RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK VE KUTLU OLSUN

ramazan-bayramının-önemi

Takvimde en uzun süreye sahip bayramlar dini bayramlardır. Ancak bayramlar yaz günlerine denk gelince insanların ilk düşündüğü şey bayramı nasıl bir tatil fırsatına dönüştürebileceğidir. Tabi durum böyle olunca bayramların da pek bir manevi anlamı kalmamaktadır.

Yine bir Ramazan ayını güzellik ve bereket içerisinde geçirdik. Oruç tutan insanların sabrının mükafatı Ramazan bayramı işte geldi. Bayram deyince kendi çocukluğum aklıma gelir. İnsanlar bugünkü gibi sağa sola gitme düşüncesinde olmadığından bayramın ayrı bir anlamı ve maneviyatı olurdu.

368366

Bayram namazıyla erkenden başlayan gün ailenin birlikte olduğu güzel bir kahvaltıyla keyfe dönüşürdü. Daha sonra ziyaretler başlardı. Aslında herkes birbiriyle zaten sık görüşürdü çünkü televizyonlar insanları eve hapsetmemişti ama söz konusu bayram olunca herkes farklı bir hale bürünürdü. Yeni kıyafetler, aile gezmeleri, ikramlar, çocuklara bayram harçlıkları yada mendil hediye etmeler vs. derken birlikte güzel sohbetler edilir ve güzel zamanlar geçirilirdi.

Tabi bayramı keyifli ve lezzetli kılan diğer bir önemli faktör ise insanların şimdiki gibi maddiyatçı olmamalarıydı. Günümüzde maddiyat, kıskançlık ve bencillik bırakın bayram yapmayı ve yaşamayı neredeyse eş, dost ve akraba arasında gizli güç savaşlarına, küskünlüklere ve tamir edilemez nifaklara yol açtı. İşin üzücü yanı geçmişte bu güzel bayramlara tanık olan ve bizzat içerisinde yer alanlar günümüzde tamamen farklı ve zıt davranışlar içerisine girdiler. Bu yüzden kapılar kapandı, aile ve akrabalar birbirinden koptu sonuçta bayramlar fiilen bitme noktasına geldi. Belki Anadolu’ da hala eski bayramlar yaşanıyor olabilir ama büyükşehirlerde bu güzel gelenek kimliğini ve özelliğini kaybetti.

3110705-fotokritik-fotografi

Eskiden bayramlarda önce yaşça büyüklerden küçüklere doğru bir silsileyle ziyaretler yapılırdı. Ailenin büyüğü en çok ziyaretçiye sahip olurdu ve dolayısıyla ilk gün en kalabalık yer aile büyüğünün eviydi. Öyle ki gelenlerin sevgi ve saygısından, aile büyüğünün mutluluğu gözlerinden okunurdu. Gelenlere günler öncesinden hazırlanan ikramlar yapılır şayet kalabalık çok çoğalırsa ilk gelenler müsaade ister ve diğer ziyaretlere geçerdi. Bayramın ilk günü genelde büyüklere gidilir ve kalan diğer günlerde ise iade-i ziyaretler beklenirdi. Keza bu zaman zarfında mezarlık ziyaretleri yapılır, vefat edenler rahmetle ve duayla anılırdı.

Çocuklar bayramlarda harçlık, şeker ve çikolatadan fazlasıyla nasibini alırdı. Yeni kıyafetleri büyükleri tarafından övgü alınca ayrı bir mutluluk duyarlardı. Tabi bayram harçlığı işin en keyifli yanıydı. Bu vesileyle bizleri küçükken mutlu eden ve Hakkın rahmetine kavuşan büyüklerimize Allah rahmet eylesin ve mekanları cennet olsun. Hayatta olanlara da Allah mutlu ve sağlıklı nice uzun ömürler versin.

