GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM!

Geçenlerde metroya bindim ve yanımdaki iki kişi mesaiyi bitirmiş aralarında dertleşiyordu. Bayan olan diğerine işinden ve görevden tatmin olmadığını ve böyle bir iş için mühendis olmanın bile gerekmediğini söyleyerek hayıflanıyordu. Ona göre meslek lisesi mezunu aynı işi yapabilirdi? Firmayı sordum. Tanıdığım ve popüler bir uluslararası firma çıktı. Anladım ki batı cephesinde değişen pek bir şey yok? İşe ilk başladığımda ne gördüysem yıl 2017 ve aynı sorunlar maalesef devam ediyordu!…

Bir fıkra anlatmak isterim; Komutan askerleri çağırır ve “içinizdeki üniversite mezunları bir adım öne çıksın” der. Birkaç kişi öne çıkar. “Yüksek lisans yapanlar bir adım öne çıksın” der. İçlerinden bir kaçı daha öne çıkar. “Doçent olan varsa bir adım öne çıksın der” finale iki kişi kalır. Bu sefer “Profesör olan var mı” diye sorar. Biri heyecanla öne çıkar. Komutan elindeki ampulü uzatarak “şuradakini değiştir” der?

Bizde kaynak ve insan israfı hiç bitmez. Neresinden tutsan dökülen, prensipleri zayıf veya hiç olmayan bir sistemde el yordamıyla ve hasbelkader iş yapılırsa toplumun her kesiminde sonuç hüsran olur.

Mesela son günlerin güncel konusu Arda’ ya gelelim. Bayrampaşa’ dan çıkan hayalini kurduğu takımın maçında top toplayıcıyken kendisini nihayet hayalindeki Barcelona’ da bulan ve çoğu kişiye ilham olacak bir hayat hikayesi ve başarının kahramanı futbolcumuz. Peki bu kadar güzel bir hikayenin eksikleri neler? Bunu irdelemeden önce başka bir örneğe daha bakalım. Yıl 1989 ve yer Monako. Avrupa altın ayakkabı ödülünü alan Tanju Çolak, ödül töreninde sahneye çağrıldığında maalesef birkaç kelime dahi İngilizce konuşamadığı için büyük bir fırsatı kaçırmıştı. Hem kendi hem de ülkemiz adına?

Biz futbolcularımıza inanılmaz ve hayal bile edemeyecekleri, neredeyse onlar için vergi cenneti olan bir ülkede muazzam imkanlar sunuyoruz ancak bu paraları bulduklarında ister istemez kendilerini kaybediyorlar. Çünkü altyapı olarak hazır ve hazımlı değiller. Akıllı davranıp kişisel gelişimlerine yatırım yapacaklarına parayı lüks hayata harcıyorlar ve rotayı erken şaşırıyorlar. Tabi kariyerleri de erken bitiyor. Etrafındakiler, yöneticiler ve patronlar da vasat ve vasıfsız kalınca senaryo tamamlanıyor?

Bu klasik sorun sadece futbolcular ile sınırlı değil tabi ki medya dünyasında da aynı sorun var. Çok kolay para kazanılıyor ama sonrası bocalama? Örneğin yıllardır talk show dünyasının duayenlerinden Beyazıt’ ın programında, herhangi bir yabancı konuk çağırdığında yanında birde tercüman bulunmasını hep yadırgamışımdır. Hadi mesleğin başlarında imkan yoktu ancak parayı bulunca yabancı dile neden yatırım yapılmaz? Neden kişisel gelişim sağlanmaz?

Bu örneklerdeki sorunları peş peşe sıralayabiliriz. Mesela vizyon ve hedef eksikliği, kolay doyuma ulaşılması, zayıf rekabet koşulları, toplumun düşük başarı kriterleri ve kolay prim verme, eğitim ve kültür eksikliği, sistem oluşturamama veya sisteme uyum sağlayamama vs. vs. Sonuçta elimizdeki önemli değerler uluslararası mecrada birer kültür elçisi olarak ülkemizi temsil etme imkanını çok basit sebeplerle kaybediyorlar.

