KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN

Kadir-Gecesiniz-Mübarek-Olsun

Maddi ve manevi pek çok hikmet ve rahmeti, bereket ve mağfireti bünyesinde barındıran Ramazan ayında yer alan, Yüce Yaratan’ın insanlığa kurtuluş çağrısı olan Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece…Leyle-i Kadir…Kadrü kıymet bilme, Rabbimizin bizlere sunduğu sayısız nimetlerin farkında olma zamanı…

“Gerçek biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazl-u şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Rûh, Rablerinin izni ile, herbir iş için iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selamdır”. (Kadir, 97/1-5)

Peygamber Efendimiz “faziletine inanarak ve sevabını da yalnız Allah’tan umarak Kadir gecesini güzel amellerle geçirenlerin geçmiş günahlarının bağışlanacağı” (Buhârî, İman, 25, 27, 28; Müslim, Müsafi rîn, 173-176) müjdesini vermekte ve bu gecede “Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle” (Tirmizi, Deavat, 84; İbn Mâce, Dua, 5)diyerek dua etmemizi tavsiye etmekte…

Kadir Gecemiz mübarek olsun. Bu gece, Rabbimiz katındaki kadrimizin yücelmesine vesile olsun.

Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr

 

YUNAN RULETİ

LON815-629_2015_194111_hd-878x494

Meşhur Rus ruleti, Yunanistan Başbakanı Çipras sayesinde Yunan ruletine dönmüş durumda. Uzun zamandır mirasyedi gibi Avrupa Birliği’ nin verdiği paraları ve yardımları har vurup harman savuran Yunanlılar rüyadan uyanıp gerçeklerle yüzleşince neye uğradıklarını şaşırdılar. Düne kadar Avrupa’ nın şımarık çocuğu muamelesi gören, bundan faydalanarak durumu idare eden ve imkanlarından çok daha lüks bir hayat süren Yunanlılar, paralar suyunu çekince ve kemer sıkmaya başlanınca paniğe ve şoka girdiler.

Kemer sıkmaya alışık olmayan Yunanlılar, genel seçimde hislerine tercüman olan Çipras’ a güvenerek onu Başbakan seçtiler. Çipras ve ekibi fazlasıyla rahat tavırlarıyla sanki ülkenin hiç 323 milyar Euro’ luk dış borcu yokmuş gibi Avrupa’ lı patronlarıyla dans etmeye ve dalga geçmeye başlayınca Alman Başbakanı Merkel’ in başı çektiği patron grubunu bayağı kızdırdı. Çünkü karşılarında ciddi bir muhatap arayan Avrupa’ lılar böyle rahat bir tavırdan hatta laubalilikten hiç memnun kalmadı. Yıllar içinde kendi elleriyle Yunanistan’ ı bu duruma getiren ve tembelliğe alıştıran Avrupa’ lı patronlar ile Yunanlılar arasında şimdi sirtaki oynanmaya başlandı.

Sirtaki_at_Accroches_coeurs

Çipras ilk başlardaki rahat tavırlarının ve söylemlerinin karşılığında taviz koparacağını sanırken köşeye sıkışınca havlu atmak yerine hemen referandum kartına başvurdu. Çipras, sandıktan çıkan %61′ lik hayır oyları sayesinde Yunan halkının desteğini aldığı mesajını vermek isterken Avrupa’ lı liderler bu baş ağrısı meseleyi nasıl halledeceklerini kara kara düşünüyorlar.

Yunanistan haricinde şu an hiç kimse bu durumdan memnun değil ama bunu itiraf etmekte zorlandıklarından ve her şeyden evvel batan paraları nasıl kurtaracaklarını düşündüklerinden Uluslararası kamuoyunda garip bir sessizlik hakim. Sert demeçlerden ve keskin tepkilerden kaçınılıyor.

IMF’ ye göre sadece gelecek 3 sene içinde Yunanistan’ ın en az 60 milyar Euro finansmana (10 milyarı acilen) ihtiyacı var. Toplamda 323 milyar Euro gelen borcun ise 240 milyarı Avrupa’ ya ait. Burada  en büyük borç 68 milyar Euro ile Almanya’ ya ait. Onu 43.8 milyar Euro ile Fransa, 38.4 milyar Euro ile İtalya, 25 milyar Euro ile İspanya, Hollanda 13,4 milyar Euro, İngiltere 10,8 milyar Euro, Belçika 7,5 milyar Euro, Avusturya 5,9 milyar Euro, Finlandiya 3,7 milyar Euro ile takip ediyor. Yunanistan’ ın IMF’ ye borcu ise 21.4 Milyar Euro.

11 milyona yakın nüfusu ve 186.5 milyar Euro GSYH ile neredeyse uçan kuşa borçlu olan Yunanistan’ da kişi başı borç yaklaşık 30,000 Euro’ ya denk geliyor.

XPK102-626_2015_191943_hd-878x494

Üretmeden tüketmenin ibretlik bir örneği olan Yunanistan’ ın çoktan battığı halde neden bu kadar finanse edildiği ise ayrı bir soru? Şayet Yunanistan’ a taviz verilirse borçlu olan diğer ülkeler için emsal teşkil edeceğinden yeni bir akım ve sorunlar silsilesi de doğabilir. Bu da alacaklı ülkelerde ciddi bir sorun oluşturacağından böyle bir senaryonun gerçekleşmesi istenmiyor. Ancak Yunanistan kendi durumunu şantaj malzemesi olarak kullanıp “biz zaten batmışız o zaman siz de bu faturaya katlanın yada bizi rahat bırakın biz kafamıza göre takılalım” zihniyetiyle yola devam etmek istiyor. Bu alışılmadık tutum ve durum dünya piyasalarında umulmadık sorunlar oluşturacağından bu duruma göz yumanlar nasıl bir yumuşak geçiş yapılacak ve orta yol bulunacak kara kara bunu düşünüyorlar.

Yunanistan’ ın niyeti ise açık ve mümkün mertebe borçlarının üzerine çizik attırmak yani sildirmek kalanı için ise Avrupalıların değil kendi önerdikleri plana göre hareket etmek ki burada açıkça ifade edilmiyor ama borç ödeyecek imkanları zaten olmadığından borcu borçla çevirmek ve vade sürelerini uzatmak istiyorlar.

287630_66914386

Yıllarca yan gelip yatan ve bize örnek gösterilen Yunanistan’ ın nasıl bu günlere geldiği ve sözde refahın gerçek yüzü ortaya çıktı. Kurtuluş savaşından sonra (komşuluğumuz süresince) Kıbrıs harekatıyla askeri olarak karşı karşıya geldiğimiz Yunanistan aslında hiçbir dönemde bize karşı olumlu düşünmedi. Zeytin dalı edebiyatı ve siyasetiyle kendimizi kandırdığımız dönemler dahil olmak üzere ne zaman Avrupa’ yla ilişkilerimizi geliştirmek istesek önümüzde ilk önce Yunan engelini bulduk. Belki de bahane edildi. Ege denizi ve adaların bitmeyen tartışmaları, kıta ve hava sahanlığı sorunları, yasadışı örgütler vs. derken Kıbrıs sorunu altında Helen zihniyetinin hayalleri bizi hep taciz etti.

Oluşan durumda tabi tüm dünya gibi bizde gelişmeleri ilgi ve merakla izliyoruz. Ancak diğer taraftan kendi durumumuzu da gözden geçirmeliyiz. Zira olası ekonomik sorunların global etkileri bize de sirayet edebilir. Bu durumda gelişmekte olan ve ciddi göç tehlikesi altında kalan bir ülke olarak şimdiden gerekli tedbirleri düşünerek her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız. Halihazırda zaten olası erken seçim hazırlığı yapılan bir ülkede oluşan siyasi boşluk yüzünden mevcut otoritenin Yunanistan krizi ve devam eden ekonomik durgunluğu göz önüne alarak gerekli tedbirleri elden bırakmaması gerekiyor.

