KRİZ FIRSATÇILARI

Dost acı söyler derler. Zor bir dönemden geçiyoruz. Geçmişteki ekonomik krizleri yaşayan biri olarak kriz kelimesi beni ne ürpertiyor ne de şaşırtıyor? Bağışıklık ve alışkanlık kazandığımız için deyim yerindeyse “elle gelen düğün bayram” misali hazırlığımızı hep zor şartlara göre yaparak hiçbir zaman gereksiz bir maceraya girmedik ve Allah’ a şükür kendi yağımızla kavrulduk.

Kriz yönetimi ayrı ve üstün nitelikler gerektirir. Bu gibi durumlarda yapılacak hamleler okyanusu geçen ama hasar görmüş dev bir gemiyi dalgalara yenik düşmeden usta manevralarla sürmeye ve limana sağ salim varmaya benzer.

Standart patron ve yöneticiler zaten bilinenlerin üstüne bir artı koyamadıkları için krizlere karşı da hazırlıksız ve kifayetsizdir. Böyle zamanlarda çoğunlukla baltayı taşa vururlar ve hataları sonucu firma darboğaza girer. Borç ve alacak sarmalında umutsuzca çırpınırlar. Unutmayalım ki şartlar ideal ve konjonktür uygun olunca herkes şirket yönetir ama biraz puslu hava ve şartlar zorlaşınca tecrübe, bilgi ve yetenek ön plana çıkar. Peki kimden bahsediyoruz? Tabi ki kriz yöneticilerinden!…

Kriz yöneticileri deneyimlidir, operasyoneldir. Şekilsel değil fonksiyoneldir. Olaylara duygusal değil soğukkanlı ve mantıklı bakarlar. Sorunlara doğru teşhis koyarlar ve deyim yerindeyse hastayı en az hasarla tedavi ederek sağlığına kavuştururlar. İletişime önem verirler ama şov değil sonuç odaklıdırlar.

Önce raporlara ve rakamlara bakar akabinde hasar ve durum tespiti yaparlar. Alacak ve borç dengesini sağlamak için acil tedbirler alırlar. Şahıslarla işi yoktur. Merhamet etmezler ve blöf yapmazlar çünkü iş odaklıdırlar. Kangren olan yeri hemen keser atarlar. Sorunu uzatmazlar ve beklemezler. Gidecek ve gereksiz varsa eş ve dost dinlemezler. Zorunlu yerlere takviye veya değişiklik yaparlar. Yapılacaklar listesi ve acil yol haritası hazırlandıktan sonra çok çabuk eylem planına geçerler.

Kriz yöneticileri yeri gelir ekip olarak çalışır. Firmanın büyüklüğüne göre birbirini tanıyan ve güvenen bir ekip başarı için altın anahtardır. Hızlı ve etkili hareket etmek onların ihtisas alanıdır. Risk alırlar çünkü zamana karşı yarışırlar. Bazen alışılmadık yöntemler de denerler. Sonuç odaklıdırlar. Başarı şansları yüksektir ama garanti değildir ve bir o kadar başarısız olma ihtimalleri de vardır ancak danışanların bulundukları durumda çok fazla şansları yoktur. Ya iflas ve borç ya da yüksek bir meblağ karşılığında kriz yöneticileri tercih edilir? Tabi doğru kriz yöneticilerini seçmek biraz araştırma ve biraz da şans işidir!…

Kriz yöneticileri profesyoneldir ve konusunda uzmandır. Sadece talep edildiğinde değil kendileri de fırsat kollar ve değerlendirir. Çoğunluk panik yaparken onlar sakin ve sabırlıdır. Düşündükleri ya da öngördükleri piyasa rakamlarına gelindiğinde hemen harekete geçerler. Önemli olan alırken kazanmak mantığıyla doğru fiyatlandırmanın peşinden koşarlar. Piyasaları manipüle eden ve oluşan dalgalanmalar sayesinde büyük rant elde edenlerine ise kriz fırsatçıları diyebiliriz.

Amaca giden yolda her şey mübahtır düşüncesiyle yegane niyetleri sadece ceplerini doldurmaktır. O yüzden kimsenin gözünün yaşına bakmazlar sadece kısa süre içinde büyük rant elde etmeye bakarlar. Bunların eline düşenin vay haline?

Peki kriz yöneticilerine ayıracak bütçesi olmayanlar veya kriz fırsatçılarına yem olmak istemeyenler bireysel olarak neler yapmalı?

Ekonomik kriz demek aynı zamanda işsizlik, zam, enflasyon, tasarruf vs. gibi bir sürü bilinmeyen demek. Böyle zamanlarda akıllı hareket edenler bu zor günleri daha kolay ve hasarsız atlatır. Ayağını yorganına göre uzat atasözü tam bu günler için biçilmiş kaftandır. Tersi hareket eden ve kazancı düşerken harcamalarına dikkat etmeyenler için geçmiş olsun demekten başka elden bir şey gelmez.