Batıda önce altyapıya yatırım yapılarak sonra başarı beklenirken bizde önce düşük imkanlarda başarı bekleniyor ve başarılı olanlar ise hayatını kurtaran abartılı ödüllere kavuşuyor. Hep kısa vadeli ve sistemsiz çalışmalarla kalıcı değil geçici başarılar sağlamaya çalışıyoruz. Zoru başarma bu olsa gerek!…

İş dünyasında dahi zirveye çıkanların tercih edilmesine ve seçilmelerine bakıyoruz, iştahı kalmamış ve sadece vitrin süsleyenlere yapılan milyonlarca dolarlık yatırımın karşılığı ortada yok. Yazık günah. Milli servetimizi heba ediyoruz? Türlü engeller ve imtihanlarla girmesi bir o kadar zor olan cirosu büyük, rakipsiz ve ünlü firmalarımızın zirvesinden ayrılanlar maalesef hiç ortalıkta yok. Sosyal medya profillerine veya çıkan haberlerine bakın ya magazinde veya sağda solda tatil yaparak erken emekli modunda yaşıyorlar. Düne kadar methiye düzülen bu yöneticilere sormak gerekir? Yahu hiç mi aranızdan girişimci çıkmaz? Peki sizlere her türlü maddi kaynağın yanında verilen kütüphane dolusu eğitim nereye gitti? Demeçlerinizde mangalda kül bırakmıyordunuz. Bu kadar mı cesaretiniz yada vizyonunuz yok? Arkanızda duran firma mı sizi buralara taşıdı? Siz ne katkı sağladınız? Sorular çok tabi!…

Gençlerimiz ise zaten vahim durumda. Mesela hayatında en önemli sınava girecek neymiş geç kalmış. Sen uçağa binecek olsan ve geciksen pilot seni mi bekleyecek? Uçağın bile telafisi var bir sonraki uçuş ile gidersin ama sınavın için 1 sene beklersin. Gerekirse sınav kapısında yat hayatını kurtar ama nerede? Hep laçkalık ve ciddiyetsizlik?

Velhasıl kelam sorun Arda’ ları suçlamak değil. Onları bulmak, eğitmek, yetiştirmek ve korumak zorundayız. Ancak bunu yaparken ölçüyü kaçırmadan hedefleri ortaya koyarak ve heyecanı hiçbir zaman yitirmeden sorumluluk hissi kuvvetli bireyler yetiştirmeliyiz. Yoksa en ufak başarıda “aslansın ve kaplansın” muhabbetiyle gaz verip en ufak bir hatada yerin dibine sokmak klasik şark zihniyeti olur.

ABD niçin dünyaya hakim? Bir sürü sebep yazılır çizilir. Geçiniz bunları. Adamlar geleceği planlıyor. Tutmayabilir ama A planı olmazsa B planı var, C var vs. vs.. Bizim ise hiç bir zaman uzun vadeli planımız yok. Olsa da tutmaz bu kafayla zaten? Biz her alandaki yıldızlarımızı ve gelecek potansiyelimizi kurda kuşa yem eder ve hasbelkader ayakta kalanları da sonrasında değirmenimizde kolayca öğütürüz. Gemisini kurtaran kaptan zihniyeti hakim olduğu müddetçe ne bir Steve Jobs gibi vizyoner ve ne bir Apple gibi marka asla çıkaramayız? Çıkanlar olabilir ama bu kopyala ve yapıştır şeklinde tezahür eder. İstisnalar ise kaideyi bozmaz.

Büyük filozof Diyojen’ in özlü bir sözüyle konuyu kapatalım; “Gölge etme başka ihsan istemem!…”

Advertisements

ACUN’ UN ŞİFRELERİ

2014-survivorin-birincisi-belli-oldu-birinci-kim-oldu-buyuk-final086698964e9b918a0188

Türk televizyonlarında rating açısından en başarılı programlara kimin imza attığını uzun uzadıya düşünmeye hiç gerek yok. Bu sebeple İş ve TV dünyasının, son yıllarda başarılarını özellikle incelemesi gereken önemli bir isim var. Sanırım tek bir isim üzerinde hepimiz hemfikiriz; Acun Ilıcalı.

