YÖNETİCİM UYUYOR MU?

Eskiden güzel bir reklam vardı sonunda şöyle bir feryat yükselirdi; “Yönetici Uyuyor mu?” Her ne kadar reklamın konusu farklı bile olsa yöneticinin sorunlar karşısındaki duyarsızlığını ve ilgisizliğini vurguluyordu.

Kabul edelim ki; İş hayatında en büyük sorun insan ilişkileridir hele de Türkiye’ de! Birde yöneticiniz sizi anlamakta ve idare etmekte zorlanıyorsa işiniz gerçekten zor demektir. Bunca yıllık iş hayatımızda ve etrafımızda gördüğümüz kadarıyla işini gerçekten iyi bilen ve elemanlarına karşı duyarlı ve adil davranan, sorumluluklarının bilincinde, idari yetenekleri kuvvetli yönetici sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Zaten yukarı doğru çıkıldıkça ne hikmetse yöneticilerin aşağıyla bağı da kalmamaktadır. Bunu aşmak için dikey değil yatay organizasyon vs. gibi değişik uygulamalarla sorun aşılmaya çalışılmaktadır ama sonuçta iş insanda bitmektedir.

Altında ne olup bittiğini bilmeyen hatta merak dahi etmeyen ve kazandığı yüksek ücretle bol sıfırlı primlerini düşünen sanki o mevkinin getirdiği sorumluluk kendisinin değilmiş de sadece alttaki personelinmiş gibi ilgisiz davranan, duyarsız, pasif ve başarısız yöneticiler hem şirkete zarar vermekte hem de elemanlarını değirmen gibi öğütmektedir. Böyle bir yöneticiye sahipseniz ve alternatifiniz varsa geleceğinizi bir an evvel değerlendirmekte acilen yarar var. Şirketinize çözüm konusunda asla güvenmeyin. Zaman içinde düzelir diye boşuna kendinizi teselli edip oyalalanmayın. Tüm bunlara göz yumuluyorsa zaten sizin hiçbir şansınız yok. “Ya tamam ya devam” diyeceksiniz.

Ülkemizde yıllar içerisinde yöneticilik sadece bilançoda bir başarı yada liyakat olarak değerlendirilirken insan idare etmenin ise ayrı bir eğitim, kültür ve yorum olduğu maalesef anlaşılamamış veya öneminin farkına varılamamıştır. Sadece kağıt üzerindeki finansal verilere dayanarak yada hasbelkader torpil vb. bu mevkilere gelenler işi idari olarak yeterince bilmediklerinden veya kifayetsizlikten ya iş tanımlamalarını yapamamakta yada görev dağılımında sorunlar yaşanmaktadır. Mecburiyetten sesi çıkamayan ve mutlaka işe ihtiyacı olanlar zorunlu olarak kaderine boyun eğmekte ve ezilmekte dolayısıyla yükün en ağırını taşımaktadır. İşin şov kısmında olan ve yöneticiyle ilişkilerinde samimiyeti aşan ve ileri taşıyanlar ise işin kaymağını yemekte ve adeta günü gün etmektedir.

İK’ cılar bu konuda genel olarak etkisiz ve duyarsızdır. Patronlar zaten alt kadrolarla hiç ilgilenmedikleri için durumu bilmemektedir. Onlardan insaf beklemeyin. Çoğunun derdi yüksek karlılık ve düşük maliyettir.

Ülkemizde çalışma koşulları ve saatleriyle ilgili kanunların düşük standartta kalması sebebiyle çalışanın uğradığı haksızlıklar karşısında mücadele etmesi ciddi bir dirence ve inanca sahip olmasına bağlıdır. Zira bu mücadelede en yakın arkadaşları dahi kendisine sırt çevirebilir. Sonuçta şirketinde dışlanabilir ve ayrılmaya zorlanabilir. Mahkemeye başvurduğunda uzun ve sıkıntılı süreçler yetersiz tazminat miktarları vs. derken attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez ve maalesef yapanın yanında kar kalır zihniyeti burada da geçerli olur. Yaşadığınız psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar da acı bir hatıra olarak kalır.

