yıllarını vermiş yöneticilerden gelir gelmez çok mu daha etkin ve yetkin olur? Yada zaten bu arkadaşlar miladını doldurmuş veya hasbelkader buralara gelmişlerdi de yeni Genel Müdür vesile mi oldu gitmeleri için? O zaman neden bunca süre katlanıldı bu arkadaşlara?…

workshop-dezvoltare-personala-limbajul-corpului-5

Merak etmeyin onlar da aynen sistemin ürünü olarak bu mevkilere çıktılar. Ne yaptılar zaman içerisinde? Sadece temsil ettiler ve mevcut yürüyen bir sistemde konu mankeni olarak göründüler. Rollerini yaptılar. Ama ne oldu? Daha şimdiden adları çoktan unutulmaya başladı çünkü isimleri hiçbir zaman firmanın önünde olabilecek kapasitede değillerdi sadece firmalar onları bu mevkilere taşıdı ve kimlik kazandırdı.

İşe alım mülakatlarında gerçekte sadece adayların değil bu kadar kötü sonuçları ortaya çıkaran mülakatçıların ve mülakatların da özellikle değerlendirilmesi gerekiyor. Şayet bu konuda doğru ve güvenilir istatistikler olsaydı, iş hayatımızda heba ettiğimiz kaynakların ve israfın vahim durumunu ve oluşan milli zararı görünce neden başarılı olamadığımız çok daha iyi ortaya çıkar. İddia ediyorum ki; yaşanan tüm siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarımızın sebebi insan israfımızdır. Basit bir örnek verelim. Dünyada çok meşhur bir futbolcu ülkemize geldiğinde birkaç ay içinde neden performansı düşüyor ve bizim futbolculara benziyor? Çünkü adamın alışık olduğu sistem burada yok. İşini doğru yapması gerekenler ve o mevkide olanlarda işin erbabı ve layık olanlar değil!

240_F_37421293_hdAyDExGrvWckwk8j4BGEKy6xm2jDDEk

Steve Jobs’ ı adeta tabulaştırarak, başarılarını ve hayat hikayesini abartıyla paylaşırken şapkayı önümüze koyalım ve neden içimizden Steve Jobs’ ları çıkaramadığımızı bir düşünelim. Eğer mucize peşinde koşmuyorsak veya kendimizi kandırmazsak cevabını zaten kolayca buluruz. Yoksa herkes rolüne devam etsin. Mülakat mı boş verin biri olmazsa diğeri olur. Yeter ki metodu doğru çözün ve uygulayın.

Ne de olsa farklı değil fotokopi aday aranıyor!

PhotocopyPlank_thumb