A European Union (EU) flag, left, and Greek national flag fly near the Parthenon temple on Acropolis hill in Athens, Greece, on Monday, Oct. 31, 2011. Europe's plan to solve the region's debt crisis made credit-default swaps covering Greece "ineffective," Moody's Investors Service said. Photographer: Angelos Tzortzinis/Bloomberg via Getty Images

Eskiden borcunu ödemeyenlerin mal varlığına el konurdu ama günümüzde bunu yapmak neredeyse imkansız özellikle devletler söz konusu olunca. Ancak savaş koşullarında bu geçerli olabilir. Ona da imkan olmadığına göre Yunanistan, Avrupa birliğiyle anlaşsa bile kaçınılmaz son belli ve er geç acı reçete önüne konacak. Şayet Yunanistan tehdit ve şantajda ileri gidip Avrupa birliğine rest çeker yada karşı çıkarsa ne olacak? Çok düşük bir seçenek ancak böyle bir durum olursa kaderiyle yüzleşmek durumunda kalacak. Yanaşabileceği Rusya ve Çin gibi ülkeler geçici olarak destek verebilir ama onların koşulları ve beklentileri de farklı ve ağır olacak. Böyle bir senaryo ise Avrupa ve ABD’ nin hiç de istemediği bir durum. Kısacası dünya siyasetinde ve ekonomisinde ilginç bir örnekle karşı karşıyayız burada yapılacak sürpriz hamleler hem Avrupa hem de Dünya siyaseti ve ekonomisinde yeni sayfalar açılmasına yol açabilir.

Şu an seyirci olarak olan biteni izleyenlerse, iş kendilerine dokununca sahaya inmek durumunda kalabilir. Her şeye hazırlıklı olmak lazım. Belli olmaz pusuda bekleyenler için yeni fırsatlar bile çıkabilir nede olsa batan geminin malları bunlar!

eu2

ACUN’ UN ŞİFRELERİ

2014-survivorin-birincisi-belli-oldu-birinci-kim-oldu-buyuk-final086698964e9b918a0188

Türk televizyonlarında rating açısından en başarılı programlara kimin imza attığını uzun uzadıya düşünmeye hiç gerek yok. Bu sebeple İş ve TV dünyasının, son yıllarda başarılarını özellikle incelemesi gereken önemli bir isim var. Sanırım tek bir isim üzerinde hepimiz hemfikiriz; Acun Ilıcalı.

Parmak arası terliği, şortu ve genelde siyah renkte giymeyi tercih ettiği tişörtleriyle özdeşleşen Acun’ un hayatı incelendiğinde TV macerasından evvel çeşitli trajediler ve tecrübeler yaşamış bir kişi karşımıza çıkıyor. İş hayatında girişimci olarak başladığı ticarette başarısız olan ama spor muhabirliğiyle yola çıktığı TV dünyasında yıllar geçtikçe farkını ortaya koyan Acun ekranlarda “Acun Firarda” adlı özgün programıyla geniş kitlelerce tanınmaya başladı. Daha sonra kendi deyimiyle neredeyse kalkması an meselesiyken son bir hamleyle yayınlanmaya devam eden  “Var mısın Yok musun” yarışması kariyerinin dönüm noktası oldu. Bu program ile büyük bir başarıya imza atan ve yıldızı tamamen parlayan Acun, yıllardır ekranlara getirdiği “Survivor” ile imzasını attığı zirvenin yine keyfini çıkarıyor.

survivor_all_star_2015_2_bolum_full_hd_23_subat_2015_seyret_h285833_ba861

Muhabirlik, sunuculuk, yapımcılık ve son olarak kanal sahibi olarak çıktığı medya yolunda verdiği zorlu mücadele, onun başarısını ve önlenemeyen yükselişini bir kez daha tescil etti. Kim bilir belki yıllar sonra TV dünyamızın kilometre taşları sayılırken Acun öncesi ve sonrası ayrı bir yer tutacak?

Kendisini kişisel olarak tanımam. Ancak dışarıdan verdiği izlenim, tavır ve konuşmaları doğallığından ve prensiplerinden ödün vermediği şeklinde. Belki ünlü olunca ve para kazanınca kısmen değişmiş olabilir. Ama benzer örnekleriyle mukayese edince fazlasıyla mütevazi olduğu kesin. Vefakar ve yardımsever olması da en önemli özelliklerinden. Medya patronu olarak değil hala Acun olarak yoluna devam etmesi ve eski günlerinden taviz vermemesi onu diğerlerinden farklı kılıyor. Bu bile büyük meziyet ve takdire şayan bir özellik.

1428262112851

Mesela hayatının en büyük başarı öyküsü olan Survivor’ ı ele alalım. Bu sene kendi kanalında yaklaşık 4 ay boyunca neredeyse her gün yayınladığı bölümler baştan itibaren ve aylardır tüm ratingleri altüst etti. Sahibi olduğu TV8 kanalı zirveye oturdu. Kendisinden çok daha pahalı ve iddialı programları rating’ de deyim yerindeyse dibe gömdü. Ratinglerde tüm dengeleri altüst eden Acun, parayı bulunca rotasını şaşıran ve şımaranları ratinglerde alaşağı ederek ihtiras ateşlerini söndürürken adeta survivor’ daki gibi mücadelesinin karşılığını fazlasıyla aldı.

Şimdi Survivor’ a baktığınızda geçmişteki BBG (biri bizi gözetliyor) evinin outdoor versiyonunun farklı bir formatı biçiminde ve daha geliştirilmiş hali olduğunu görebiliriz. Eskiden ana haber bültenlerinde dahi konuk edilen ekran yıldızlarını, şimdilerde kimse hatırlamıyor bile! Geride bıraktığımız yıllarda maddi kazancı olmayan katılımcıların ya psikolojisi bozuldu yada geçici şöhretin bedelini ağır travmayla ödediler. Ama Acun ile yola çıkanlar için durum çok daha farklıydı zira çoğu çeşitli kanallarda ve programlarda sunucu, oyuncu, kamera arkası çalışanı vs. oldular. Öyle ki bunların bir kısmı şansını iyi kullanarak medya dünyasında iş, güç ve eş sahibi oldu.

acun-ilicali-survivor

Survivor’ ın ratinglerine bakıldığı zaman kesinlikle Türk halkının büyük ilgisini çektiği ortada. Öncelikle yapılan işin kalitesi belli. Mesela çekimlerin kalitesi müthiş. Özellikle drone’ lar ile yapılan çekimler (gündüz ve gece) çok başarılı, keza müzikler harika, montaj ve kurgu aynı şekilde, sunum zaten başarılı hatta Acun bile her sene daha çok heyecan katıyor olaya. Acun’ un bulunduğu bölümler farklı bir keyif ve heyecanla izleniyor. Ekibin uyumu çok iyi, yarışmalar çekişmeli ve başarılı. Ufak tefek hatalar dışında Acun ve ekibi bu işin profesörü olmuş vaziyette. Artık onun tek sorunu ve önündeki engeli şu; O da kendi başarısı yani bir sonraki sene bundan daha iyisini nasıl yapabilecek ve kendisini nasıl daha da aşacak?

Bu seneki program gösterdi ki yarışmaların ve etapların zorluğu yarışmacıların kesinlikle sportmen ve fit olmasını gerektiriyor. Yada en azından sağlam bir sporcu geçmişi olmalı. Artık yarışların heyecanı ve rekabeti daha çok ön plana çıkıyor. Tabi yarışmacıların fiziki görselliği ve ilave kişisel yetenekleri de seçimlerinde önemli kriter olacak. Keza kamuoyunda tanınan şahsiyetler yüksek rating getirecek vs. vs.