Bireysel bazda ve aile olarak hepimizin bir bütçesi var. Önemli olan gelir ve gider dengesini iyi kurmak. Bu noktada hesabın şaşmaması gerekiyor. Bütçenizi güncellemeniz olası zamları göze alarak yeniden bir harcama listesi (aylık ve yıllık) oluşturmanız faydanıza ve hayrınıza olacaktır.

Öncelikle işsiz kalmayacağınızı ve sabit bir maaş almaya devam edeceğinizi varsayalım. Bu durumda geliriniz bellidir. Gider kalemlerinde ise zorunlu olmayan lüks ve keyfi harcamaların kısılması alınması gereken ilk önlemdir.

Bu dönemlerde ister borçlu ister alacaklı ikisi de sorunludur. Borçlular için kısa vadeli borçlar sorun çıkarırken uzun dönemli borçlar önemli bir sorun olmayacaktır. Ama bu dediğimiz TL üzerinden hesaplar için geçerlidir. Şayet dövize bağlı borçlarınız varsa sorun beklediğinizden daha büyük ve yıkıcı olabilir.

Alacaklı iseniz o da ayrı bir sorun maalesef bu dönemde borçlular (masum yada art niyetli) ödemeyi geciktirme ve erteleme eğilimindedir. Şayet alacaklarınız çoksa veya bunlara fazla bel bağlıyorsanız işiniz zor olabilir.

Tasarruf ise krizlerde anahtar kelimedir. Düşünürseniz tasarruf edilecek çok şey çıkar. Önce tüm harcamalarınızı a’ dan z’ ye gözden geçirin mesela hesap ekstrelerinize mutlaka göz atın. Şayet kullanmadığınız üyelikler varsa iptal edin. Özel arabanızı kullanmak yakıt demek bunun da zamlanacağını düşünürseniz varsa işe gidiş gelişte servis aracı ya da toplu taşıma önemli tasarruf sağlayabilir. Sosyal hayat derken dışarıda harcanan fazla zaman bütçenizi bir o kadar zorlayacaktır. Bazılarını gözden geçirin. Bu ve benzer bir çok kalemden önemli tasarruf sağlayabilirsiniz. Şayet hesabınızı iyi yapar ve aşırı ve gereksiz harcamalardan sakınırsanız bu zor dönemleri daha kolay atlatırsınız. Ayrıca geçmişte yapılan yatırım ve birikimler bu zor dönemler için can simididir. Eğer har vurup harman savurduysanız kendi düşen ağlamaz?

İş hayatınızda sorunlarınız veya başka planlarınız varsa mutlaka bir süre erteleyin ve dondurun. Üstlerle hatta altlarla bile iyi geçinin zira kriz çok iyi bir işten çıkarma bahanesidir.

Firma sahibiyseniz sorunlar daha çetrefilleşiyor. Çünkü sizin dışınızdaki piyasa koşulları atacağınız adımları kısıtlar ve zorlar. Böyle dönemlerde yine tasarruf ön plana çıkar. Mal satarken yerine uygun koşullarda mal koymak gerekir. İstenmese de eleman çıkartma, eşantiyonları kaldırma, şirket arabalarını kısıtlama veya kota koyma, primleri azaltma veya dondurma, döviz cinsinden verilen maaş varsa TL’ ye çevrilerek sabitleme, düşük kiralı ofisler, stok planlama, üretimi kısıtlama, ücretli yada ücretsiz zorunlu tatil vs. gibi bir sürü farklı tedbir bu dönemde devreye girer. Eğer çok önceden öngörünüz varsa ve tedbir aldıysanız siz zaten başarılı bir yöneticisiniz.

Aslında krizlerden değil hazırlıksız yakalanmaktan korkun. O yüzden tasarruf önemlidir. Gelir daima giderden yüksek olmalıdır. Aksi halde kendi kriziniz çoktan başlamış demektir. Krizler sadece içeriden değil dışarıdan da gelebilir. Global krizleri asla unutmayalım. Bu sebeple hazırlıksız yakalanmak yerine önceden gerekli tedbirleri almak deyim yerindeyse rahat bir kış geçirmemizi sağlar!

Birde asılsız haberler ve kriz çığırtkanlarına prim vermeyin ve panik yapmayın. Panik varsa hata vardır. Akıllıca, düşünerek ve isabetli hareket etmek için soğukkanlı ve sağduyulu olmak önemlidir. Sürü psikolojisine kurban gitmeyin. Yolunuz açık ve Allah yardımcınız olsun!

 

Advertisements

KRİZİN ADI YOK ?

Dış politikada son zamanlarda yaşananlar artık iyice su yüzüne çıkan bir mücadelenin sonucu ve belki yıllardır bekleniyordu öyle ki karşılıklı restleşme hiç bu kadar aleni olmamıştı? Sonucu çok farklı değişikler getirebilir yada boyun eğdirebilir. Bu kıyasıya mücadele hiçbir şekilde sembolik değil ve perde arkasında büyük bir rekabet, meydan okuma ve diş bileme var. Tüm bu gelişmeler hayati ve sonucunu ise birlikte yaşayarak göreceğiz.