ANTALYA'DA HER BAYRAM ONCESI OLDUGU GIBI KURBAN BAYRAMI AREFESINDE DE MEZARLIKLAR KABIR ZIYARETI YAPANLARLA DOLDU TASTI.(FOTO:ANTALYA-DHA)

Bizler şanslıydık zira bu güzel bayramlara tanık olduk ve yaşadık ancak şimdikiler ve bundan sonraki nesil için bu güzel gelenekler acaba yaşar ve yaşatılır mı? Şunu kabul edelim ki bayramların tatil olarak değerlendirilmesini önlemek  artık mümkün değil. Ama takvim kışa doğru geldikçe insanlar tatil yerine evde kalmayı tercih edebileceğinden bayramlar belki yeniden hatırlanabilir.

Büyüklerimizi hatırlamak ve küçükleri sevindirmek için dini bayramların önemi çok büyüktür. Kim bilir sizlerde yaşlandığınızda ve evlere yada huzur evlerine hapsolduğunuzda hatırlanmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu daha iyi anlarsınız. Dolayısıyla bayramı bu manada bir fırsat olarak değerlendirmekte büyük yarar var. Bu vesileyle herkese mutlu ve hayırlı bayramlar dilerim.

kayseride_yasli_nufus_yuzde_76_1426752069

 

Advertisements

KRİZ KAPIDA !

economic-crisis-tr_2018734b

İş dünyamız 2015’ e girerken zaten çok ümitli girmemişti ta ki Haziran ayına kadar. Haziran ayında yapılan genel seçimlerin sonucu, iç siyaseti kilitleyince ve sandıktan çözüm yerine düğüm çıkınca tüm hesaplar altüst oldu.

Zaten uzun zamandır stresli günler yaşayan ekonomimiz bu durum karşısında çaresiz bir bekleyişe girdi. Muhtemel bir koalisyon yada erken seçim, düğümü belki kısmen yada tamamen çözecek ama yapılması gerekenler zamanında yapılmadığı veya karar alınmadığı için kaybolan zaman ve oluşan ekonomik zarar nasıl telafi edilecek?

Tabi bizim dışımızda gelişen ve olabilecek sürpriz iç ve dış siyasi, askeri veya ekonomik gelişmeler de haliyle ekonomimizi olumlu yada olumsuz etkileyecek. Tüm bunların ışığı altında hali hazırda yavaşlayan bürokrasi ve piyasalarda oluşan belirsizlik sonucu yaşanan daralma tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor.

economiccrisis

İhracatın yavaşlaması, turizmde özellikle Rus turist kaynaklı gerileme, Suriye ve Irak’ da yaşananların ve göçmenlerin ekonomiye olumsuz etkisi vs. derken ip cambazı misali bu kadar dengeyi hesaplamak beraberinde yüksek riskler ve sorunlar getiriyor. Böyle bir tablo üzerine konuşursak, durduğunuz veya yavaşladığınız zaman sorun veya kriz çıkma olasılığı artmaktadır.

Geçmişe baktığımızda krizlere hiçte yabancı bir ülke değiliz ve oluşan her kriz, fırsatçılar için yeni imkanlar sunmakta ama çoğunluk için yeni toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi durumlarda öncelikle döviz ve faiz artmakta, alım gücü hızla düşmekte, yüksek faizle iç ve dış borç ihtiyacı oluşmakta vs. Sonuçta ekonomik krizler tüm dengeleri ve planları altüst etmekte ve tüm moralleri bozmaktadır.

Bu durumda iş dünyası ne yapacak?

Makro seviyedeki iş dünyası önce ortalığı kızıştırır sonra oluşan tablodan çıkan getiriye ve sonuca bakar buna göre de yeni rotasını belirler. Büyüklere kolay kolay bir şey olmaz ama orta ve alt seviyedeki sermaye için şartlar çok daha zordur.

Bu dönemde en büyük sorun panik ve yanlış hamlelerdir. Tabi şans faktörü önemli olmakla birlikte verilecek kararlar ticari ömrünüzün geleceğini belirler. Zira doğru kararlar size nefes alma imkanı sağlarken yanlış kararlar ticari ömrünüzü sonlandırabilir. Mesela ticari piyasa böyle durumlarda klasik tavırlar sergiler. Nedir bunlar dersek;

Böyle zamanlarda öncelikle herkes dikkatli davranır ve alacakları tahsil etmek derdine düşerken borçlarını uzun vadeye yaymak yada geciktirmek, finansal riskleri azaltmak ve borç faizlerini düşürmek ister. Bu dönemlerde mahkeme süreçleri uzun süreceğinden mümkün mertebe zararın neresinden dönülse kardır düşüncesiyle alacaklı yada borçlularıyla anlaşma yolunu tercih etmek olası zararları azaltır.

crisis

Elde kalan yüksek maliyetli stokları eritmek için yeni ve hızlı kampanyalar yapılır ve az stokla çalışmak tercih edilir.