Evet tüm başarılarına rağmen halkın içinden gelen Acun, (Allah’ tan rahmet dilediğimiz) Anne ve Babasını, Babaannesi ve Dedesini çok erken yaşlarda trafik kazalarında kaybederken büyük yıkım yaşamış ve acısını içine gömmüştür. Bir motosiklet kazasında ölümden dönmüş yanındaki arkadaşını bu kazada kaybetmiştir. Bu zor koşullar altında evli, çocuklu ve işsiz kaldığında umutlarını yitirmemiş ve en önemlisi geçmişini yani nereden geldiğini asla unutmamıştır. Tüm bunlar Acun’ u diğerlerinden farklı kılan en önemli özellikleri olsa gerek. İlaveten ekibiyle uyum içerisinde çalışan ve gençlere fırsat veren Acun kendisiyle birlikte yola çıkanları asla unutmayarak klasik patron tavrıyla hareket etmemekte ve ekibini sudan sebeplerle harcamamaktadır. Belki işinin patronu ama oyuncu olarak da bizzat hala sahada yerini almaktadır. İşi bilmeden patronluk yapan ve bilgiçlik taslayanlara özellikle ithaf olunur!…

page_acun-ilicali-dunya-kupasi-maclarinin-hicbirini-yayinlayamayacak_132431821

Acun, medya dünyasını çok iyi tanıyor zira işin mutfağından başlamış. Kimlerin ne düşündüğünü ve ne yapacağını çok iyi biliyor. Dolayısıyla hamlelerini buna göre hesaplayarak yapıyor. Sektör dışından eleman almaktan ve yanında çalıştırmaktan çekinmiyor. Samimiyete önem veriyor. İK’ cılara ve yöneticilere duyurulur. Doğal davranıyor ama kırmızı çizgileri var ve kimseyle ihtiras uğruna çatışma yolunu seçmiyor. Kendi bildiği yolu tercih ediyor ve belki de içinden gelen sesi dinliyor. Risk alıyor ama oyunu ve oyuncuları iyi okumaya çalışıyor. Kişisel ilişkilere ve samimiyete önem veriyor. Para hayatında en önemli şey değil ama yaşamayı biliyor. Para için değer yargılarını kaybetmiyor. Yaptığı işi pazarlamayı iyi biliyor ve elindeki malzemeyi kullanarak farklı mercilerde çok iyi reklam yapıyor. Bu noktada medyadaki bağlantılarını ve çevresini iyi kullanıyor. Sevmeyeni vardır ama seveni çok daha fazla olduğu için Acun adı geçince herkes saygı duyuyor ve şapka çıkarıyor. O televizyonun dahi çocuğu olmayı çoktan hak etti ve alışılmış kalıpları yıktı.

İş ve özellikle TV dünyasında başarılı olmak isteyenler Acun’ un şifrelerini çözmek ve iyi analiz etmek zorunda ancak bu analiz sadece iş dünyasındaki başarısıyla değil kişiliğiyle de ayrıca irdelenmeli. Sonuçta bir markadan söz ediyoruz. Marka olmak öyle kolay değil. Eğer bu kadar zorluk ve rekabet içerisinde başarı varsa buna şapka çıkarılır. Acun’ un en büyük şifresi sadece Survivor programı ve başarısı değil Acun’ un bizzat kendisinin TV dünyamızın asıl kazananı ve gerçek Survivor’ ı olmasıdır.

hd-acun-ilic-084722UD

 

KRİZ KAPIDA !

economic-crisis-tr_2018734b

İş dünyamız 2015’ e girerken zaten çok ümitli girmemişti ta ki Haziran ayına kadar. Haziran ayında yapılan genel seçimlerin sonucu, iç siyaseti kilitleyince ve sandıktan çözüm yerine düğüm çıkınca tüm hesaplar altüst oldu.

Zaten uzun zamandır stresli günler yaşayan ekonomimiz bu durum karşısında çaresiz bir bekleyişe girdi. Muhtemel bir koalisyon yada erken seçim, düğümü belki kısmen yada tamamen çözecek ama yapılması gerekenler zamanında yapılmadığı veya karar alınmadığı için kaybolan zaman ve oluşan ekonomik zarar nasıl telafi edilecek?

Tabi bizim dışımızda gelişen ve olabilecek sürpriz iç ve dış siyasi, askeri veya ekonomik gelişmeler de haliyle ekonomimizi olumlu yada olumsuz etkileyecek. Tüm bunların ışığı altında hali hazırda yavaşlayan bürokrasi ve piyasalarda oluşan belirsizlik sonucu yaşanan daralma tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor.

economiccrisis

İhracatın yavaşlaması, turizmde özellikle Rus turist kaynaklı gerileme, Suriye ve Irak’ da yaşananların ve göçmenlerin ekonomiye olumsuz etkisi vs. derken ip cambazı misali bu kadar dengeyi hesaplamak beraberinde yüksek riskler ve sorunlar getiriyor. Böyle bir tablo üzerine konuşursak, durduğunuz veya yavaşladığınız zaman sorun veya kriz çıkma olasılığı artmaktadır.

Geçmişe baktığımızda krizlere hiçte yabancı bir ülke değiliz ve oluşan her kriz, fırsatçılar için yeni imkanlar sunmakta ama çoğunluk için yeni toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi durumlarda öncelikle döviz ve faiz artmakta, alım gücü hızla düşmekte, yüksek faizle iç ve dış borç ihtiyacı oluşmakta vs. Sonuçta ekonomik krizler tüm dengeleri ve planları altüst etmekte ve tüm moralleri bozmaktadır.

Bu durumda iş dünyası ne yapacak?

Makro seviyedeki iş dünyası önce ortalığı kızıştırır sonra oluşan tablodan çıkan getiriye ve sonuca bakar buna göre de yeni rotasını belirler. Büyüklere kolay kolay bir şey olmaz ama orta ve alt seviyedeki sermaye için şartlar çok daha zordur.

Bu dönemde en büyük sorun panik ve yanlış hamlelerdir. Tabi şans faktörü önemli olmakla birlikte verilecek kararlar ticari ömrünüzün geleceğini belirler. Zira doğru kararlar size nefes alma imkanı sağlarken yanlış kararlar ticari ömrünüzü sonlandırabilir. Mesela ticari piyasa böyle durumlarda klasik tavırlar sergiler. Nedir bunlar dersek;

Böyle zamanlarda öncelikle herkes dikkatli davranır ve alacakları tahsil etmek derdine düşerken borçlarını uzun vadeye yaymak yada geciktirmek, finansal riskleri azaltmak ve borç faizlerini düşürmek ister. Bu dönemlerde mahkeme süreçleri uzun süreceğinden mümkün mertebe zararın neresinden dönülse kardır düşüncesiyle alacaklı yada borçlularıyla anlaşma yolunu tercih etmek olası zararları azaltır.

crisis

Elde kalan yüksek maliyetli stokları eritmek için yeni ve hızlı kampanyalar yapılır ve az stokla çalışmak tercih edilir.

Ürün çeşitliliği azaltılır, çok satılan ve karlı malların üretimine öncelik verilir ve toplam maliyetler düşürülmeye çalışılır.

Mümkün mertebe bayilerin yada müşterilerin stok tutması teşvik edilir.

Acil ihtiyaç yoksa personel alımı durdurulur.

Çalışanlar için bu durumlar aleyhe işler ve firmalar bu günlerde personel azaltmasına gidebilir.

Tüm masraflar gözden geçirilir, promosyon, çekiliş, prim vs gibi uygulamalar askıya alınır, iptal edilir veya ertelenir.

Maaş zamları düşürülür veya dondurulur.

Yeni yatırımlar aciliyeti yoksa askıya alınır.

Satış hedefleri düşürülür ve düşen cirodan oluşan maliyet artışı gözden geçirilir.

Satışlarda çoğunlukla nakit tercih edilir, vadeler kısa ve alacak miktarı düşük tutulur, vade farkı riskten dolayı yüksek kalır.

Alımlarda ise iştahlı davranılmaz fırsatlar takip ve tercih edilir.

040612autoktonia

Kimi departmanlarda personel içerisinde maaş yerine prim sistemiyle çalışanlar öncelikle tercih edilir.

Bazı işlerin bünye dışına çıkarılmasıyla finansal rahatlama sağlanır.