Ancak fiiliyata bakarsak bir süredir ekonomideki durgunluk dövizin hızlı artışıyla başka bir boyuta geçti. Zaten zayıf bir finans yapısına sahip ve hasbelkader borç harç içerisinde gidebilenler son demlerini yaşamaya ve iflas bayrağını birer birer çekmeye yada imkan varsa konkordato ilan etmeye başladı.

Ayağını yorganına göre uzatanlar ise şimdilik sakin ve pozisyon koruyarak durumu gözetliyor. Bunlar temkinli ve dikkatli hareket ettikleri için riskleri düşük yoluna devam ediyorlar ve kolay kolay batmazlar.

Bir kısımda krizleri fırsata dönüştürme operasyonu ve hamleleri yapıyor. Bu dönemde mali yapısı zayıflayan firmaların kapısını çalan yada iflas sınırındakilerin elindeki ürünleri ucuza kapan kriz fırsatçıları için yeni fırsatlar bir türlü bitmek bilmiyor?

Yan gelip yatan ve olayları seyretmekle vakit geçiren vasat grupta bir araya geldiğinde farklı duyumları paylaşıyor ve gündemi tartışıyor ama her zamanki gibi ortaya boş laftan başka bir olumlu tablo çıkaramıyor.

Velhasıl kelam konuşan çok icraat yok modunda bir süredir devam eden gündemimiz seçimlerden sonra iyice rehavete ve ekonomi üzerinden başının çaresine ve derdine düştü.

Yıllardır arsa ve binaya dayalı büyüme modelinin iflas ettiği artık iyice kesinleşti ve netleşti. Böyle bir büyüme modelinin yürümeyeceği zaten belliydi ama ne yazık ki millet işini gücünü çoktan bıraktı ve tüm birikimini toprağa gömdü. Ne zaman imar geçer hayalleriyle borç harç yaşamaya devam edenlerin yeniden ekonomiye nasıl  kazandırılacağı ise merak konusu?

Geçtiğimiz günlerde Apple firması 1 trilyon doları aşan piyasa değeriyle dünyada bir ilki gerçekleştirirken bizde Alibaba sitesi, Trendyol’ a 728 milyon dolar vererek ortak olduğunu duyurdu. Sanırım bir süredir sadece yerli firmaların satıldığı haberi duyuyoruz. En son biz ne zaman dışarıdan firma aldık diye düşününce aklıma hemen Godiva geldi tabi ki çikolatayı (bitter) sevdiğim için!…

Dövizin artması, banka faizlerinin yükselmesi, enflasyonun yükselmesi vs. bunlar artık bizi pek şaşırtmıyor. Niye? Eh bu kadar ciddi olaylar başka bir ülkede yaşansaydı sanki daha mı farklı olurdu? Kesinlikle sonuç daha kötü ve olumsuz olabilirdi. Sanırım bizim bağışıklık sistemimiz emsallerine göre bayağı dirençli ve kuvvetli çıktı!

Sanayi, teknoloji, tarım, hayvancılık, havacılık, savunma vs. madem yerli ve milli diyoruz o halde her konuda büyük yatırım hamleleri şart. Bu ülkede üretici, sanayici, girişimci, bilim adamı ve buluş yapanlar özellikle el üstünde tutulmalı. Geleceğe bu insanlarla yürüyebiliriz yada dünya arenasında bizi bu insanlar hakkıyla temsil edecektir. O zaman her ne yapılacaksa buna göre hesaplayıp planlamalıyız ama hepimiz çok sabırlı olmalıyız. Acı reçeteyi kabullenmekten başka şansımız zaten yok ve kimsenin şapkadan tavşan çıkartacak hali de yok!

Herkes sorumluluk alacak. Elini taşın altına koyacak ve üstüne düşen fedakarlığı ve çabayı gösterecek. Zaten bu işin başka çözümü yok. Artık asgari değil azami müştereklerde birleşmek gerekiyor. Yoksa birileri gelir sizi başka bir yola istemediğiniz halde sokar. O yol da bize emrivaki olacağı için geçmişi mumla ararız? Aklımızı başımıza alma zamanı geldi ve çoktan geçiyor?

İnşallah ilerleyen günler hepimiz için hayra vesile olur. Hatalarımızdan ders çıkarırsak geleceğe daha emin adımlarla yürüyebiliriz. Eğer gelecek için doğru hamle ve adımlar atarsak ne düşeriz, ne çelme yeriz nede tökezleriz. Kimse de kolay kolay karşımıza çıkamaz!…

Siz güçlü olursanız meydan okumadan önce rakibiniz sizi düşünür siz onu düşünmezsiniz!

İŞ ARAYANLAR İÇİN YURTDIŞI

Zaman zaman çiçeği burnunda yada üç beş yıllık iş tecrübesine sahip çalışan yada işsiz genç arkadaşlar kariyer ve iş dünyasındaki sorunlarla ilgili danışıp bilgi almak istiyorlar. Vaktimiz elverdiğince ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya ve ufuklarını açmaya çalışıyoruz. Zira bizim zamanımızda yol gösterecek adam pek yoktu şimdi en azından tek başınıza bile kalsanız internette dünya kadar paylaşım var. Amacınıza, bilgi ve becerinize göre bir yol seçmek ise size kalmış durumda. Ancak bunu yaparken çok fazla zaman israfı yapmayın. Zira dönüşü kolay olmayan bir yola girerek veya sapa yollarda düşündüğünüzden çok daha fazla vakit kaybedebilir hatta geriye dönmek için oldukça geç kalabilirsiniz.