Ürün çeşitliliği azaltılır, çok satılan ve karlı malların üretimine öncelik verilir ve toplam maliyetler düşürülmeye çalışılır.

Mümkün mertebe bayilerin yada müşterilerin stok tutması teşvik edilir.

Acil ihtiyaç yoksa personel alımı durdurulur.

Çalışanlar için bu durumlar aleyhe işler ve firmalar bu günlerde personel azaltmasına gidebilir.

Tüm masraflar gözden geçirilir, promosyon, çekiliş, prim vs gibi uygulamalar askıya alınır, iptal edilir veya ertelenir.

Maaş zamları düşürülür veya dondurulur.

Yeni yatırımlar aciliyeti yoksa askıya alınır.

Satış hedefleri düşürülür ve düşen cirodan oluşan maliyet artışı gözden geçirilir.

Satışlarda çoğunlukla nakit tercih edilir, vadeler kısa ve alacak miktarı düşük tutulur, vade farkı riskten dolayı yüksek kalır.

Alımlarda ise iştahlı davranılmaz fırsatlar takip ve tercih edilir.

040612autoktonia

Kimi departmanlarda personel içerisinde maaş yerine prim sistemiyle çalışanlar öncelikle tercih edilir.

Bazı işlerin bünye dışına çıkarılmasıyla finansal rahatlama sağlanır.

Personel azaltılması sonucu oluşan istihdam açığı ek mesailerle çözülmeye çalışılır ancak mesai ücretleri beyaz yakalılarda pek verilmeyeceği için bireysel iş yükü artar.

Rakiplerin durumu yakından izlenir ve piyasada atılacak adımlarda gerekirse rekabet koşulları rakiplerle birlikte gözden geçirilir. Şayet ittifak sağlanır ve birlikte hareket edilirse dayanışma olur ve güçlü kalınır aksi halde zayıf halka erken düşer.

Tabi yazdıklarıma daha bir çok madde ilave edilebilir ama sonuçta piyasadaki daralma zorlu günlerin habercisi gibidir. Bu dönemde hazırlıksız yakalananlar ve plansız iş yapanlar yani ciddi riske girenleri zor günler beklemektedir.

Velhasıl kelam zor bir yıl geçirdiğimizi göz önüne alarak güneşli günlerin bir an evvel gelmesini temenni edelim. Birey olarak da sorumluluklarımızın farkına vararak ve yere sağlam basarak gerekli tedbirleri alalım.

Ayağını yorganına göre uzat deyimi böyle günler için olsa gerek!…

Financial-Crisis-1

4.5 TAN 5G MESELESİ?

WirelessFast_051313-617x416

Gündemde yer alan önce 4G mi sonrasında 4.5’ tan 5G mi diye tartışa duralım artık sınırlarını zorlayan bir 3G altyapısının can çekişen halini görünce bu konuda yapılan tartışmalardan çıkan mevcut sonuç klasik plansızlığımızı ve yetersizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Ama her şeyde bir hayır vardır misali son noktada dahi olsa konunun tartışılması ve yanlış bir yola sürüklenip zaman ve para kaybetmektense tüm ihtiyaçların değerlendirebilmesi amacıyla ertelenmesi son derece yerinde bir karar oldu. Keşke bu daha evvel düşünülüp yapılsaydı ve ertelemeye hiç gerek kalmasaydı.