Personel azaltılması sonucu oluşan istihdam açığı ek mesailerle çözülmeye çalışılır ancak mesai ücretleri beyaz yakalılarda pek verilmeyeceği için bireysel iş yükü artar.

Rakiplerin durumu yakından izlenir ve piyasada atılacak adımlarda gerekirse rekabet koşulları rakiplerle birlikte gözden geçirilir. Şayet ittifak sağlanır ve birlikte hareket edilirse dayanışma olur ve güçlü kalınır aksi halde zayıf halka erken düşer.

Tabi yazdıklarıma daha bir çok madde ilave edilebilir ama sonuçta piyasadaki daralma zorlu günlerin habercisi gibidir. Bu dönemde hazırlıksız yakalananlar ve plansız iş yapanlar yani ciddi riske girenleri zor günler beklemektedir.

Velhasıl kelam zor bir yıl geçirdiğimizi göz önüne alarak güneşli günlerin bir an evvel gelmesini temenni edelim. Birey olarak da sorumluluklarımızın farkına vararak ve yere sağlam basarak gerekli tedbirleri alalım.

Ayağını yorganına göre uzat deyimi böyle günler için olsa gerek!…

Financial-Crisis-1

A DREAM COME TRUE ★ BİRLİKTE BAŞARDIK

thank-you-wordle-in-multiple-languages

 

Dear Colleagues,

 

A great day, big milestone and I’ m very proud to announce that Turkish Business Network group (TBN) has reached 150,000 members on LinkedIn. It is a dream come true.

We shared many valuable discussions and contacted people from all around the world. We never changed and dropped our level and people believed that success would come by more contribution. After 6 successful years on LinkedIn, we did a great job and built a popular business network. If you have any opinion, project and offer to improve our facility as a business, please let me know.

You can also join us from Facebook and Twitter pages. Please use the following links to apply;

TBN Facebook: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Please note that you are free to connect if you would like to add me to “Your Professional Network” on LinkedIn, Facebook and Twitter for “Business Purposes” by using the following links. You are also free to endorse and recommend me. I appreciate all your Endorsements and Recommendations.

Blog: www.bulentakyildiz.com

LinkedIn: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

Facebook: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

Twitter: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Wish You a Happy Ramadan and Best Regards

 

Bülent AKYILDIZ

 

The-Sun-Rises-on-150000

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

17 Aralık 2008 tarihinde kurulan ve iş dünyasının buluşma adresi olarak hayata geçen Turkish Business Network grubumuz LinkedIn içerisinde dev bir başarıya imza atarak 150,000 üyeye açık ara ulaşan ilk Türk grubu olmuştur. Bu önemli başarının değerli bir parçası olduğunuz ve destek verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

İleriki süreçte sizin katkı, iştirak ve tavsiyeleriniz sayesinde grubumuzun daha aktif olacağını ve hızlı büyüyeceğini, iş dünyasına heyecan ve yenilikler getirmesini böylece hepimize ışık tutmasını arzu ve ümit ediyorum. Bu sorumluluğu sizlere layık bir biçimde yerine getirebilmek ve grubu daha ileriye götürebilmek için çeşitli düşüncelere sahip olmakla birlikte her türlü işbirliğine açık olduğumu ve bu amaçla yorum, öneri, teklif ve katkılarınızı almaktan memnuniyet duyacağımı ifade etmek isterim. Şayet birlikte yapabileceğimizi düşündüğünüz proje yada işbirliği fırsatlarınız varsa benimle paylaşabilirsiniz.

Gelecekte daha aktif olarak kullanmayı planladığımız Facebook ve Twitter sayfalarımıza aşağıdaki linklerden katılabilir ve grubumuza destek olabilirsiniz.

TBN Facebook: https://www.facebook.com/groups/178812285658991/

TBN Twitter: https://twitter.com/TURKISHBUSINESS

Hatırlatmak isterim ki LinkedIn’ de, Türkiye’ den en çok bağlantıya sahip üye olarak iş amaçlı bağlantı kurmak isteyenler aşağıdaki LinkedIn, Facebook ve Twitter hesaplarım üzerinden bana davetiye yollayabilir ve bloğumu takip edebilir. Ayrıca kişisel LinkedIn sayfamdaki yetkinliklerimi onaylayarak destek verebilirsiniz. Tüm bağlantılarıma güven ve itibarlarından dolayı teşekkür ederim.

Blog: www.bulentakyildiz.com

LinkedIn: http://www.linkedin.com/profile/view?id=27343421

Facebook: https://www.facebook.com/bulent.akyildiz2

Twitter: http://twitter.com/BULENTAKYILDIZ

 

Hayırlı Ramazanlar Dilerim, Saygılarımla.

 

Bülent AKYILDIZ

 

Linked_In

FOTOKOPİ DEĞİL DOĞAL OLUN!

maxresdefault

Geçenlerde bir dostum ile buluştuğumda bana iş görüşmelerinde adayların yaptığı hatalardan bahsetti ve iş görüşmesinde ilk başta verilen intibanın görüşmenin tamamını olumlu yada olumsuz etkilediğini söyleyince konuyu biraz düşünüp farklı yorumlamak istedim.

stock-footage-businesswoman-interviewing-job-applicant

Evet iş görüşmeleri ciddi bir çaba ve bir işe girebilmek için ilk intiba çok önemli özellikle günümüz şartlarında adaylar bu şekilde koşullanıyor. Öyle ki eskiden CV’ deki detaylar daha ön plana çıkardı şimdi ise istisnalar hariç ilk başta (fiziksel) görsellik daha sonra konuşma ve hakimiyet finalde ise karşı tarafı etkilemeyle sona eriyor. Tamamen tiyatral bir çalışma. Şayet tiyatroya ilgi duyuyorsanız ve bu konuda eğitim aldıysanız bir adım öndesiniz. Bu sorunun cevabı hayır ise kariyeriniz için bir kez daha önemini düşünmenizi tavsiye ederim.

Günümüz dünyasında “Show Business” dedikleri tanımlama artık ön planda. Sizin yetkinliklerinizi ölçme becerisine sahip olamayanlar bunu beden dili, hitabet, kişilik testi, tuzak sorulara cevap vs. gibi kuramlarla sorgulayarak buradan % 100 sonuca varmak gibi bir hataya düşülmektedir. Belki o işe en uygun aday siz olmanıza rağmen modern mülakat teknikleri adı altında yapılan mülakatlar sizi ilk başta eleyebilmektedir. Nedeni sizin doğal davranmanız, çeşitli sebeplerden gününüzde olmamanız veyahut belki gerçekten kifayetsiz olmanız olabilir ama büyük olasılıkla oyunu kuralına göre oynamamanız en önemli sebeptir.

t1larg.job_.interview

Dünya bir tiyatro sahnesidir sözü mübalağa değil artık gerçeğin kendisidir. Sadece özel hayatımızda değil iş hayatımızda da ne kadar iyi rol yaparsak ve ne kadar belli metinleri yada davranış kalıplarını iyi ezberlemişsek o kadar başarılı olma şansımız veya şansımızı arttırma imkanımız vardır.

Bazen şunu düşünmeden edemiyorum. Acaba Apple’ ın altın çocuğu Steve Jobs bu iş mülakatlarında bulunsaydı şansı ne olurdu? Veyahut bizden örnek verelim. Kendine has tavırlarıyla tanıdığımız başarılı medya patronu Acun Ilıcalı böyle bir mülakatla iş fırsatı bulabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Özgün ve farklı insanların kendi tarzı ve üslubuyla başkalarının kuralları altında çalışması çok zor.

271879053-job-interview-notebook-notepad-confidence-interview-media

Şayet imkanınız varsa ve en iyisi kendi yolunuzu çizmektir ama imkanınız yoksa özgürlüğünüzden feragat ederek oyunu kuralına göre oynamaya çalışmalısınız. En azından işi ve çevreyi öğrenene kadar sabretmelisiniz. Şayet şansınız yaver gider ve fırsat bulup ileride inisiyatif elde ederseniz oyunun kurallarını kendinize göre belirleyebilirsiniz.