Şimdi bilgi almak isteyenin samimiyeti ve niyeti çok önemli zira günümüzde eş dost akrabadan (ki bazılarının kendisine hayrı yoktur!) torpilli değilseniz, ayak oyunlarıyla bir yerlere varmak istemiyorsanız ve maddi imkanlar çok iyi değilse illaki iş dünyasının acımasız koşulları altında ezilmeye mahkumsunuz. Peki hiç çıkış yok mu?

Elbet var ama bu size bağlı? Eğer kişiliğiniz darbelere karşı dayanıklıysa, sabırlıysanız, güçlüyseniz size karşı yapılan tüm haksızlıklara ve baskılara dayanabilirseniz, yeri gelir kural dışı yaklaşımlara karşı mücadele edebilirseniz illa ki ayakta kalırsınız. Ancak ayakta kaldığınızda nerede ve ne şekilde durduğunuz önemli yani hala başladığınız noktaya yakın mısınız? Yada hatırı sayılır olumlu bir mesafe kat edebildiniz mi? Tabi bu yolda uğradığınız fiziksel ve psikolojik hasar da cabası!…

Şayet bu mücadelede hasbelkader bir yerlere gelmek haricinde daha önceden düşündüğünüz hedeflere çizgi ve seviyenizi düşürmeden, bel aşağı vurmadan ve eş dost akraba yardımı olmadan ulaşabiliyorsanız zaten size şapka çıkarıp alkış tutmak ve saygı duymak gerekiyor.

Ama kendinizi böyle bir mücadeleye hazır hissetmiyorsanız veya denediniz baktınız ki kural nizam hak getire yada siz bu mücadeleyi veremeyeceksiniz o zaman siz ekmeğinizi başka yerde arayacaksınız ki artık bu ülke sınırlarını aşmanız gerekiyor.

Peki gelelim asıl soruya; Çözüm ne? Tabi ki ve malesef çözüm yurtdışı!…

Aslında yurtdışına ne kadar erken giderseniz o kadar başarılı olursunuz zira dil ve kültür sorunları çok daha kolay aşılır. Ama 50’ sinde gidip yerleşen ve iş açan da var. Biz yasal yollardan olasılığı yüksek olan ve tercih edilenleri aşağıda kısaca değerlendirelim.

Yurtdışına gitmenin en kolay yolu yabancı dil öğrenmek veya MBA gibi eğitim amaçlı gitmektir. Bu şekilde gittiğiniz ülkede hem lisan daha iyi olur hem de (Türkiye’ deki hangi üniversiteyi bitirirseniz bitirin) yapacağınız MBA’ e göre iş bulmanız çok daha kolay olur.

Peki MBA yapmadan iş bulunamaz mı? İş bilgisi ve tecrübesi çok önemli. Mesela yazılım konusunda spesifik bir bilgi ve tecrübeniz varsa sizi işe alma olasılıkları çok yüksektir. Örneğin geçmişte ERP bilenler bu konuda ciddi fırsat yakalıyordu. İş’ te çalışırken de MBA yapabilirsiniz ki bu size ayrıca zaman tasarrufu sağlar.

Şayet yurt dışında aile ve akraba varsa o da sizin için önemli bir fırsattır. Çünkü barınma ve diğer yaşamsal ihtiyaçlarınız çok kolaylaşır ve önemli avantaj kazanırsınız. Unutmayın onların tecrübesi ve yönlendirmesi de size çok yarar sağlar. Daha kısa sürede intibak etmeniz ve iş bulmanız kolaylaşır.

Bir diğer seçenek de göçmen olarak başvurmaktır. İstenen kriterlere sahip olursanız ve kabul edilirseniz gittiğiniz ülkede  uzun bir zaman sıkıntısız iş arayabilir ve vize sorunu olmadan yaşayabilirsiniz. Vatandaşlık almak bulunduğunuz ülkede hayat koşullarınızı ve öz güveninizi arttıracaktır. Olası sorunları daha kolay aşarsınız. Evlilikte bu kapsamda değerlendirilebilir. Unutmayın kaçak yaşamak daima risk içerir.

Keza uluslararası firmalarda çalışırken farklı ülkelerde çalışma imkanı çıkabilir. Başvurup değerlendirmek gerekir. Yada yabancı bağlantılarınızla olumlu ilişkilerinizi kullanarak bu şekilde transfer olabilirsiniz. Şu an yurt dışında çalışanların bir kısmı bu imkanlardan yararlanmıştır.

Global iş sitelerine başvurmak ve/veya ilgilendiğiniz firmaların sitelerinden eleman arayışlarını kontrol etmek size yeni bir kapı açabilir. Şayet yeterli bilgi ve tecrübeye ve telefonda mülakat yapabilecek kadar yabancı dile hakimseniz başarılı olabilirsiniz.