Jenerasyon-2G-3G-4G-1

3G’ nin ülkemizdeki tarihi başlangıcını biraz hatırlayalım; Türkiye 3G’ye 2009 Nisan başında Danıştay’ın ihalelere onay vermesiyle başladı. 30 Nisan’da operatörler ile anlaşma yapıldı ve onay sonrası şirketler hızlı bir biçimde altyapılarını kurmaya başladı. Böylece 3G serüvenimiz başlayalı tam tamına 6 yıl geçti ve hatırlatma için söyleyelim; Japonya’ dan 11 yıl, Avrupa’ dan ise tam 6 yıl sonra 3G’ ye geçebildik. Gerçi yanlış bir anlamayı düzeltelim zira 3G’ nin özellikle data iletiminde daha hızlı olduğu düşünülürse ülkemizde hala telefonunu klasik amaçlı kullananlar yani “Alo” diyenler için 2G bile yeterli bir teknoloji.

Şimdilerde yine geç kaldığımız 4G ile bizde çağı yakalamayı hatta belki 5G ile gelecekte zirveye konmayı veya ortak olmayı hedefliyoruz ama bu konuda çok net bir yol haritamız olmadığı için belirsizlik hakim. Belki erteleme kararı eksikleri tamamlamak için önemli bir fırsat olmuştur yada öyle temenni ediyoruz.

5g-data-transfer-speed-graphic

Kabul etmek gerekir ki ülkemizde şayet devlet zorlamazsa özel sektör kolay kolay kıpırdamıyor. Dolayısıyla 4G veya olası 5G için tüm yol haritasının ilgili devlet kurumları tarafından açıkça çizilmesi ve belirlenmesi gerekiyor. Kim ne yapacak? Maliyeti ne olacak ve ne zaman hizmete girecek? Kesinlikle iyi bir hesaplama gerekiyor.  Herkesin rolü açıkça belirlenmeli. Bu öyle kolay ve basit bir mesele değil.  Yıllık bazda on milyarlarca dolarlık cirosu olan ve ciddi istihdam barındıran bir sektörden bahsediyoruz. Maalesef şu ana kadar yani GSM tarihimizin 1994′ deki başlangıcından beri bu detaylandırmayı ve yol haritasını hiç bir zaman yapamadık. Yeterince üzerinde çalışılmadığı ve hazırlık yapılmadığı anlaşılan, 2015 Mayıs’ ta da teklif almaya çıkacağı duyurulan 4G ihalesi ertelenince biz son tüketiciler olarak yine hüsrana uğradık ve tekrar başa döndük. Önce 4G konuşurken şimdi bir adım daha ileri giderek 4.5’ tan 5G’ mi ona karar vereceğiz. Şayet bu konuda ilgili kurumlar ne yapacağını bilemiyor ve koordinasyon eksikliği varsa önce bunu düzeltmeliyiz. Soru işaretleriyle yola çıkılmaz.

GRAFICO-ABOUT-US1

Peki 4G veya 5G neden bizim için önemli? Artık mobil telefonlar ve uygulamalar, tablet PC’ ler, akıllı yollar, akıllı kara, deniz , hava araçları ve uygulamaları, ofisteki ve evdeki akıllı cihazlar vs derken günümüz ve yarının dünyasında ciddi bir iletişim network’ üne ve altyapısına ihtiyacımız var. Tabi bu network aynı zamanda yüksek hızlı, kesintisiz ve her yerde ulaşılabilir olmalı. Tüm dünya’da hız çok önemli. Mesafeleri kısaltmak, veri akışını hızlandırmak, bilgi alışverişini çoğaltmak vs. Tüm bu taleplerin ucunda teknolojik altyapı var. Bu altyapı’ da ise haberleşme çok önemli bir yer tutuyor. Artık rakiplerinizi yenmek istiyorsanız teknolojiyi en iyi düzeyde kullanmanız gerekiyor. Bunu yapan bir adım öne geçiyor ve rakiplerine fark atıyor. Geçmişte teknolojide Japonya mucizesi derken şimdi Güney Kore ve çok yakın gelecekte Çin mucizesini konuşacağız ki halihazırda zaten gündemdeler. Tüm bu ülkeler önce taklit sonra özgün üretim derken şimdi lider oldukları alanlarda dünyaya yön veriyorlar. Ama bu rekabette kimsenin durma lüksü yok. Zira herkes kıyasıya mücadele ediyor. Zayıf olan kaybeder. Oyunun kuralı bu.