Geçenlerde bir kurultayda misafir olarak bulundum. Bir seçim için sahneye çıktığında şov yapan ve kesintisiz konuşmak uğruna yapay bir performans sergileyen, inanmadığı kelimelerle samimi olmayan bir görüntü çizen ama oyunu kuralına göre uygulayan arkadaşımız sahneden inip yerine oturduğunda davranışları özellikle dikkatimi çekti öyle ki yanındaki kız arkadaşına anlamsız sözler sarfettiğinde aslında işin özetini ortaya koyuyordu. Yani hedefine ulaşması için oynaması gereken bir rol vardı. Rolünü iyi oynadı ve istediği şansı yakaladı. Ama doğru aday mı derseniz orası meçhul? Rol yapmak sadece ezber yeteneği ve sahne performansıdır. Ama gerçekte farklı ve zorlu şartlarda nasıl tepki vereceksin? Operasyonel mi yoksa statik mi davranacaksın? Doğru mu yoksa yanlış mı karar vereceksin? Bunlar ancak işbaşında ve stres altında gözlenebiliyor.

Four different poses of one woman waiting for interview. Sitting in office on chair.

Unutmayalım ki aktörler sadece temsil ve taklit eder, aslı değildir. İnsani davranışlarımız tabi ki olacak. Bundan doğal ne olabilir? Ama mülakat tekniği adı altında kendimizden ve aslımızdan uzaklaşmak ve bunun gereklilik olduğu inancı, iş arayanları aynı fotokopiden çıkar gibi yapay ve rolünü ezberlemiş bir aday haline getiriyor!

Artık iş dünyası, yapay teknikler ve doğallıktan uzaklaşan mülakatlar yüzünden etkinliğini kaybediyor. Adeta robot gibi yönlendirilen fotokopi adaylarla önceden alınması gereken standart eğitimler, MBA, doktora, sertifika, seminer vs. derken farkında olmadan sistemin birer kötü kopyası haline geliniyor.

Öyle ki; gerçekte çeşitli sorunları ve yetersizlikleri olan ama iş hayatında farklı olmaya çalışan, mevcut başarıda görünmek için mutlaka fotoğrafın en önüne kendini atan ama bir başarısızlık durumunda ise ortalıkta görünmeyerek suçu en zayıf halkaya yükleyen bir sistemin parçası olmaktan söz ediyorum.

Vix

Üretmeyen, düşünmeyen, analiz edemeyen, sormayan ve sorgulayamayan, ezberci, taklitçi, standart, yapay davranışlar içeren bir sistemde hala başarılı olamadıysanız bu sizin zaafınız değildir. Mevcut sisteme uyum sağlamadığınızdandır. Eğer halinizden memnun değilseniz yukarıda anlattığım formata gireceksiniz. Yoksa üzülmeyin ve bu şekilde kalmaya devam edin.

Size yaşanmış bir örnek anlatayım. Bugün işe başvursanız size muazzam mülakat teknikleriyle karşınıza çıkacak ve işe alındığınızda zafer kazanmış hissi uyandıracak meşhur ve milyar dolarlık ciroya sahip bir firmanın Genel Müdürü ayrılırken ardından en az 3-4 kişinin kendi koltuğuna aday olabileceğini söylemişti. Ama değil aday olmak dışarıdan yeni bir Genel Müdür gelince bunlara doğrudan yol verildi. Eğer bu arkadaşlar bu kadar başarılı ise ve yetki verildiyse neden bunca yıl sonra bu kadar çabuk harcandılar? Dışarıdan gelen çiçeği burnunda yeni bir Genel Müdür yıllarını vermiş yöneticilerden gelir gelmez çok mu daha etkin ve yetkin olur? Yada zaten bu arkadaşlar miladını doldurmuş veya hasbelkader buralara gelmişlerdi de yeni Genel Müdür vesile mi oldu gitmeleri için? O zaman neden bunca süre katlanıldı bu arkadaşlara?…

workshop-dezvoltare-personala-limbajul-corpului-5

Merak etmeyin onlar da aynen sistemin ürünü olarak bu mevkilere çıktılar. Ne yaptılar zaman içerisinde? Sadece temsil ettiler ve mevcut yürüyen bir sistemde konu mankeni olarak göründüler. Rollerini yaptılar. Ama ne oldu? Daha şimdiden adları çoktan unutulmaya başladı çünkü isimleri hiçbir zaman firmanın önünde olabilecek kapasitede değillerdi sadece firmalar onları bu mevkilere taşıdı ve kimlik kazandırdı.

İşe alım mülakatlarında gerçekte sadece adayların değil bu kadar kötü sonuçları ortaya çıkaran mülakatçıların ve mülakatların da özellikle değerlendirilmesi gerekiyor. Şayet bu konuda doğru ve güvenilir istatistikler olsaydı, iş hayatımızda heba ettiğimiz kaynakların ve israfın vahim durumunu ve oluşan milli zararı görünce neden başarılı olamadığımız çok daha iyi ortaya çıkar. İddia ediyorum ki; yaşanan tüm siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarımızın sebebi insan israfımızdır. Basit bir örnek verelim. Dünyada çok meşhur bir futbolcu ülkemize geldiğinde birkaç ay içinde neden performansı düşüyor ve bizim futbolculara benziyor? Çünkü adamın alışık olduğu sistem burada yok. İşini doğru yapması gerekenler ve o mevkide olanlarda işin erbabı ve layık olanlar değil!

240_F_37421293_hdAyDExGrvWckwk8j4BGEKy6xm2jDDEk

Steve Jobs’ ı adeta tabulaştırarak, başarılarını ve hayat hikayesini abartıyla paylaşırken şapkayı önümüze koyalım ve neden içimizden Steve Jobs’ ları çıkaramadığımızı bir düşünelim. Eğer mucize peşinde koşmuyorsak veya kendimizi kandırmazsak cevabını zaten kolayca buluruz. Yoksa herkes rolüne devam etsin. Mülakat mı boş verin biri olmazsa diğeri olur. Yeter ki metodu doğru çözün ve uygulayın.

Ne de olsa farklı değil fotokopi aday aranıyor!

PhotocopyPlank_thumb

 

4.5 TAN 5G MESELESİ?

WirelessFast_051313-617x416

Gündemde yer alan önce 4G mi sonrasında 4.5’ tan 5G mi diye tartışa duralım artık sınırlarını zorlayan bir 3G altyapısının can çekişen halini görünce bu konuda yapılan tartışmalardan çıkan mevcut sonuç klasik plansızlığımızı ve yetersizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Ama her şeyde bir hayır vardır misali son noktada dahi olsa konunun tartışılması ve yanlış bir yola sürüklenip zaman ve para kaybetmektense tüm ihtiyaçların değerlendirebilmesi amacıyla ertelenmesi son derece yerinde bir karar oldu. Keşke bu daha evvel düşünülüp yapılsaydı ve ertelemeye hiç gerek kalmasaydı.

Jenerasyon-2G-3G-4G-1

3G’ nin ülkemizdeki tarihi başlangıcını biraz hatırlayalım; Türkiye 3G’ye 2009 Nisan başında Danıştay’ın ihalelere onay vermesiyle başladı. 30 Nisan’da operatörler ile anlaşma yapıldı ve onay sonrası şirketler hızlı bir biçimde altyapılarını kurmaya başladı. Böylece 3G serüvenimiz başlayalı tam tamına 6 yıl geçti ve hatırlatma için söyleyelim; Japonya’ dan 11 yıl, Avrupa’ dan ise tam 6 yıl sonra 3G’ ye geçebildik. Gerçi yanlış bir anlamayı düzeltelim zira 3G’ nin özellikle data iletiminde daha hızlı olduğu düşünülürse ülkemizde hala telefonunu klasik amaçlı kullananlar yani “Alo” diyenler için 2G bile yeterli bir teknoloji.