Hangi ülkeye, hangi dile ve hangi kültüre sempati duyuyorsanız hedeflerinizi buna göre belirleyin ancak gideceğiniz ülkenin ekonomik koşullarını da mutlaka iyi araştırın. Mesela güçlü bir ekonomiye sahip Çin’ de yada yakınındaki Güney Kore, Singapur veya Hong Kong gibi ülkelerde bulunmak ülkenizle olası ticari bağlantıları yönetmenizi de sağlayabilir.

Avrupa eskisi gibi cazip olmamakla birlikte hala bizden çok iyi durumdalar. Keza ABD, Kanada, Avustralya hatta Yeni Zelanda her daim tercih edilebilecek ülkeler olarak görünüyor.

Bu saydıklarımız arasında özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’ daki ülkelerin en büyük avantajı iş ve yaşam kalitesinin çok tatmin edici düzeyde olmasıdır. Şayet her şey yasal ise (kaçak çalışmıyorsanız) kimse size zorla (ve ücretsiz) mesaiye kalmanız için baskı yapamaz. İş şartları ve çalışma saatleriniz bellidir. Eğer farklı bir uygulama olursa (mobbing) yasal olarak daha etkin sonuç alırsınız. Hobilerinize ve özel hayatınıza daha çok zaman ayırabilirsiniz. Yaşam standartlarınız daha yüksek olur. İşsiz kaldığınızda iş bulmak süreci daha kısa olur vs. Tüm bu şartları göz önüne aldığımızda yurt dışında çalışmak ve yaşamak mantıklı bir tercih durumundadır.

Unutmayın bilgi, tecrübe ve eğitiminizin seviyesi arttıkça saygınlığınız ve talebiniz artar. Ekonomik koşullarınız yükselir. Bir gün ülkenize geri dönmek zorunda kalırsanız daha donanımlı ve iyi şartlarda çalışma şansınız artar. Garanti demek yanlış olur çünkü bu kadar işsiz ve genç emeklinin olduğu bir ülkede garantili iş bulmak hiç kolay değil. Ama artılarınız avantaj sağlar.

Tabi tüm bu tavsiyelerim hayatını doğru ve dürüst bir yolda yaşamak isteyenler için. Diğerleri zaten kendi oyunları ve sinsi planlarıyla amaçlarına farklı yollardan gidecektir. Size düşen böyle kişilerden uzak durmak ve onlara asla koz vermemektir. Eğer paçanızı bir kere kaptırırsanız bedeli ağır olur öyle ki sizi de kullanır ve kolayca harcarlar. Gerek hayatta ve gerek iş dünyasında altın kural önce insan tanımaktır. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim atasözü boşuna değildir!

Sonuçta hayat sizin hayatınız. Eğer ayağınız yere sağlam basıyorsa ve hayalleriniz ulaşılamayacak değilse iyi düşünün ve iyi karar verin. Hayat aslında düşündüğünüzden kısa ve kalbinizi dinleseniz bile yine mutlaka akıl ve mantığınızla hareket edin. Başarılı olmak sizin elinizde. Beklentilerini ve hedeflerini iyi ölçen ve yol haritasını iyi çizen mutlaka başarılı olur. Günübirlik yaşayan ise ancak o günü kurtarırken kendini iş dünyasının ve hayatın bilinmeyen dalgalarına bırakır ve sürüklenerek gider.

Tavsiye dinlemek isterseniz unutmayın ki hayatta sadece kazananların değil kaybedenlerin de çok çarpıcı ve etkileyici hikayeleri vardır. Eğer niyet ve yaklaşımında samimi kişileri bulursanız kaçırmayın ve mutlaka dinleyin zira çok şey öğrenirsiniz. Önemli olan kendi payınıza doğru tespitleri yapmak ve gerekli dersleri çıkarmaktır!

EKONOMİ NASIL DÜZELİR VE HANGİ TEDBİRLER ALINMALI?

Geldiğimiz noktada ister dış kaynaklı ister iç kaynaklı olsun çeşitli finansal taarruzlara uğradığımız gerçeği yadsınamazsa da ekonomide kökten bazı değişiklikler ve daha uzun vadeli tedbirlerin alınması gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

Değişen dünya dengeleri ve rekabet koşullarıyla birlikte artan iddialı duruşumuz ve taleplerimiz sert karşılık görmeye başlayınca altyapı sorunları ve eksiklerimiz de sırıtmaya başladı. Öyle ki ; Üretim ve yüksek teknolojiye büyük yatırımlar yapmamız, tüm sanayi ve tarımsal konularda kendi kendine yeter bir ülke haline gelmemiz bizi ekonomik risklere karşı daha dayanıklı ve sağlam hale getirecektir. Bu olumlu durum iddialı duruşumuzu da destekleyecektir.