5G-World-Summit-who-will-you-meet

3G’ de yerli operatörlerimiz artık limitteler yani mevcut koşullarda en fazla bu kadar hizmet sağlanıyor belki bir tık daha fazlası olabilirdi ama o da yatırıma değer mi acaba? Geçmişte verilecek hizmet ve şartlar, ilgili kurumlar tarafından doğru biçimde belirlenseydi daha kaliteli hizmeti daha ucuza alabilirdik ama serbest piyasa koşulları altında meydan boş kalınca sektör yöneticilerimiz hizmet kalitesini arttırmak için teknoloji ve altyapıya önem vermek yerine patronlarını mutlu etmek namına reklamlarla karlılığa odaklandılar. Tüketici bilinçli olmayınca ve devlet kurumları da ilgi göstermeyince şikayete ve ihtiyaçtan oluşan talebe cevap alamadık hatta rekabet yeterli olmayınca arzu ettiğimiz hizmeti ve kaliteyi uzun yıllar göremedik.

Bu noktada devlet kurumlarının tüketici lehine standartları baştan belirlemesi gerekiyordu. Yani biz ihale yaptık ve paraları topladık mantığıyla bu işler yürümüyor. İhalenin bile geçerli bir süresi ve taahhütleri olması gerekiyor. Şayet devlet çeşitli sebeplerden yeni ihalede gecikme yaşarsa telafi etmek için eski ihalenin yürürlükte olmasından dolayı yıllık bazda operatörlerden ek ücret almalı. Tüketici bile hak iddia edebilmeli. Yola çıkarken ihalenin ömrünü mesela 5 sene planlamışsın sonra çeşitli sebeplerden bunu zamanında yenilememişsin. O zaman ihalesiz geçen her ekstra yıl operatörlere ciddi kazanç sağlar. Sen ise sadece bakar ve ciddi bir gelirden olursun. Rüşvet ve suistimal iddialarına fırsat vermemek gerekiyor.

Ayrıca altyapıda milli teknolojinin geliştirilmesi için yüksek oranlı yerli üretim şartı konarak yerli yatırım ve üretim teşvik edilmeli. Yüksek kar marjlarıyla yıllarca yabancı firmaların çiftliğine dönen Türk pazarı bu gidişatı tersine çevirmeli ve bu teknolojiyi (5G) üreterek ihracat yapmalı. İthalat, distribütör ve katma değeri zayıf yerli montaj tuzağıyla oluşan kayıplar ortadan kalkmalı. İşte önümüzde dev bir fırsat ve akıllı davranırsak yüksek teknolojide lokomotif bir sektörün önemli bir oyuncusu olabiliriz.

5g-speedometer-logo

Operatörlerin ve taşeronların (ilgili üreticilerin) önüne teknik, mali ve hukuki şartları net bir biçimde ortaya koyacaksın. Kimse taahhütlerinin altında bir iş yapmayacak ve gerekirse bunları dönemsel yada ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli revize edeceksin. Taleplerinde büyük düşüneceksin ve dayatmacı olacaksın. Merak etmeyin Türk pazarı büyük pasta kimse bu pastayı bırakıp gitmez. Ama bunu yaparken yapay gündemlerden artık kurtulalım. Konulara daha ciddi bakalım mesela yakın gündemimiz; Yok farklı operatörü arayınca ses tonu duymak ister misin yada ne bileyim düne kadar numara taşıması vs. gibi açıkçası boş ve yapay işlerle zaman geçirdik. En son spam SMS’ ler ile ilgili düzenlemeyi bile daha yeni yaptık. Yıl gelmiş 2015 uğraştığımız mevzular maalesef bunlar ki yani zaten düşünülmesi ve yapılması gereken işler!