Şimdilerde yine geç kaldığımız 4G ile bizde çağı yakalamayı hatta belki 5G ile gelecekte zirveye konmayı veya ortak olmayı hedefliyoruz ama bu konuda çok net bir yol haritamız olmadığı için belirsizlik hakim. Belki erteleme kararı eksikleri tamamlamak için önemli bir fırsat olmuştur yada öyle temenni ediyoruz.

5g-data-transfer-speed-graphic

Kabul etmek gerekir ki ülkemizde şayet devlet zorlamazsa özel sektör kolay kolay kıpırdamıyor. Dolayısıyla 4G veya olası 5G için tüm yol haritasının ilgili devlet kurumları tarafından açıkça çizilmesi ve belirlenmesi gerekiyor. Kim ne yapacak? Maliyeti ne olacak ve ne zaman hizmete girecek? Kesinlikle iyi bir hesaplama gerekiyor.  Herkesin rolü açıkça belirlenmeli. Bu öyle kolay ve basit bir mesele değil.  Yıllık bazda on milyarlarca dolarlık cirosu olan ve ciddi istihdam barındıran bir sektörden bahsediyoruz. Maalesef şu ana kadar yani GSM tarihimizin 1994′ deki başlangıcından beri bu detaylandırmayı ve yol haritasını hiç bir zaman yapamadık. Yeterince üzerinde çalışılmadığı ve hazırlık yapılmadığı anlaşılan, 2015 Mayıs’ ta da teklif almaya çıkacağı duyurulan 4G ihalesi ertelenince biz son tüketiciler olarak yine hüsrana uğradık ve tekrar başa döndük. Önce 4G konuşurken şimdi bir adım daha ileri giderek 4.5’ tan 5G’ mi ona karar vereceğiz. Şayet bu konuda ilgili kurumlar ne yapacağını bilemiyor ve koordinasyon eksikliği varsa önce bunu düzeltmeliyiz. Soru işaretleriyle yola çıkılmaz.

GRAFICO-ABOUT-US1

Peki 4G veya 5G neden bizim için önemli? Artık mobil telefonlar ve uygulamalar, tablet PC’ ler, akıllı yollar, akıllı kara, deniz , hava araçları ve uygulamaları, ofisteki ve evdeki akıllı cihazlar vs derken günümüz ve yarının dünyasında ciddi bir iletişim network’ üne ve altyapısına ihtiyacımız var. Tabi bu network aynı zamanda yüksek hızlı, kesintisiz ve her yerde ulaşılabilir olmalı. Tüm dünya’da hız çok önemli. Mesafeleri kısaltmak, veri akışını hızlandırmak, bilgi alışverişini çoğaltmak vs. Tüm bu taleplerin ucunda teknolojik altyapı var. Bu altyapı’ da ise haberleşme çok önemli bir yer tutuyor. Artık rakiplerinizi yenmek istiyorsanız teknolojiyi en iyi düzeyde kullanmanız gerekiyor. Bunu yapan bir adım öne geçiyor ve rakiplerine fark atıyor. Geçmişte teknolojide Japonya mucizesi derken şimdi Güney Kore ve çok yakın gelecekte Çin mucizesini konuşacağız ki halihazırda zaten gündemdeler. Tüm bu ülkeler önce taklit sonra özgün üretim derken şimdi lider oldukları alanlarda dünyaya yön veriyorlar. Ama bu rekabette kimsenin durma lüksü yok. Zira herkes kıyasıya mücadele ediyor. Zayıf olan kaybeder. Oyunun kuralı bu.

5G-World-Summit-who-will-you-meet

3G’ de yerli operatörlerimiz artık limitteler yani mevcut koşullarda en fazla bu kadar hizmet sağlanıyor belki bir tık daha fazlası olabilirdi ama o da yatırıma değer mi acaba? Geçmişte verilecek hizmet ve şartlar, ilgili kurumlar tarafından doğru biçimde belirlenseydi daha kaliteli hizmeti daha ucuza alabilirdik ama serbest piyasa koşulları altında meydan boş kalınca sektör yöneticilerimiz hizmet kalitesini arttırmak için teknoloji ve altyapıya önem vermek yerine patronlarını mutlu etmek namına reklamlarla karlılığa odaklandılar. Tüketici bilinçli olmayınca ve devlet kurumları da ilgi göstermeyince şikayete ve ihtiyaçtan oluşan talebe cevap alamadık hatta rekabet yeterli olmayınca arzu ettiğimiz hizmeti ve kaliteyi uzun yıllar göremedik.

Bu noktada devlet kurumlarının tüketici lehine standartları baştan belirlemesi gerekiyordu. Yani biz ihale yaptık ve paraları topladık mantığıyla bu işler yürümüyor. İhalenin bile geçerli bir süresi ve taahhütleri olması gerekiyor. Şayet devlet çeşitli sebeplerden yeni ihalede gecikme yaşarsa telafi etmek için eski ihalenin yürürlükte olmasından dolayı yıllık bazda operatörlerden ek ücret almalı. Tüketici bile hak iddia edebilmeli. Yola çıkarken ihalenin ömrünü mesela 5 sene planlamışsın sonra çeşitli sebeplerden bunu zamanında yenilememişsin. O zaman ihalesiz geçen her ekstra yıl operatörlere ciddi kazanç sağlar. Sen ise sadece bakar ve ciddi bir gelirden olursun. Rüşvet ve suistimal iddialarına fırsat vermemek gerekiyor.

Ayrıca altyapıda milli teknolojinin geliştirilmesi için yüksek oranlı yerli üretim şartı konarak yerli yatırım ve üretim teşvik edilmeli. Yüksek kar marjlarıyla yıllarca yabancı firmaların çiftliğine dönen Türk pazarı bu gidişatı tersine çevirmeli ve bu teknolojiyi (5G) üreterek ihracat yapmalı. İthalat, distribütör ve katma değeri zayıf yerli montaj tuzağıyla oluşan kayıplar ortadan kalkmalı. İşte önümüzde dev bir fırsat ve akıllı davranırsak yüksek teknolojide lokomotif bir sektörün önemli bir oyuncusu olabiliriz.

5g-speedometer-logo

Operatörlerin ve taşeronların (ilgili üreticilerin) önüne teknik, mali ve hukuki şartları net bir biçimde ortaya koyacaksın. Kimse taahhütlerinin altında bir iş yapmayacak ve gerekirse bunları dönemsel yada ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli revize edeceksin. Taleplerinde büyük düşüneceksin ve dayatmacı olacaksın. Merak etmeyin Türk pazarı büyük pasta kimse bu pastayı bırakıp gitmez. Ama bunu yaparken yapay gündemlerden artık kurtulalım. Konulara daha ciddi bakalım mesela yakın gündemimiz; Yok farklı operatörü arayınca ses tonu duymak ister misin yada ne bileyim düne kadar numara taşıması vs. gibi açıkçası boş ve yapay işlerle zaman geçirdik. En son spam SMS’ ler ile ilgili düzenlemeyi bile daha yeni yaptık. Yıl gelmiş 2015 uğraştığımız mevzular maalesef bunlar ki yani zaten düşünülmesi ve yapılması gereken işler!

4g2_2110

4G veya 5G teknolojisine geçtiğimizde evdeki kutu modemlerimizi bile çöpe atabiliriz. Günümüzde konuşmaların çeşitli uygulamalarla artık internet üzerinden yapıldığını varsayarsak yakında kablolu iletişim yani sabit telefon mazi olacak. Devasa fiber hatların desteklediği yeni altyapı sayesinde son derece hızlı iletişim kurabileceğiz. Her yerde video, film vs indirip seyredebileceğiz. Mobil telefonlarda görüntülü görüşme çok daha kolay olacak. Bulunduğumuz iç ve dış ortamdan kesintisiz yüksek görüntü kalitesinde canlı yayın yapabileceğiz. Özgürlük çizgileri daha da çok artacak. Yüksek veri alışverişi buna uygun teknolojilerin de gelişimini sağlayacak. Toplanan çeşitli bilgilerin analizi ve takibi için de hızlı bilgisayarlar, yazılımlar ve sistemler gerekecek. Zaman hepimiz için daha hızlı akıp gidecek. Çok daha yüksek bilgiye kısa süre içinde sahip olabileceğiz. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz çoğu sahne artık hayatımıza daha çok girecek. Kısacası yakın geleceğin altyapısından bahsediyoruz.