Yıllardır inşaata bağlı teşvik edilen bir büyümenin sağlıklı olmadığı aşikardır. Buradan kazanılan sermaye ve para girişi doğru yatırımlara kanaliz edilmediği ve çoğunlukla tüketime kaydığı için kısa vadeli ve geçici refah sağlamaktan öteye gitmemiştir. Tasarruf yapmak unutulmuştur. İsraf etmek ve borca dayalı lüks yaşam moda olmuştur. Yatırım, üretim ve ihracat ivedi parolamız olmalıdır.

Kısacası aynı gemide yer aldığımızı düşünürsek yapıcı ve olumlu yorum ve önerilere ihtiyaç var. Zaman birlik ve beraberlik zamanı!…

YUNAN RULETİ

LON815-629_2015_194111_hd-878x494

Meşhur Rus ruleti, Yunanistan Başbakanı Çipras sayesinde Yunan ruletine dönmüş durumda. Uzun zamandır mirasyedi gibi Avrupa Birliği’ nin verdiği paraları ve yardımları har vurup harman savuran Yunanlılar rüyadan uyanıp gerçeklerle yüzleşince neye uğradıklarını şaşırdılar. Düne kadar Avrupa’ nın şımarık çocuğu muamelesi gören, bundan faydalanarak durumu idare eden ve imkanlarından çok daha lüks bir hayat süren Yunanlılar, paralar suyunu çekince ve kemer sıkmaya başlanınca paniğe ve şoka girdiler.

Kemer sıkmaya alışık olmayan Yunanlılar, genel seçimde hislerine tercüman olan Çipras’ a güvenerek onu Başbakan seçtiler. Çipras ve ekibi fazlasıyla rahat tavırlarıyla sanki ülkenin hiç 323 milyar Euro’ luk dış borcu yokmuş gibi Avrupa’ lı patronlarıyla dans etmeye ve dalga geçmeye başlayınca Alman Başbakanı Merkel’ in başı çektiği patron grubunu bayağı kızdırdı. Çünkü karşılarında ciddi bir muhatap arayan Avrupa’ lılar böyle rahat bir tavırdan hatta laubalilikten hiç memnun kalmadı. Yıllar içinde kendi elleriyle Yunanistan’ ı bu duruma getiren ve tembelliğe alıştıran Avrupa’ lı patronlar ile Yunanlılar arasında şimdi sirtaki oynanmaya başlandı.

Sirtaki_at_Accroches_coeurs

Çipras ilk başlardaki rahat tavırlarının ve söylemlerinin karşılığında taviz koparacağını sanırken köşeye sıkışınca havlu atmak yerine hemen referandum kartına başvurdu. Çipras, sandıktan çıkan %61′ lik hayır oyları sayesinde Yunan halkının desteğini aldığı mesajını vermek isterken Avrupa’ lı liderler bu baş ağrısı meseleyi nasıl halledeceklerini kara kara düşünüyorlar.

Yunanistan haricinde şu an hiç kimse bu durumdan memnun değil ama bunu itiraf etmekte zorlandıklarından ve her şeyden evvel batan paraları nasıl kurtaracaklarını düşündüklerinden Uluslararası kamuoyunda garip bir sessizlik hakim. Sert demeçlerden ve keskin tepkilerden kaçınılıyor.

IMF’ ye göre sadece gelecek 3 sene içinde Yunanistan’ ın en az 60 milyar Euro finansmana (10 milyarı acilen) ihtiyacı var. Toplamda 323 milyar Euro gelen borcun ise 240 milyarı Avrupa’ ya ait. Burada  en büyük borç 68 milyar Euro ile Almanya’ ya ait. Onu 43.8 milyar Euro ile Fransa, 38.4 milyar Euro ile İtalya, 25 milyar Euro ile İspanya, Hollanda 13,4 milyar Euro, İngiltere 10,8 milyar Euro, Belçika 7,5 milyar Euro, Avusturya 5,9 milyar Euro, Finlandiya 3,7 milyar Euro ile takip ediyor. Yunanistan’ ın IMF’ ye borcu ise 21.4 Milyar Euro.

11 milyona yakın nüfusu ve 186.5 milyar Euro GSYH ile neredeyse uçan kuşa borçlu olan Yunanistan’ da kişi başı borç yaklaşık 30,000 Euro’ ya denk geliyor.

XPK102-626_2015_191943_hd-878x494

Üretmeden tüketmenin ibretlik bir örneği olan Yunanistan’ ın çoktan battığı halde neden bu kadar finanse edildiği ise ayrı bir soru? Şayet Yunanistan’ a taviz verilirse borçlu olan diğer ülkeler için emsal teşkil edeceğinden yeni bir akım ve sorunlar silsilesi de doğabilir. Bu da alacaklı ülkelerde ciddi bir sorun oluşturacağından böyle bir senaryonun gerçekleşmesi istenmiyor. Ancak Yunanistan kendi durumunu şantaj malzemesi olarak kullanıp “biz zaten batmışız o zaman siz de bu faturaya katlanın yada bizi rahat bırakın biz kafamıza göre takılalım” zihniyetiyle yola devam etmek istiyor. Bu alışılmadık tutum ve durum dünya piyasalarında umulmadık sorunlar oluşturacağından bu duruma göz yumanlar nasıl bir yumuşak geçiş yapılacak ve orta yol bulunacak kara kara bunu düşünüyorlar.