Kısacası siz siz olun. Şayet yöneticiniz uyuyorsa kendi önleminizi kendiniz alın. Hedef tahtasına girerseniz öncesinde tedbirli olun ve alternatifleriniz net olsun. Düşenin dostu olmaz. Siz de “vah vah yazık oldu sen bunu hak etmedin?” edebiyatıyla kapıya konduğunuzda size gaz verenler mutlu mesut yoluna devam eder. Don Kişot gibi yel değirmenleriyle mücadele etmek istiyorsanız bu işe gönül vereceklerle bir platform kurup kendi deneyimlerinizi paylaşmak ve mağdurlara yardımcı olmak maddi olmasa da, manen size büyük bir mutluluk verecektir. Kim bilir belki bu şekilde daha onurlu bir hayatınız ve isminiz olur?

Advertisements

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM!

Geçenlerde metroya bindim ve yanımdaki iki kişi mesaiyi bitirmiş aralarında dertleşiyordu. Bayan olan diğerine işinden ve görevden tatmin olmadığını ve böyle bir iş için mühendis olmanın bile gerekmediğini söyleyerek hayıflanıyordu. Ona göre meslek lisesi mezunu aynı işi yapabilirdi? Firmayı sordum. Tanıdığım ve popüler bir uluslararası firma çıktı. Anladım ki batı cephesinde değişen pek bir şey yok? İşe ilk başladığımda ne gördüysem yıl 2017 ve aynı sorunlar maalesef devam ediyordu!…

Bir fıkra anlatmak isterim; Komutan askerleri çağırır ve “içinizdeki üniversite mezunları bir adım öne çıksın” der. Birkaç kişi öne çıkar. “Yüksek lisans yapanlar bir adım öne çıksın” der. İçlerinden bir kaçı daha öne çıkar. “Doçent olan varsa bir adım öne çıksın der” finale iki kişi kalır. Bu sefer “Profesör olan var mı” diye sorar. Biri heyecanla öne çıkar. Komutan elindeki ampulü uzatarak “şuradakini değiştir” der?

Bizde kaynak ve insan israfı hiç bitmez. Neresinden tutsan dökülen, prensipleri zayıf veya hiç olmayan bir sistemde el yordamıyla ve hasbelkader iş yapılırsa toplumun her kesiminde sonuç hüsran olur.

Mesela son günlerin güncel konusu Arda’ ya gelelim. Bayrampaşa’ dan çıkan hayalini kurduğu takımın maçında top toplayıcıyken kendisini nihayet hayalindeki Barcelona’ da bulan ve çoğu kişiye ilham olacak bir hayat hikayesi ve başarının kahramanı futbolcumuz. Peki bu kadar güzel bir hikayenin eksikleri neler? Bunu irdelemeden önce başka bir örneğe daha bakalım. Yıl 1989 ve yer Monako. Avrupa altın ayakkabı ödülünü alan Tanju Çolak, ödül töreninde sahneye çağrıldığında maalesef birkaç kelime dahi İngilizce konuşamadığı için büyük bir fırsatı kaçırmıştı. Hem kendi hem de ülkemiz adına?

Biz futbolcularımıza inanılmaz ve hayal bile edemeyecekleri, neredeyse onlar için vergi cenneti olan bir ülkede muazzam imkanlar sunuyoruz ancak bu paraları bulduklarında ister istemez kendilerini kaybediyorlar. Çünkü altyapı olarak hazır ve hazımlı değiller. Akıllı davranıp kişisel gelişimlerine yatırım yapacaklarına parayı lüks hayata harcıyorlar ve rotayı erken şaşırıyorlar. Tabi kariyerleri de erken bitiyor. Etrafındakiler, yöneticiler ve patronlar da vasat ve vasıfsız kalınca senaryo tamamlanıyor?

Bu klasik sorun sadece futbolcular ile sınırlı değil tabi ki medya dünyasında da aynı sorun var. Çok kolay para kazanılıyor ama sonrası bocalama? Örneğin yıllardır talk show dünyasının duayenlerinden Beyazıt’ ın programında, herhangi bir yabancı konuk çağırdığında yanında birde tercüman bulunmasını hep yadırgamışımdır. Hadi mesleğin başlarında imkan yoktu ancak parayı bulunca yabancı dile neden yatırım yapılmaz? Neden kişisel gelişim sağlanmaz?