5g-mobile-network

Bir çok konuda çağı yakalamak hususunda zamanında yatırım ve üretim yapmamanın acısını çok çektik. Bu bilinen bir gerçek ama yine şansımız var ve telekomünikasyon da bizim için lokomotif sektörlerden biri olabilir. Bu konuda rekabet bir hayli fazla ancak uygulama, tasarım ve üretim konusunda önümüzde fırsatlar çok. Doğru politikalar ve teşvikler bize büyük imkanlar kazandırabilir. Sektörün içindekilerin ve hatta örneğin medya gibi dışındakilerin de büyük çaba sarf etmesi gerekiyor. Mesela ortak komitelerde fikir alışverişi yapılması, yeni projeler üretilmesi ve desteklenmesi, devlete rehber olabilecek raporlar hazırlanması ve taleplerin dile getirilmesi vs. özel sektörün sadece siyaset yapması değil iş odaklı çalışması için de mükemmel bir fırsat oluşturabilir. Tabi bu işleri tümüyle özel sektöre bırakmakla olmuyor. Devlet olarak teşvik, hibe, destek, hedef ve beklentileri zorlamak şart!…

Evet sektörde sorun çok ama herkes kendi dünyasında olduğu için önümüzdeki pastayı görmüyoruz. Varsa yoksa tarife ve promosyon üzerinden mevcut pastayı bölüşme derdinde herkes. Ülke ekonomisine katma değeri olmayan kolay yanı bu. Halbuki başımızı kaldıralım ve birlikte düşünüp üretmeye odaklanalım. Fırsatlar önümüzde duruyor. Yeter ki herkes iyi niyet ve samimiyetini ortaya koysun.

161671803

4G mi 5G’ mi derken ADLS yada fiber internete bağlanmak için milyonlarca modem satıldı. Bunun maliyetini bir hesaplayalım keza altyapı için harcanan para ortada. Ülkedeki tüm internet ihtiyacının (kabloyla yapılan hariç) çoğu 4G veya 5G ile sağlansa ciddi bir maliyet düşümü ve ekonomik kazanım sağlanır.

Bu işlere soyunurken yatırımların cari açığa etkisi, yatırımda yerli ve yabancı oranı, mevcut operatörlerin mali durumu, yerli teknoloji vs. derken her şeyi mükemmel şekilde planlamak ve yürütmek tabi mümkün değil ama teknolojinin ucunu da artık kaybetmemek lazım. Kim bilir belki de önümüzde tarihi bir fırsat duruyor? Yeni (?) G ile ya bizde bu rekabette yer alırız veyahut seyirci olarak kalmaya devam ederiz!…

5g-tecnology-abhisheks-ppt-4-638

4G mi 5G mi derseniz, teknik değerlendirmesini burada ayrıca yapmaya gerek yok ama zamanında beğeniye sunulan yerli ilk arabamız Devrim’ e benzin konmadığı bahanesiyle araba üretemedik yada bize ürettirmediler ve daha sonra ithalatın kucağına düşerek Cumhuriyet tarihimiz boyunca %100 ‘ ü yerli hiç bir aracı seri olarak üretemedik. Ama geçen zaman zarfında tüm dünya bu konuda çaba ve ilerleme gösterdi. Mesela otomotiv sektörü Almanya ekonomisinin can damarı ve en önemli ihracat kalemi. Biz ise 2015’ de bari elektrikli yada hibrit araçlarla çağı yakalayalım diyoruz. Devrim’ den beri kaybedilen süre nereden baksanız 55 yıl (Cumhuriyet’ in kuruluşundan beri ise 92 yıl) ve karşılığı yüz milyarlarca dolarlık kaynak ithalatla birlikte heba oldu, uçtu gitti ülkemizden ve hepimizin cebinden? Yedek parçasıyla birlikte dev bir pazardan bahsediyoruz!…

GSM’ de daha fazla vakit kaybetmeden ve mutlaka bir yerden ama sağlam biçimde yola çıkarak bu işe soyunmamız şart ve bunu yaparken de en ideal formülü bulmamız gerekiyor. Önceden detaylı yol haritası çizilirse herkes kendini ona göre ayarlar ve hesabını yapar ama belirsizlikler sadece zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Umarım yakın zamanda net bir tablo ile her şey daha güzel olur hepimiz ve ülkemiz için.

Kısacası; 4.5’ tan 5G bir an evvel hazır ve memleketimize hayırlı olsun!

5g-ile-hayat-hizlanacak

İSTANBUL AUTOSHOW 2015 VE İZLENİMLERİM

20150521_170101 (2)

Artık 2 yılda bir düzenlenen Autoshow otomotiv sektörüne yeni bir soluk ve canlılık getirmek için güzel bir fırsat peki bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz?

20150521_153449

Yurtdışındaki önemli fuarlar göz önüne alındığında mesela Frankfurt, Paris, Cenevre vs. gibi bizim fuarımız maalesef çok yerel ve etkisiz kalıyor. Firmaların yeterince itibar ve itina göstermediği eksiklikler ve sunumlardan ortaya çıkıyor. Belki beklentilerimiz yüksek ama son yıllarda gerek üretim ve gerekse satış rekorları kıran otomotiv sektörünün bu fuarda bizi heyecanlandırmasını beklemek çok büyük bir beklenti olmasa gerek?

Öncelikle fuarla ilgili izlenimlerimize biletle başlayalım. Sağ olsun sektörün duayenlerinden dostum Hakan ÇAMALAN bize VIP bilet sağlayınca fuara gitmek için ilk adımı attık. Yol arkadaşı olarak sevgili Zafer Bey tüm gün boyunca mükemmel eşlik edince halka tamamlandı ve sıra artık fuara gitmeye kaldı.

Bulutlu ve ılıman bir İstanbul sabahında yola çıktık. 10.30’ da başlayan yol serüvenimiz 12.30’ da fuarın önünde noktalandı. Tabi yol kısa ama süre uzun olunca bol bol muhabbet etme imkanı bulduk ve fuar alanına vardığımızda haliyle acıktık.

20150521_150023

Fuarın yakınlarında ve zamanında iyi bir lokasyonda yer açan meşhur bir fast food firması hazırlıklarını çoktan yapmıştı. Araçların park etmesini önlemek için dışarı konulan masalar, her yeri zincirle kapatmalar vs. Soru sorduğumuzda yeni geldiğini ve çevreyi bilmediğini öğrendiğimiz ek kuvvet personelin şaşkın durumunu görünce yediğimiz menüde alıştığımız standart kaliteyi aramayı bırakarak sadece karnımızı doyurup çıkmaya odaklandık.

Otopark malum İstanbul’ da ciddi bir sıkıntı. Araban varsa trafik ve otopark sorunu kabus gibidir. Basın ve VIP gününde dahi otoparkların doluluğunu görünce halk gününde durum ne olur acaba diye düşünmeden edemiyorsunuz ?

20150521_165943 (2)

Dışarıdaki mücadelemizden sonra fuara girdiğimizde içeride güzel bir müzikle karşılandık ve bir nebze olsun sakinleşerek rahatladık. GSM’ de 4G ve 5G diye tartışma devam ede dursun fuar alanında teknolojik yönlendirmeler ve mobil uygulamaların eksikliğine bir kez daha şahit olduk. Neden bu kadar büyük bütçeli fuarlarda teknoloji bir hayli fakir kalır anlamak çok zor. Kimin nerede olduğunu bilmek ve bulmak için kesinlikle şans gerekiyor. Yön tabelalarını bulabilirseniz ne ala?