4g2_2110

4G veya 5G teknolojisine geçtiğimizde evdeki kutu modemlerimizi bile çöpe atabiliriz. Günümüzde konuşmaların çeşitli uygulamalarla artık internet üzerinden yapıldığını varsayarsak yakında kablolu iletişim yani sabit telefon mazi olacak. Devasa fiber hatların desteklediği yeni altyapı sayesinde son derece hızlı iletişim kurabileceğiz. Her yerde video, film vs indirip seyredebileceğiz. Mobil telefonlarda görüntülü görüşme çok daha kolay olacak. Bulunduğumuz iç ve dış ortamdan kesintisiz yüksek görüntü kalitesinde canlı yayın yapabileceğiz. Özgürlük çizgileri daha da çok artacak. Yüksek veri alışverişi buna uygun teknolojilerin de gelişimini sağlayacak. Toplanan çeşitli bilgilerin analizi ve takibi için de hızlı bilgisayarlar, yazılımlar ve sistemler gerekecek. Zaman hepimiz için daha hızlı akıp gidecek. Çok daha yüksek bilgiye kısa süre içinde sahip olabileceğiz. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz çoğu sahne artık hayatımıza daha çok girecek. Kısacası yakın geleceğin altyapısından bahsediyoruz.

5g-mobile-network

Bir çok konuda çağı yakalamak hususunda zamanında yatırım ve üretim yapmamanın acısını çok çektik. Bu bilinen bir gerçek ama yine şansımız var ve telekomünikasyon da bizim için lokomotif sektörlerden biri olabilir. Bu konuda rekabet bir hayli fazla ancak uygulama, tasarım ve üretim konusunda önümüzde fırsatlar çok. Doğru politikalar ve teşvikler bize büyük imkanlar kazandırabilir. Sektörün içindekilerin ve hatta örneğin medya gibi dışındakilerin de büyük çaba sarf etmesi gerekiyor. Mesela ortak komitelerde fikir alışverişi yapılması, yeni projeler üretilmesi ve desteklenmesi, devlete rehber olabilecek raporlar hazırlanması ve taleplerin dile getirilmesi vs. özel sektörün sadece siyaset yapması değil iş odaklı çalışması için de mükemmel bir fırsat oluşturabilir. Tabi bu işleri tümüyle özel sektöre bırakmakla olmuyor. Devlet olarak teşvik, hibe, destek, hedef ve beklentileri zorlamak şart!…

Evet sektörde sorun çok ama herkes kendi dünyasında olduğu için önümüzdeki pastayı görmüyoruz. Varsa yoksa tarife ve promosyon üzerinden mevcut pastayı bölüşme derdinde herkes. Ülke ekonomisine katma değeri olmayan kolay yanı bu. Halbuki başımızı kaldıralım ve birlikte düşünüp üretmeye odaklanalım. Fırsatlar önümüzde duruyor. Yeter ki herkes iyi niyet ve samimiyetini ortaya koysun.

161671803

4G mi 5G’ mi derken ADLS yada fiber internete bağlanmak için milyonlarca modem satıldı. Bunun maliyetini bir hesaplayalım keza altyapı için harcanan para ortada. Ülkedeki tüm internet ihtiyacının (kabloyla yapılan hariç) çoğu 4G veya 5G ile sağlansa ciddi bir maliyet düşümü ve ekonomik kazanım sağlanır.

Bu işlere soyunurken yatırımların cari açığa etkisi, yatırımda yerli ve yabancı oranı, mevcut operatörlerin mali durumu, yerli teknoloji vs. derken her şeyi mükemmel şekilde planlamak ve yürütmek tabi mümkün değil ama teknolojinin ucunu da artık kaybetmemek lazım. Kim bilir belki de önümüzde tarihi bir fırsat duruyor? Yeni (?) G ile ya bizde bu rekabette yer alırız veyahut seyirci olarak kalmaya devam ederiz!…

5g-tecnology-abhisheks-ppt-4-638

4G mi 5G mi derseniz, teknik değerlendirmesini burada ayrıca yapmaya gerek yok ama zamanında beğeniye sunulan yerli ilk arabamız Devrim’ e benzin konmadığı bahanesiyle araba üretemedik yada bize ürettirmediler ve daha sonra ithalatın kucağına düşerek Cumhuriyet tarihimiz boyunca %100 ‘ ü yerli hiç bir aracı seri olarak üretemedik. Ama geçen zaman zarfında tüm dünya bu konuda çaba ve ilerleme gösterdi. Mesela otomotiv sektörü Almanya ekonomisinin can damarı ve en önemli ihracat kalemi. Biz ise 2015’ de bari elektrikli yada hibrit araçlarla çağı yakalayalım diyoruz. Devrim’ den beri kaybedilen süre nereden baksanız 55 yıl (Cumhuriyet’ in kuruluşundan beri ise 92 yıl) ve karşılığı yüz milyarlarca dolarlık kaynak ithalatla birlikte heba oldu, uçtu gitti ülkemizden ve hepimizin cebinden? Yedek parçasıyla birlikte dev bir pazardan bahsediyoruz!…