Bu örneklerdeki sorunları peş peşe sıralayabiliriz. Mesela vizyon ve hedef eksikliği, kolay doyuma ulaşılması, zayıf rekabet koşulları, toplumun düşük başarı kriterleri ve kolay prim verme, eğitim ve kültür eksikliği, sistem oluşturamama veya sisteme uyum sağlayamama vs. vs. Sonuçta elimizdeki önemli değerler uluslararası mecrada birer kültür elçisi olarak ülkemizi temsil etme imkanını çok basit sebeplerle kaybediyorlar.

Batıda önce altyapıya yatırım yapılarak sonra başarı beklenirken bizde önce düşük imkanlarda başarı bekleniyor ve başarılı olanlar ise hayatını kurtaran abartılı ödüllere kavuşuyor. Hep kısa vadeli ve sistemsiz çalışmalarla kalıcı değil geçici başarılar sağlamaya çalışıyoruz. Zoru başarma bu olsa gerek!…

İş dünyasında dahi zirveye çıkanların tercih edilmesine ve seçilmelerine bakıyoruz, iştahı kalmamış ve sadece vitrin süsleyenlere yapılan milyonlarca dolarlık yatırımın karşılığı ortada yok. Yazık günah. Milli servetimizi heba ediyoruz? Türlü engeller ve imtihanlarla girmesi bir o kadar zor olan cirosu büyük, rakipsiz ve ünlü firmalarımızın zirvesinden ayrılanlar maalesef hiç ortalıkta yok. Sosyal medya profillerine veya çıkan haberlerine bakın ya magazinde veya sağda solda tatil yaparak erken emekli modunda yaşıyorlar. Düne kadar methiye düzülen bu yöneticilere sormak gerekir? Yahu hiç mi aranızdan girişimci çıkmaz? Peki sizlere her türlü maddi kaynağın yanında verilen kütüphane dolusu eğitim nereye gitti? Demeçlerinizde mangalda kül bırakmıyordunuz. Bu kadar mı cesaretiniz yada vizyonunuz yok? Arkanızda duran firma mı sizi buralara taşıdı? Siz ne katkı sağladınız? Sorular çok tabi!…

Gençlerimiz ise zaten vahim durumda. Mesela hayatında en önemli sınava girecek neymiş geç kalmış. Sen uçağa binecek olsan ve geciksen pilot seni mi bekleyecek? Uçağın bile telafisi var bir sonraki uçuş ile gidersin ama sınavın için 1 sene beklersin. Gerekirse sınav kapısında yat hayatını kurtar ama nerede? Hep laçkalık ve ciddiyetsizlik?

Velhasıl kelam sorun Arda’ ları suçlamak değil. Onları bulmak, eğitmek, yetiştirmek ve korumak zorundayız. Ancak bunu yaparken ölçüyü kaçırmadan hedefleri ortaya koyarak ve heyecanı hiçbir zaman yitirmeden sorumluluk hissi kuvvetli bireyler yetiştirmeliyiz. Yoksa en ufak başarıda “aslansın ve kaplansın” muhabbetiyle gaz verip en ufak bir hatada yerin dibine sokmak klasik şark zihniyeti olur.

ABD niçin dünyaya hakim? Bir sürü sebep yazılır çizilir. Geçiniz bunları. Adamlar geleceği planlıyor. Tutmayabilir ama A planı olmazsa B planı var, C var vs. vs.. Bizim ise hiç bir zaman uzun vadeli planımız yok. Olsa da tutmaz bu kafayla zaten? Biz her alandaki yıldızlarımızı ve gelecek potansiyelimizi kurda kuşa yem eder ve hasbelkader ayakta kalanları da sonrasında değirmenimizde kolayca öğütürüz. Gemisini kurtaran kaptan zihniyeti hakim olduğu müddetçe ne bir Steve Jobs gibi vizyoner ve ne bir Apple gibi marka asla çıkaramayız? Çıkanlar olabilir ama bu kopyala ve yapıştır şeklinde tezahür eder. İstisnalar ise kaideyi bozmaz.

Büyük filozof Diyojen’ in özlü bir sözüyle konuyu kapatalım; “Gölge etme başka ihsan istemem!…”

ACUN’ UN ŞİFRELERİ

2014-survivorin-birincisi-belli-oldu-birinci-kim-oldu-buyuk-final086698964e9b918a0188

Türk televizyonlarında rating açısından en başarılı programlara kimin imza attığını uzun uzadıya düşünmeye hiç gerek yok. Bu sebeple İş ve TV dünyasının, son yıllarda başarılarını özellikle incelemesi gereken önemli bir isim var. Sanırım tek bir isim üzerinde hepimiz hemfikiriz; Acun Ilıcalı.