Parmak arası terliği, şortu ve genelde siyah renkte giymeyi tercih ettiği tişörtleriyle özdeşleşen Acun’ un hayatı incelendiğinde TV macerasından evvel çeşitli trajediler ve tecrübeler yaşamış bir kişi karşımıza çıkıyor. İş hayatında girişimci olarak başladığı ticarette başarısız olan ama spor muhabirliğiyle yola çıktığı TV dünyasında yıllar geçtikçe farkını ortaya koyan Acun ekranlarda “Acun Firarda” adlı özgün programıyla geniş kitlelerce tanınmaya başladı. Daha sonra kendi deyimiyle neredeyse kalkması an meselesiyken son bir hamleyle yayınlanmaya devam eden  “Var mısın Yok musun” yarışması kariyerinin dönüm noktası oldu. Bu program ile büyük bir başarıya imza atan ve yıldızı tamamen parlayan Acun, yıllardır ekranlara getirdiği “Survivor” ile imzasını attığı zirvenin yine keyfini çıkarıyor.

survivor_all_star_2015_2_bolum_full_hd_23_subat_2015_seyret_h285833_ba861

Muhabirlik, sunuculuk, yapımcılık ve son olarak kanal sahibi olarak çıktığı medya yolunda verdiği zorlu mücadele, onun başarısını ve önlenemeyen yükselişini bir kez daha tescil etti. Kim bilir belki yıllar sonra TV dünyamızın kilometre taşları sayılırken Acun öncesi ve sonrası ayrı bir yer tutacak?

Kendisini kişisel olarak tanımam. Ancak dışarıdan verdiği izlenim, tavır ve konuşmaları doğallığından ve prensiplerinden ödün vermediği şeklinde. Belki ünlü olunca ve para kazanınca kısmen değişmiş olabilir. Ama benzer örnekleriyle mukayese edince fazlasıyla mütevazi olduğu kesin. Vefakar ve yardımsever olması da en önemli özelliklerinden. Medya patronu olarak değil hala Acun olarak yoluna devam etmesi ve eski günlerinden taviz vermemesi onu diğerlerinden farklı kılıyor. Bu bile büyük meziyet ve takdire şayan bir özellik.

1428262112851

Mesela hayatının en büyük başarı öyküsü olan Survivor’ ı ele alalım. Bu sene kendi kanalında yaklaşık 4 ay boyunca neredeyse her gün yayınladığı bölümler baştan itibaren ve aylardır tüm ratingleri altüst etti. Sahibi olduğu TV8 kanalı zirveye oturdu. Kendisinden çok daha pahalı ve iddialı programları rating’ de deyim yerindeyse dibe gömdü. Ratinglerde tüm dengeleri altüst eden Acun, parayı bulunca rotasını şaşıran ve şımaranları ratinglerde alaşağı ederek ihtiras ateşlerini söndürürken adeta survivor’ daki gibi mücadelesinin karşılığını fazlasıyla aldı.

Şimdi Survivor’ a baktığınızda geçmişteki BBG (biri bizi gözetliyor) evinin outdoor versiyonunun farklı bir formatı biçiminde ve daha geliştirilmiş hali olduğunu görebiliriz. Eskiden ana haber bültenlerinde dahi konuk edilen ekran yıldızlarını, şimdilerde kimse hatırlamıyor bile! Geride bıraktığımız yıllarda maddi kazancı olmayan katılımcıların ya psikolojisi bozuldu yada geçici şöhretin bedelini ağır travmayla ödediler. Ama Acun ile yola çıkanlar için durum çok daha farklıydı zira çoğu çeşitli kanallarda ve programlarda sunucu, oyuncu, kamera arkası çalışanı vs. oldular. Öyle ki bunların bir kısmı şansını iyi kullanarak medya dünyasında iş, güç ve eş sahibi oldu.

acun-ilicali-survivor

Survivor’ ın ratinglerine bakıldığı zaman kesinlikle Türk halkının büyük ilgisini çektiği ortada. Öncelikle yapılan işin kalitesi belli. Mesela çekimlerin kalitesi müthiş. Özellikle drone’ lar ile yapılan çekimler (gündüz ve gece) çok başarılı, keza müzikler harika, montaj ve kurgu aynı şekilde, sunum zaten başarılı hatta Acun bile her sene daha çok heyecan katıyor olaya. Acun’ un bulunduğu bölümler farklı bir keyif ve heyecanla izleniyor. Ekibin uyumu çok iyi, yarışmalar çekişmeli ve başarılı. Ufak tefek hatalar dışında Acun ve ekibi bu işin profesörü olmuş vaziyette. Artık onun tek sorunu ve önündeki engeli şu; O da kendi başarısı yani bir sonraki sene bundan daha iyisini nasıl yapabilecek ve kendisini nasıl daha da aşacak?