GSM’ de daha fazla vakit kaybetmeden ve mutlaka bir yerden ama sağlam biçimde yola çıkarak bu işe soyunmamız şart ve bunu yaparken de en ideal formülü bulmamız gerekiyor. Önceden detaylı yol haritası çizilirse herkes kendini ona göre ayarlar ve hesabını yapar ama belirsizlikler sadece zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Umarım yakın zamanda net bir tablo ile her şey daha güzel olur hepimiz ve ülkemiz için.

Kısacası; 4.5’ tan 5G bir an evvel hazır ve memleketimize hayırlı olsun!

5g-ile-hayat-hizlanacak

İSTANBUL AUTOSHOW 2015 VE İZLENİMLERİM

20150521_170101 (2)

Artık 2 yılda bir düzenlenen Autoshow otomotiv sektörüne yeni bir soluk ve canlılık getirmek için güzel bir fırsat peki bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz?

20150521_153449

Yurtdışındaki önemli fuarlar göz önüne alındığında mesela Frankfurt, Paris, Cenevre vs. gibi bizim fuarımız maalesef çok yerel ve etkisiz kalıyor. Firmaların yeterince itibar ve itina göstermediği eksiklikler ve sunumlardan ortaya çıkıyor. Belki beklentilerimiz yüksek ama son yıllarda gerek üretim ve gerekse satış rekorları kıran otomotiv sektörünün bu fuarda bizi heyecanlandırmasını beklemek çok büyük bir beklenti olmasa gerek?

Öncelikle fuarla ilgili izlenimlerimize biletle başlayalım. Sağ olsun sektörün duayenlerinden dostum Hakan ÇAMALAN bize VIP bilet sağlayınca fuara gitmek için ilk adımı attık. Yol arkadaşı olarak sevgili Zafer Bey tüm gün boyunca mükemmel eşlik edince halka tamamlandı ve sıra artık fuara gitmeye kaldı.

Bulutlu ve ılıman bir İstanbul sabahında yola çıktık. 10.30’ da başlayan yol serüvenimiz 12.30’ da fuarın önünde noktalandı. Tabi yol kısa ama süre uzun olunca bol bol muhabbet etme imkanı bulduk ve fuar alanına vardığımızda haliyle acıktık.

20150521_150023

Fuarın yakınlarında ve zamanında iyi bir lokasyonda yer açan meşhur bir fast food firması hazırlıklarını çoktan yapmıştı. Araçların park etmesini önlemek için dışarı konulan masalar, her yeri zincirle kapatmalar vs. Soru sorduğumuzda yeni geldiğini ve çevreyi bilmediğini öğrendiğimiz ek kuvvet personelin şaşkın durumunu görünce yediğimiz menüde alıştığımız standart kaliteyi aramayı bırakarak sadece karnımızı doyurup çıkmaya odaklandık.

Otopark malum İstanbul’ da ciddi bir sıkıntı. Araban varsa trafik ve otopark sorunu kabus gibidir. Basın ve VIP gününde dahi otoparkların doluluğunu görünce halk gününde durum ne olur acaba diye düşünmeden edemiyorsunuz ?

20150521_165943 (2)

Dışarıdaki mücadelemizden sonra fuara girdiğimizde içeride güzel bir müzikle karşılandık ve bir nebze olsun sakinleşerek rahatladık. GSM’ de 4G ve 5G diye tartışma devam ede dursun fuar alanında teknolojik yönlendirmeler ve mobil uygulamaların eksikliğine bir kez daha şahit olduk. Neden bu kadar büyük bütçeli fuarlarda teknoloji bir hayli fakir kalır anlamak çok zor. Kimin nerede olduğunu bilmek ve bulmak için kesinlikle şans gerekiyor. Yön tabelalarını bulabilirseniz ne ala?