Parmak arası terliği, şortu ve genelde siyah renkte giymeyi tercih ettiği tişörtleriyle özdeşleşen Acun’ un hayatı incelendiğinde TV macerasından evvel çeşitli trajediler ve tecrübeler yaşamış bir kişi karşımıza çıkıyor. İş hayatında girişimci olarak başladığı ticarette başarısız olan ama spor muhabirliğiyle yola çıktığı TV dünyasında yıllar geçtikçe farkını ortaya koyan Acun ekranlarda “Acun Firarda” adlı özgün programıyla geniş kitlelerce tanınmaya başladı. Daha sonra kendi deyimiyle neredeyse kalkması an meselesiyken son bir hamleyle yayınlanmaya devam eden  “Var mısın Yok musun” yarışması kariyerinin dönüm noktası oldu. Bu program ile büyük bir başarıya imza atan ve yıldızı tamamen parlayan Acun, yıllardır ekranlara getirdiği “Survivor” ile imzasını attığı zirvenin yine keyfini çıkarıyor.

survivor_all_star_2015_2_bolum_full_hd_23_subat_2015_seyret_h285833_ba861

Muhabirlik, sunuculuk, yapımcılık ve son olarak kanal sahibi olarak çıktığı medya yolunda verdiği zorlu mücadele, onun başarısını ve önlenemeyen yükselişini bir kez daha tescil etti. Kim bilir belki yıllar sonra TV dünyamızın kilometre taşları sayılırken Acun öncesi ve sonrası ayrı bir yer tutacak?

Kendisini kişisel olarak tanımam. Ancak dışarıdan verdiği izlenim, tavır ve konuşmaları doğallığından ve prensiplerinden ödün vermediği şeklinde. Belki ünlü olunca ve para kazanınca kısmen değişmiş olabilir. Ama benzer örnekleriyle mukayese edince fazlasıyla mütevazi olduğu kesin. Vefakar ve yardımsever olması da en önemli özelliklerinden. Medya patronu olarak değil hala Acun olarak yoluna devam etmesi ve eski günlerinden taviz vermemesi onu diğerlerinden farklı kılıyor. Bu bile büyük meziyet ve takdire şayan bir özellik.

1428262112851

Mesela hayatının en büyük başarı öyküsü olan Survivor’ ı ele alalım. Bu sene kendi kanalında yaklaşık 4 ay boyunca neredeyse her gün yayınladığı bölümler baştan itibaren ve aylardır tüm ratingleri altüst etti. Sahibi olduğu TV8 kanalı zirveye oturdu. Kendisinden çok daha pahalı ve iddialı programları rating’ de deyim yerindeyse dibe gömdü. Ratinglerde tüm dengeleri altüst eden Acun, parayı bulunca rotasını şaşıran ve şımaranları ratinglerde alaşağı ederek ihtiras ateşlerini söndürürken adeta survivor’ daki gibi mücadelesinin karşılığını fazlasıyla aldı.

Şimdi Survivor’ a baktığınızda geçmişteki BBG (biri bizi gözetliyor) evinin outdoor versiyonunun farklı bir formatı biçiminde ve daha geliştirilmiş hali olduğunu görebiliriz. Eskiden ana haber bültenlerinde dahi konuk edilen ekran yıldızlarını, şimdilerde kimse hatırlamıyor bile! Geride bıraktığımız yıllarda maddi kazancı olmayan katılımcıların ya psikolojisi bozuldu yada geçici şöhretin bedelini ağır travmayla ödediler. Ama Acun ile yola çıkanlar için durum çok daha farklıydı zira çoğu çeşitli kanallarda ve programlarda sunucu, oyuncu, kamera arkası çalışanı vs. oldular. Öyle ki bunların bir kısmı şansını iyi kullanarak medya dünyasında iş, güç ve eş sahibi oldu.

acun-ilicali-survivor

Survivor’ ın ratinglerine bakıldığı zaman kesinlikle Türk halkının büyük ilgisini çektiği ortada. Öncelikle yapılan işin kalitesi belli. Mesela çekimlerin kalitesi müthiş. Özellikle drone’ lar ile yapılan çekimler (gündüz ve gece) çok başarılı, keza müzikler harika, montaj ve kurgu aynı şekilde, sunum zaten başarılı hatta Acun bile her sene daha çok heyecan katıyor olaya. Acun’ un bulunduğu bölümler farklı bir keyif ve heyecanla izleniyor. Ekibin uyumu çok iyi, yarışmalar çekişmeli ve başarılı. Ufak tefek hatalar dışında Acun ve ekibi bu işin profesörü olmuş vaziyette. Artık onun tek sorunu ve önündeki engeli şu; O da kendi başarısı yani bir sonraki sene bundan daha iyisini nasıl yapabilecek ve kendisini nasıl daha da aşacak?