Bu seneki program gösterdi ki yarışmaların ve etapların zorluğu yarışmacıların kesinlikle sportmen ve fit olmasını gerektiriyor. Yada en azından sağlam bir sporcu geçmişi olmalı. Artık yarışların heyecanı ve rekabeti daha çok ön plana çıkıyor. Tabi yarışmacıların fiziki görselliği ve ilave kişisel yetenekleri de seçimlerinde önemli kriter olacak. Keza kamuoyunda tanınan şahsiyetler yüksek rating getirecek vs. vs.

Evet tüm başarılarına rağmen halkın içinden gelen Acun, (Allah’ tan rahmet dilediğimiz) Anne ve Babasını, Babaannesi ve Dedesini çok erken yaşlarda trafik kazalarında kaybederken büyük yıkım yaşamış ve acısını içine gömmüştür. Bir motosiklet kazasında ölümden dönmüş yanındaki arkadaşını bu kazada kaybetmiştir. Bu zor koşullar altında evli, çocuklu ve işsiz kaldığında umutlarını yitirmemiş ve en önemlisi geçmişini yani nereden geldiğini asla unutmamıştır. Tüm bunlar Acun’ u diğerlerinden farklı kılan en önemli özellikleri olsa gerek. İlaveten ekibiyle uyum içerisinde çalışan ve gençlere fırsat veren Acun kendisiyle birlikte yola çıkanları asla unutmayarak klasik patron tavrıyla hareket etmemekte ve ekibini sudan sebeplerle harcamamaktadır. Belki işinin patronu ama oyuncu olarak da bizzat hala sahada yerini almaktadır. İşi bilmeden patronluk yapan ve bilgiçlik taslayanlara özellikle ithaf olunur!…

page_acun-ilicali-dunya-kupasi-maclarinin-hicbirini-yayinlayamayacak_132431821

Acun, medya dünyasını çok iyi tanıyor zira işin mutfağından başlamış. Kimlerin ne düşündüğünü ve ne yapacağını çok iyi biliyor. Dolayısıyla hamlelerini buna göre hesaplayarak yapıyor. Sektör dışından eleman almaktan ve yanında çalıştırmaktan çekinmiyor. Samimiyete önem veriyor. İK’ cılara ve yöneticilere duyurulur. Doğal davranıyor ama kırmızı çizgileri var ve kimseyle ihtiras uğruna çatışma yolunu seçmiyor. Kendi bildiği yolu tercih ediyor ve belki de içinden gelen sesi dinliyor. Risk alıyor ama oyunu ve oyuncuları iyi okumaya çalışıyor. Kişisel ilişkilere ve samimiyete önem veriyor. Para hayatında en önemli şey değil ama yaşamayı biliyor. Para için değer yargılarını kaybetmiyor. Yaptığı işi pazarlamayı iyi biliyor ve elindeki malzemeyi kullanarak farklı mercilerde çok iyi reklam yapıyor. Bu noktada medyadaki bağlantılarını ve çevresini iyi kullanıyor. Sevmeyeni vardır ama seveni çok daha fazla olduğu için Acun adı geçince herkes saygı duyuyor ve şapka çıkarıyor. O televizyonun dahi çocuğu olmayı çoktan hak etti ve alışılmış kalıpları yıktı.

İş ve özellikle TV dünyasında başarılı olmak isteyenler Acun’ un şifrelerini çözmek ve iyi analiz etmek zorunda ancak bu analiz sadece iş dünyasındaki başarısıyla değil kişiliğiyle de ayrıca irdelenmeli. Sonuçta bir markadan söz ediyoruz. Marka olmak öyle kolay değil. Eğer bu kadar zorluk ve rekabet içerisinde başarı varsa buna şapka çıkarılır. Acun’ un en büyük şifresi sadece Survivor programı ve başarısı değil Acun’ un bizzat kendisinin TV dünyamızın asıl kazananı ve gerçek Survivor’ ı olmasıdır.

hd-acun-ilic-084722UD