Yunanistan’ ın niyeti ise açık ve mümkün mertebe borçlarının üzerine çizik attırmak yani sildirmek kalanı için ise Avrupalıların değil kendi önerdikleri plana göre hareket etmek ki burada açıkça ifade edilmiyor ama borç ödeyecek imkanları zaten olmadığından borcu borçla çevirmek ve vade sürelerini uzatmak istiyorlar.

287630_66914386

Yıllarca yan gelip yatan ve bize örnek gösterilen Yunanistan’ ın nasıl bu günlere geldiği ve sözde refahın gerçek yüzü ortaya çıktı. Kurtuluş savaşından sonra (komşuluğumuz süresince) Kıbrıs harekatıyla askeri olarak karşı karşıya geldiğimiz Yunanistan aslında hiçbir dönemde bize karşı olumlu düşünmedi. Zeytin dalı edebiyatı ve siyasetiyle kendimizi kandırdığımız dönemler dahil olmak üzere ne zaman Avrupa’ yla ilişkilerimizi geliştirmek istesek önümüzde ilk önce Yunan engelini bulduk. Belki de bahane edildi. Ege denizi ve adaların bitmeyen tartışmaları, kıta ve hava sahanlığı sorunları, yasadışı örgütler vs. derken Kıbrıs sorunu altında Helen zihniyetinin hayalleri bizi hep taciz etti.

Oluşan durumda tabi tüm dünya gibi bizde gelişmeleri ilgi ve merakla izliyoruz. Ancak diğer taraftan kendi durumumuzu da gözden geçirmeliyiz. Zira olası ekonomik sorunların global etkileri bize de sirayet edebilir. Bu durumda gelişmekte olan ve ciddi göç tehlikesi altında kalan bir ülke olarak şimdiden gerekli tedbirleri düşünerek her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız. Halihazırda zaten olası erken seçim hazırlığı yapılan bir ülkede oluşan siyasi boşluk yüzünden mevcut otoritenin Yunanistan krizi ve devam eden ekonomik durgunluğu göz önüne alarak gerekli tedbirleri elden bırakmaması gerekiyor.

A European Union (EU) flag, left, and Greek national flag fly near the Parthenon temple on Acropolis hill in Athens, Greece, on Monday, Oct. 31, 2011. Europe's plan to solve the region's debt crisis made credit-default swaps covering Greece "ineffective," Moody's Investors Service said. Photographer: Angelos Tzortzinis/Bloomberg via Getty Images

Eskiden borcunu ödemeyenlerin mal varlığına el konurdu ama günümüzde bunu yapmak neredeyse imkansız özellikle devletler söz konusu olunca. Ancak savaş koşullarında bu geçerli olabilir. Ona da imkan olmadığına göre Yunanistan, Avrupa birliğiyle anlaşsa bile kaçınılmaz son belli ve er geç acı reçete önüne konacak. Şayet Yunanistan tehdit ve şantajda ileri gidip Avrupa birliğine rest çeker yada karşı çıkarsa ne olacak? Çok düşük bir seçenek ancak böyle bir durum olursa kaderiyle yüzleşmek durumunda kalacak. Yanaşabileceği Rusya ve Çin gibi ülkeler geçici olarak destek verebilir ama onların koşulları ve beklentileri de farklı ve ağır olacak. Böyle bir senaryo ise Avrupa ve ABD’ nin hiç de istemediği bir durum. Kısacası dünya siyasetinde ve ekonomisinde ilginç bir örnekle karşı karşıyayız burada yapılacak sürpriz hamleler hem Avrupa hem de Dünya siyaseti ve ekonomisinde yeni sayfalar açılmasına yol açabilir.

Şu an seyirci olarak olan biteni izleyenlerse, iş kendilerine dokununca sahaya inmek durumunda kalabilir. Her şeye hazırlıklı olmak lazım. Belli olmaz pusuda bekleyenler için yeni fırsatlar bile çıkabilir nede olsa batan geminin malları bunlar!

eu2

KRİZ KAPIDA !

economic-crisis-tr_2018734b

İş dünyamız 2015’ e girerken zaten çok ümitli girmemişti ta ki Haziran ayına kadar. Haziran ayında yapılan genel seçimlerin sonucu, iç siyaseti kilitleyince ve sandıktan çözüm yerine düğüm çıkınca tüm hesaplar altüst oldu.

Zaten uzun zamandır stresli günler yaşayan ekonomimiz bu durum karşısında çaresiz bir bekleyişe girdi. Muhtemel bir koalisyon yada erken seçim, düğümü belki kısmen yada tamamen çözecek ama yapılması gerekenler zamanında yapılmadığı veya karar alınmadığı için kaybolan zaman ve oluşan ekonomik zarar nasıl telafi edilecek?