Bu seneki program gösterdi ki yarışmaların ve etapların zorluğu yarışmacıların kesinlikle sportmen ve fit olmasını gerektiriyor. Yada en azından sağlam bir sporcu geçmişi olmalı. Artık yarışların heyecanı ve rekabeti daha çok ön plana çıkıyor. Tabi yarışmacıların fiziki görselliği ve ilave kişisel yetenekleri de seçimlerinde önemli kriter olacak. Keza kamuoyunda tanınan şahsiyetler yüksek rating getirecek vs. vs.

Evet tüm başarılarına rağmen halkın içinden gelen Acun, (Allah’ tan rahmet dilediğimiz) Anne ve Babasını, Babaannesi ve Dedesini çok erken yaşlarda trafik kazalarında kaybederken büyük yıkım yaşamış ve acısını içine gömmüştür. Bir motosiklet kazasında ölümden dönmüş yanındaki arkadaşını bu kazada kaybetmiştir. Bu zor koşullar altında evli, çocuklu ve işsiz kaldığında umutlarını yitirmemiş ve en önemlisi geçmişini yani nereden geldiğini asla unutmamıştır. Tüm bunlar Acun’ u diğerlerinden farklı kılan en önemli özellikleri olsa gerek. İlaveten ekibiyle uyum içerisinde çalışan ve gençlere fırsat veren Acun kendisiyle birlikte yola çıkanları asla unutmayarak klasik patron tavrıyla hareket etmemekte ve ekibini sudan sebeplerle harcamamaktadır. Belki işinin patronu ama oyuncu olarak da bizzat hala sahada yerini almaktadır. İşi bilmeden patronluk yapan ve bilgiçlik taslayanlara özellikle ithaf olunur!…

page_acun-ilicali-dunya-kupasi-maclarinin-hicbirini-yayinlayamayacak_132431821

Acun, medya dünyasını çok iyi tanıyor zira işin mutfağından başlamış. Kimlerin ne düşündüğünü ve ne yapacağını çok iyi biliyor. Dolayısıyla hamlelerini buna göre hesaplayarak yapıyor. Sektör dışından eleman almaktan ve yanında çalıştırmaktan çekinmiyor. Samimiyete önem veriyor. İK’ cılara ve yöneticilere duyurulur. Doğal davranıyor ama kırmızı çizgileri var ve kimseyle ihtiras uğruna çatışma yolunu seçmiyor. Kendi bildiği yolu tercih ediyor ve belki de içinden gelen sesi dinliyor. Risk alıyor ama oyunu ve oyuncuları iyi okumaya çalışıyor. Kişisel ilişkilere ve samimiyete önem veriyor. Para hayatında en önemli şey değil ama yaşamayı biliyor. Para için değer yargılarını kaybetmiyor. Yaptığı işi pazarlamayı iyi biliyor ve elindeki malzemeyi kullanarak farklı mercilerde çok iyi reklam yapıyor. Bu noktada medyadaki bağlantılarını ve çevresini iyi kullanıyor. Sevmeyeni vardır ama seveni çok daha fazla olduğu için Acun adı geçince herkes saygı duyuyor ve şapka çıkarıyor. O televizyonun dahi çocuğu olmayı çoktan hak etti ve alışılmış kalıpları yıktı.