Bizde fazla ısrarcı olmadık ve ilk gördüğümüz salona girerek gezintimize başladık. Açıkçası genel olarak önceki yıllardan çok farklı bir görüntü yoktu. Demek ki artık herkes bu fuarı kanıksamış ve beklentiler yüksek değil veya heyecan kalmamış da olabilir. Belki de internet çağı ve bilgiye çabuk ulaşılması sayesinde insanlar vakitlerini daha efektif harcamak istiyor olabilir. Tabi bu sebepler dışında ulaşımı da unutmamak gerekir. Autoshow eskiden Yeşiköy CNR’ da düzenlenirdi ve çok daha uygundu ulaşım için…

Firmaların hitap ettiği müşteri seviyesi yükseldikçe özensizlik ve ziyaretçilerden yada halktan uzaklaşmak yine eskisi gibi süregelen bir tutum maalesef. Bazı firmalar ellerindeki malzemenin yetersizliğini gizlemek için manken kartını kullanmış. İtiraf etmeliyim ki VIP gününe özel getirilmiş göz alıcı mankenler araçlardan çok daha sıcak ve ilgi çekici duruyordu. Kabul etmek gerekiyor ki ithal mankenlerin bulunduğu standların ratingleri diğerlerine göre kesinlikle çok daha yüksek. Bu da başarılı bir pazarlama taktiği…

20150521_162912 (2)

Yeni modelleri bekleyenler elbette tamamiyle sükutu hayale uğramadı. Bazı firmalar aylar evvel tanıtılan yeni modellerini getirmişlerdi. Ama bu kez de fiyat bilgisi yada katalog yoktu. İlgilendiğiniz bir aracın fuar sonrası test sürüşü imkanı da olmayınca hevesiniz kırılıyor sadece aracın içine ve dışına bakınmakla yetiniyorsunuz. Firmaların bu konuda ilerleme yapması şart. Test sürüşlerinin özendirilmesi ve satışta çeşitliliğin arttırılması müşteri kazanımında önemli rol alacaktır. Ezbere araç alınır mı? Nasıl olsa müşteri hazır zihniyeti sadece tembellik yapar satışta. İşler terse dönünce kompanze etmek için kampanyaya başvurmak işin kolay yanı ve düşük karlarla yetinmeyi gerektiren maliyetli tarafıdır.

Kartvizit konusu ise hala bir sıkıntı. Ziyaretçiler görüştükleri satış temsilcilerinden kartvizit bulamayınca klasik yöntemler devreye giriyor. Form doldurmak, telefon bırakmak vs. Bu sene tablet PC ile dolaşıp müşteri bilgisini toplayanları görünce pek şaşırmadık ama bu imkanı dahi yeterince kullanamayanları ve acemilik çekenleri görünce düşünmek durumunda kaldık? Üniversitelerimizde mezuniyet seviyesinde part time çalışmak için fuara gelen gençlerimiz neden teknolojiye bu kadar uzak kalırlar acaba? Gençlerimiz bizi üst lige ve zirveye taşıyacaksa en üst donanımda eğitim seviyesine sahip olmalılar. Ama bu sadece üniversite ile değil ciddi bir kişisel çaba ve azim gerektirir.

20150521_160413

Eksiklere devam edersek; Bu kadar yol ve zaman kat ederek gelinen bir fuar sahasında yere halı sermek sorunları gizlemiyor. Yerinden oynayan kapaklar, tümsekler, kablolar, kötü tasarlanmış ve gizli tuzak şeklindeki basamaklar çok fazla heyecana kapılmadan dikkatli bir şekilde yürümenizi gerektiriyor.

Yeni model tanıtımı yapılan bir standın önünden geçerken konuşmacının sanki bu kadar gürültüye gerek ve ihtiyacı varmış gibi kulaklarımızda çınlayan sesi ve üstüne üstlük berbat sunumu vs. derken firmaların bunlara dahi yeterince özen göstermemesi bizde ciddi bir soru işareti bıraktı? Acaba TED organizasyonlarından ilham mı alınsa biraz?

Üst grup müşterilere hitap eden bazı firmaların yeni ve güncel model getirmemesi ve sadece lütfederek katılmış izlenimi, zengin potansiyel müşterilerin fuarı değil showroom’ u tercih ettiğinin bir kanıtı gibiydi. Geri kalan ziyaretçi profili ise zaten bu firmalar için gereksiz ve önemsiz kuru kalabalık herhalde? Çevresi kapatılan ve özel güvenlik içeren standlar yada sıfır km. gibi gösterilen ama kullanılmış araçlarla yapılan tanıtımda hedef kim ve ne olabilir? Kusura bakmayın ama bu araçlar zaten yollarda karşımıza çıkıyor. Üstelik sahipleri sizden daha iyi şov yapıyor sayın yetkililer!…

20150521_160722 (2)

İhracatta ve ithalatta lokomotif sektörümüz olan otomotiv sektörünün bu fuarda maalesef geçer not aldığına inanmıyorum. Zira bu yükseliş ve telaffuz edilen rakamlar ihtişamlı ve göz kamaştıran bir fuara ev sahipliği yapmalıydı. Bırakın yurtiçini yurtdışında ses getirmeliydi. Firmalar bu konuda daha ciddi ve ısrarcı olmalıydı. Sadece bilinen araçların sergilenmesi değil yeni hatta konsept araçların ağırlıklı sunulması gerekirdi. Yardımcı teknolojik yeniliklerin ve uygulamaların gerek donanım ve gerekse yazılım olarak sunumu yapılmalıydı vs. vs.

Eski dostlarımızı görüp, fotoğraflarımızı çekip, fuar alanını dolaştıktan sonra aklımızdaki tek düşünce bir an evvel köprü trafiğine takılmadan salondan çıkmaktı. Tabi girişi nispeten kolay da olsa çıkışı bulmak da ayrı bir maharet gerektiriyor.  Nihayet çıkış noktamızı bulduğumuzda bizi karşılayan ve 3 bayandan oluşan müzik grubu konserine hala devam ediyordu. Son fotoları ise onların emeği ve sanatı için kullandık.

20150521_171319

Otoparkta aracı bulmak ve çıkmak derken 17.30’ da başladığımız dönüş serüveni 20.00 civarında son buldu. Biraz daha uzun sürse neredeyse İstanbul-Ankara arası otomobil yolculuğuna eşdeğer bu sürede yaşadığımız tüm yorgunluğa rağmen güzel bir gün geçirdik.

Ama artık bazı şeylerin düşünülmesi ve aşılması şart. Fuar organizasyonu bir yana mesela F1 pisti gibi dev bir alan boş dururken neden burada hiç fuar düşünülmez? Hazır test sürüşü amacıyla pistte duruyor…Veya Kurtköy civarı bir başka seçenek olabilir. Yada araba galerilerinin toplandığı büyük araç alışveriş merkezleri gibi katlı fuar alanı mı olsa daha mantıklı en azından şehir içinde devasa arsa bulmanın zorluğu açısından alternatif olabilir?

Evet metrobüs, İstanbul ve köprü trafiğinden telef olmamak için en iyi alternatif ama o da yaklaşık 1.5 saat civarı ve genellikle ayakta sürüyor. Bu zahmete katlanmaktaki tek teselliniz ise işin ekonomik boyutunun yanı sıra araba parkı ve saatlerce direksiyonda dur kalk yapmamak olacaktır.

Günün anlamlı özeti ise ulaşım için harcadığımız neredeyse 5 saati bulan süreydi ve bu süre fuar ziyareti boyunca geçirdiğimiz zamandan daha fazlaydı. Bu hafta sonuna kadar sürecek fuarı ziyaret etmenizi tavsiye ederken herkese keyifli bir zaman geçirmesini dilerim. Fuar’ da emeği geçen herkesi tebrik ederken bu tür sektörel fuarların ülkemiz ekonomisine daha büyük katkılar ve yenilikler getirmesini temenni ederim. Ama değerli otomotivciler, lütfen artık hedefleri ve vizyonumuzu büyütelim. Otomobilci deyimiyle vites arttıralım!

20150521_155251 (2)