Tabi bizim dışımızda gelişen ve olabilecek sürpriz iç ve dış siyasi, askeri veya ekonomik gelişmeler de haliyle ekonomimizi olumlu yada olumsuz etkileyecek. Tüm bunların ışığı altında hali hazırda yavaşlayan bürokrasi ve piyasalarda oluşan belirsizlik sonucu yaşanan daralma tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor.

economiccrisis

İhracatın yavaşlaması, turizmde özellikle Rus turist kaynaklı gerileme, Suriye ve Irak’ da yaşananların ve göçmenlerin ekonomiye olumsuz etkisi vs. derken ip cambazı misali bu kadar dengeyi hesaplamak beraberinde yüksek riskler ve sorunlar getiriyor. Böyle bir tablo üzerine konuşursak, durduğunuz veya yavaşladığınız zaman sorun veya kriz çıkma olasılığı artmaktadır.

Geçmişe baktığımızda krizlere hiçte yabancı bir ülke değiliz ve oluşan her kriz, fırsatçılar için yeni imkanlar sunmakta ama çoğunluk için yeni toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi durumlarda öncelikle döviz ve faiz artmakta, alım gücü hızla düşmekte, yüksek faizle iç ve dış borç ihtiyacı oluşmakta vs. Sonuçta ekonomik krizler tüm dengeleri ve planları altüst etmekte ve tüm moralleri bozmaktadır.

Bu durumda iş dünyası ne yapacak?

Makro seviyedeki iş dünyası önce ortalığı kızıştırır sonra oluşan tablodan çıkan getiriye ve sonuca bakar buna göre de yeni rotasını belirler. Büyüklere kolay kolay bir şey olmaz ama orta ve alt seviyedeki sermaye için şartlar çok daha zordur.

Bu dönemde en büyük sorun panik ve yanlış hamlelerdir. Tabi şans faktörü önemli olmakla birlikte verilecek kararlar ticari ömrünüzün geleceğini belirler. Zira doğru kararlar size nefes alma imkanı sağlarken yanlış kararlar ticari ömrünüzü sonlandırabilir. Mesela ticari piyasa böyle durumlarda klasik tavırlar sergiler. Nedir bunlar dersek;

Böyle zamanlarda öncelikle herkes dikkatli davranır ve alacakları tahsil etmek derdine düşerken borçlarını uzun vadeye yaymak yada geciktirmek, finansal riskleri azaltmak ve borç faizlerini düşürmek ister. Bu dönemlerde mahkeme süreçleri uzun süreceğinden mümkün mertebe zararın neresinden dönülse kardır düşüncesiyle alacaklı yada borçlularıyla anlaşma yolunu tercih etmek olası zararları azaltır.

crisis

Elde kalan yüksek maliyetli stokları eritmek için yeni ve hızlı kampanyalar yapılır ve az stokla çalışmak tercih edilir.

Ürün çeşitliliği azaltılır, çok satılan ve karlı malların üretimine öncelik verilir ve toplam maliyetler düşürülmeye çalışılır.

Mümkün mertebe bayilerin yada müşterilerin stok tutması teşvik edilir.

Acil ihtiyaç yoksa personel alımı durdurulur.

Çalışanlar için bu durumlar aleyhe işler ve firmalar bu günlerde personel azaltmasına gidebilir.

Tüm masraflar gözden geçirilir, promosyon, çekiliş, prim vs gibi uygulamalar askıya alınır, iptal edilir veya ertelenir.

Maaş zamları düşürülür veya dondurulur.

Yeni yatırımlar aciliyeti yoksa askıya alınır.

Satış hedefleri düşürülür ve düşen cirodan oluşan maliyet artışı gözden geçirilir.

Satışlarda çoğunlukla nakit tercih edilir, vadeler kısa ve alacak miktarı düşük tutulur, vade farkı riskten dolayı yüksek kalır.

Alımlarda ise iştahlı davranılmaz fırsatlar takip ve tercih edilir.

040612autoktonia

Kimi departmanlarda personel içerisinde maaş yerine prim sistemiyle çalışanlar öncelikle tercih edilir.

Bazı işlerin bünye dışına çıkarılmasıyla finansal rahatlama sağlanır.

Personel azaltılması sonucu oluşan istihdam açığı ek mesailerle çözülmeye çalışılır ancak mesai ücretleri beyaz yakalılarda pek verilmeyeceği için bireysel iş yükü artar.

Rakiplerin durumu yakından izlenir ve piyasada atılacak adımlarda gerekirse rekabet koşulları rakiplerle birlikte gözden geçirilir. Şayet ittifak sağlanır ve birlikte hareket edilirse dayanışma olur ve güçlü kalınır aksi halde zayıf halka erken düşer.

Tabi yazdıklarıma daha bir çok madde ilave edilebilir ama sonuçta piyasadaki daralma zorlu günlerin habercisi gibidir. Bu dönemde hazırlıksız yakalananlar ve plansız iş yapanlar yani ciddi riske girenleri zor günler beklemektedir.

Velhasıl kelam zor bir yıl geçirdiğimizi göz önüne alarak güneşli günlerin bir an evvel gelmesini temenni edelim. Birey olarak da sorumluluklarımızın farkına vararak ve yere sağlam basarak gerekli tedbirleri alalım.

Ayağını yorganına göre uzat deyimi böyle günler için olsa gerek!…

Financial-Crisis-1