İş ve özellikle TV dünyasında başarılı olmak isteyenler Acun’ un şifrelerini çözmek ve iyi analiz etmek zorunda ancak bu analiz sadece iş dünyasındaki başarısıyla değil kişiliğiyle de ayrıca irdelenmeli. Sonuçta bir markadan söz ediyoruz. Marka olmak öyle kolay değil. Eğer bu kadar zorluk ve rekabet içerisinde başarı varsa buna şapka çıkarılır. Acun’ un en büyük şifresi sadece Survivor programı ve başarısı değil Acun’ un bizzat kendisinin TV dünyamızın asıl kazananı ve gerçek Survivor’ ı olmasıdır.

hd-acun-ilic-084722UD

 

KRİZ KAPIDA !

economic-crisis-tr_2018734b

İş dünyamız 2015’ e girerken zaten çok ümitli girmemişti ta ki Haziran ayına kadar. Haziran ayında yapılan genel seçimlerin sonucu, iç siyaseti kilitleyince ve sandıktan çözüm yerine düğüm çıkınca tüm hesaplar altüst oldu.

Zaten uzun zamandır stresli günler yaşayan ekonomimiz bu durum karşısında çaresiz bir bekleyişe girdi. Muhtemel bir koalisyon yada erken seçim, düğümü belki kısmen yada tamamen çözecek ama yapılması gerekenler zamanında yapılmadığı veya karar alınmadığı için kaybolan zaman ve oluşan ekonomik zarar nasıl telafi edilecek?

Tabi bizim dışımızda gelişen ve olabilecek sürpriz iç ve dış siyasi, askeri veya ekonomik gelişmeler de haliyle ekonomimizi olumlu yada olumsuz etkileyecek. Tüm bunların ışığı altında hali hazırda yavaşlayan bürokrasi ve piyasalarda oluşan belirsizlik sonucu yaşanan daralma tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor.

economiccrisis

İhracatın yavaşlaması, turizmde özellikle Rus turist kaynaklı gerileme, Suriye ve Irak’ da yaşananların ve göçmenlerin ekonomiye olumsuz etkisi vs. derken ip cambazı misali bu kadar dengeyi hesaplamak beraberinde yüksek riskler ve sorunlar getiriyor. Böyle bir tablo üzerine konuşursak, durduğunuz veya yavaşladığınız zaman sorun veya kriz çıkma olasılığı artmaktadır.

Geçmişe baktığımızda krizlere hiçte yabancı bir ülke değiliz ve oluşan her kriz, fırsatçılar için yeni imkanlar sunmakta ama çoğunluk için yeni toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi durumlarda öncelikle döviz ve faiz artmakta, alım gücü hızla düşmekte, yüksek faizle iç ve dış borç ihtiyacı oluşmakta vs. Sonuçta ekonomik krizler tüm dengeleri ve planları altüst etmekte ve tüm moralleri bozmaktadır.

Bu durumda iş dünyası ne yapacak?

Makro seviyedeki iş dünyası önce ortalığı kızıştırır sonra oluşan tablodan çıkan getiriye ve sonuca bakar buna göre de yeni rotasını belirler. Büyüklere kolay kolay bir şey olmaz ama orta ve alt seviyedeki sermaye için şartlar çok daha zordur.

Bu dönemde en büyük sorun panik ve yanlış hamlelerdir. Tabi şans faktörü önemli olmakla birlikte verilecek kararlar ticari ömrünüzün geleceğini belirler. Zira doğru kararlar size nefes alma imkanı sağlarken yanlış kararlar ticari ömrünüzü sonlandırabilir. Mesela ticari piyasa böyle durumlarda klasik tavırlar sergiler. Nedir bunlar dersek;

Böyle zamanlarda öncelikle herkes dikkatli davranır ve alacakları tahsil etmek derdine düşerken borçlarını uzun vadeye yaymak yada geciktirmek, finansal riskleri azaltmak ve borç faizlerini düşürmek ister. Bu dönemlerde mahkeme süreçleri uzun süreceğinden mümkün mertebe zararın neresinden dönülse kardır düşüncesiyle alacaklı yada borçlularıyla anlaşma yolunu tercih etmek olası zararları azaltır.

crisis

Elde kalan yüksek maliyetli stokları eritmek için yeni ve hızlı kampanyalar yapılır ve az stokla çalışmak tercih edilir.

Ürün çeşitliliği azaltılır, çok satılan ve karlı malların üretimine öncelik verilir ve toplam maliyetler düşürülmeye çalışılır.

Mümkün mertebe bayilerin yada müşterilerin stok tutması teşvik edilir.

Acil ihtiyaç yoksa personel alımı durdurulur.

Çalışanlar için bu durumlar aleyhe işler ve firmalar bu günlerde personel azaltmasına gidebilir.

Tüm masraflar gözden geçirilir, promosyon, çekiliş, prim vs gibi uygulamalar askıya alınır, iptal edilir veya ertelenir.

Maaş zamları düşürülür veya dondurulur.

Yeni yatırımlar aciliyeti yoksa askıya alınır.

Satış hedefleri düşürülür ve düşen cirodan oluşan maliyet artışı gözden geçirilir.

Satışlarda çoğunlukla nakit tercih edilir, vadeler kısa ve alacak miktarı düşük tutulur, vade farkı riskten dolayı yüksek kalır.

Alımlarda ise iştahlı davranılmaz fırsatlar takip ve tercih edilir.

040612autoktonia

Kimi departmanlarda personel içerisinde maaş yerine prim sistemiyle çalışanlar öncelikle tercih edilir.

Bazı işlerin bünye dışına çıkarılmasıyla finansal rahatlama sağlanır.

Personel azaltılması sonucu oluşan istihdam açığı ek mesailerle çözülmeye çalışılır ancak mesai ücretleri beyaz yakalılarda pek verilmeyeceği için bireysel iş yükü artar.

Rakiplerin durumu yakından izlenir ve piyasada atılacak adımlarda gerekirse rekabet koşulları rakiplerle birlikte gözden geçirilir. Şayet ittifak sağlanır ve birlikte hareket edilirse dayanışma olur ve güçlü kalınır aksi halde zayıf halka erken düşer.

Tabi yazdıklarıma daha bir çok madde ilave edilebilir ama sonuçta piyasadaki daralma zorlu günlerin habercisi gibidir. Bu dönemde hazırlıksız yakalananlar ve plansız iş yapanlar yani ciddi riske girenleri zor günler beklemektedir.

Velhasıl kelam zor bir yıl geçirdiğimizi göz önüne alarak güneşli günlerin bir an evvel gelmesini temenni edelim. Birey olarak da sorumluluklarımızın farkına vararak ve yere sağlam basarak gerekli tedbirleri alalım.

Ayağını yorganına göre uzat deyimi böyle günler için olsa gerek!…

Financial-Crisis-1

A DREAM COME TRUE ★ BİRLİKTE BAŞARDIK

thank-you-wordle-in-multiple-languages

 

Dear Colleagues,

 

A great day, big milestone and I’ m very proud to announce that Turkish Business Network group (TBN) has reached 150,000 members on LinkedIn. It is a dream come true.

We shared many valuable discussions and contacted people from all around the world. We never changed and dropped our level and people believed that success would come by more contribution. After 6 successful years on LinkedIn, we did a great job and built a popular business network. If you have any opinion, project and offer to improve our facility as a business, please let me know.

You can also join us from Facebook and Twitter pages. Please use the following links to apply;

TBN Facebook: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Please note that you are free to connect if you would like to add me to “Your Professional Network” on LinkedIn, Facebook and Twitter for “Business Purposes” by using the following links. You are also free to endorse and recommend me. I appreciate all your Endorsements and Recommendations.

Blog: www.bulentakyildiz.com

LinkedIn: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

Facebook: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

Twitter: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Wish You a Happy Ramadan and Best Regards

 

Bülent AKYILDIZ

 

The-Sun-Rises-on-150000

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

17 Aralık 2008 tarihinde kurulan ve iş dünyasının buluşma adresi olarak hayata geçen Turkish Business Network grubumuz LinkedIn içerisinde dev bir başarıya imza atarak 150,000 üyeye açık ara ulaşan ilk Türk grubu olmuştur. Bu önemli başarının değerli bir parçası olduğunuz ve destek verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

İleriki süreçte sizin katkı, iştirak ve tavsiyeleriniz sayesinde grubumuzun daha aktif olacağını ve hızlı büyüyeceğini, iş dünyasına heyecan ve yenilikler getirmesini böylece hepimize ışık tutmasını arzu ve ümit ediyorum. Bu sorumluluğu sizlere layık bir biçimde yerine getirebilmek ve grubu daha ileriye götürebilmek için çeşitli düşüncelere sahip olmakla birlikte her türlü işbirliğine açık olduğumu ve bu amaçla yorum, öneri, teklif ve katkılarınızı almaktan memnuniyet duyacağımı ifade etmek isterim. Şayet birlikte yapabileceğimizi düşündüğünüz proje yada işbirliği fırsatlarınız varsa benimle paylaşabilirsiniz.

Gelecekte daha aktif olarak kullanmayı planladığımız Facebook ve Twitter sayfalarımıza aşağıdaki linklerden katılabilir ve grubumuza destek olabilirsiniz.

TBN Facebook: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Hatırlatmak isterim ki LinkedIn’ de, Türkiye’ den en çok bağlantıya sahip üye olarak iş amaçlı bağlantı kurmak isteyenler aşağıdaki LinkedIn, Facebook ve Twitter hesaplarım üzerinden bana davetiye yollayabilir ve bloğumu takip edebilir. Ayrıca kişisel LinkedIn sayfamdaki yetkinliklerimi onaylayarak destek verebilirsiniz. Tüm bağlantılarıma güven ve itibarlarından dolayı teşekkür ederim.

Blog: www.bulentakyildiz.com

LinkedIn: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

Facebook: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

Twitter: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Hayırlı Ramazanlar Dilerim, Saygılarımla.

 

Bülent AKYILDIZ

 

Linked_In

★★★ 6th Anniversary Celebration ★ 6. Yılımızı Kutluyoruz ★★★

imagesOW2EG59N

 

Dear Colleagues,

 

I’ m very proud to announce that Turkish Business Network group (TBN) has completed 6 successful years on LinkedIn by reaching over 140,000 members. I wish to build a more effective network by your help on LinkedIn.

We shared many valuable discussions and contacted people from all around the world. We never changed and dropped our level and people believed that success would come by more contribution. After 6 successful years on LinkedIn, we did a great job and built a popular business network. If you have any opinion, project and offer to improve our facility as a business, please let me know.

You can also join us from Facebook and Twitter pages. Please use the following links to apply;

TBN Facebook Page: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter Page: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Please note that you are free to connect if you would like to add me to “Your Professional Network” on LinkedIn, Facebook and Twitter for “Business Purposes” by using the following links. You are also free to endorse and recommend me. I appreciate all your Endorsements and Recommendations.

My Blog: www.bulentakyildiz.com

My LinkedIn Page: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

My Facebook Page: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

My Twitter Page: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Best Regards

 

Bülent AKYILDIZ

http://www.bulentakyildiz.com

 

imagesQ93WT20I

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

17 Aralık 2008 tarihinde kurulan ve iş dünyasının buluşma adresi olarak hayata geçen Turkish Business Network grubumuz LinkedIn içerisinde 140,000’ i aşan üyesiyle 6. kuruluş yılını bugün kutlamaktadır. Bu önemli başarının değerli bir parçası olduğunuz ve destek verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

İleriki süreçte sizin katkı, iştirak ve tavsiyeleriniz sayesinde grubumuzun daha aktif olacağını ve hızlı büyüyeceğini, iş dünyasına heyecan ve yenilikler getirmesini böylece hepimize ışık tutmasını arzu ve ümit ediyorum. Bu sorumluluğu sizlere layık bir biçimde yerine getirebilmek ve grubu daha ileriye götürebilmek için çeşitli düşüncelere sahip olmakla birlikte her türlü işbirliğine açık olduğumu ve bu amaçla yorum, öneri, teklif ve katkılarınızı almaktan memnuniyet duyacağımı ifade etmek isterim. Şayet birlikte yapabileceğimizi düşündüğünüz proje yada işbirliği fırsatlarınız varsa benimle paylaşabilirsiniz.

6. Yaşımızda daha aktif olarak kullanmayı planladığımız Facebook ve Twitter sayfalarımıza aşağıdaki linklerden katılabilir ve grubumuza destek olabilirsiniz.

TBN Facebook Sayfamız: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter Sayfamız: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Hatırlatmak isterim ki LinkedIn’ de, Türkiye’ den en çok bağlantıya sahip üye olarak iş amaçlı bağlantı kurmak isteyenler aşağıdaki LinkedIn, Facebook ve Twitter hesaplarım üzerinden bana davetiye yollayabilir ve bloğumu takip edebilir. Tüm bağlantılarıma güven ve itibarlarından dolayı teşekkür ederim.

Blog Sayfam: www.bulentakyildiz.com

LinkedIn Sayfam: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

Facebook Sayfam: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

Twitter Sayfam: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Saygılarımla.

 

Bülent AKYILDIZ

http://www.bulentakyildiz.com