Bizde fazla ısrarcı olmadık ve ilk gördüğümüz salona girerek gezintimize başladık. Açıkçası genel olarak önceki yıllardan çok farklı bir görüntü yoktu. Demek ki artık herkes bu fuarı kanıksamış ve beklentiler yüksek değil veya heyecan kalmamış da olabilir. Belki de internet çağı ve bilgiye çabuk ulaşılması sayesinde insanlar vakitlerini daha efektif harcamak istiyor olabilir. Tabi bu sebepler dışında ulaşımı da unutmamak gerekir. Autoshow eskiden Yeşiköy CNR’ da düzenlenirdi ve çok daha uygundu ulaşım için…

Firmaların hitap ettiği müşteri seviyesi yükseldikçe özensizlik ve ziyaretçilerden yada halktan uzaklaşmak yine eskisi gibi süregelen bir tutum maalesef. Bazı firmalar ellerindeki malzemenin yetersizliğini gizlemek için manken kartını kullanmış. İtiraf etmeliyim ki VIP gününe özel getirilmiş göz alıcı mankenler araçlardan çok daha sıcak ve ilgi çekici duruyordu. Kabul etmek gerekiyor ki ithal mankenlerin bulunduğu standların ratingleri diğerlerine göre kesinlikle çok daha yüksek. Bu da başarılı bir pazarlama taktiği…

20150521_162912 (2)

Yeni modelleri bekleyenler elbette tamamiyle sükutu hayale uğramadı. Bazı firmalar aylar evvel tanıtılan yeni modellerini getirmişlerdi. Ama bu kez de fiyat bilgisi yada katalog yoktu. İlgilendiğiniz bir aracın fuar sonrası test sürüşü imkanı da olmayınca hevesiniz kırılıyor sadece aracın içine ve dışına bakınmakla yetiniyorsunuz. Firmaların bu konuda ilerleme yapması şart. Test sürüşlerinin özendirilmesi ve satışta çeşitliliğin arttırılması müşteri kazanımında önemli rol alacaktır. Ezbere araç alınır mı? Nasıl olsa müşteri hazır zihniyeti sadece tembellik yapar satışta. İşler terse dönünce kompanze etmek için kampanyaya başvurmak işin kolay yanı ve düşük karlarla yetinmeyi gerektiren maliyetli tarafıdır.

Kartvizit konusu ise hala bir sıkıntı. Ziyaretçiler görüştükleri satış temsilcilerinden kartvizit bulamayınca klasik yöntemler devreye giriyor. Form doldurmak, telefon bırakmak vs. Bu sene tablet PC ile dolaşıp müşteri bilgisini toplayanları görünce pek şaşırmadık ama bu imkanı dahi yeterince kullanamayanları ve acemilik çekenleri görünce düşünmek durumunda kaldık? Üniversitelerimizde mezuniyet seviyesinde part time çalışmak için fuara gelen gençlerimiz neden teknolojiye bu kadar uzak kalırlar acaba? Gençlerimiz bizi üst lige ve zirveye taşıyacaksa en üst donanımda eğitim seviyesine sahip olmalılar. Ama bu sadece üniversite ile değil ciddi bir kişisel çaba ve azim gerektirir.

20150521_160413

Eksiklere devam edersek; Bu kadar yol ve zaman kat ederek gelinen bir fuar sahasında yere halı sermek sorunları gizlemiyor. Yerinden oynayan kapaklar, tümsekler, kablolar, kötü tasarlanmış ve gizli tuzak şeklindeki basamaklar çok fazla heyecana kapılmadan dikkatli bir şekilde yürümenizi gerektiriyor.

Yeni model tanıtımı yapılan bir standın önünden geçerken konuşmacının sanki bu kadar gürültüye gerek ve ihtiyacı varmış gibi kulaklarımızda çınlayan sesi ve üstüne üstlük berbat sunumu vs. derken firmaların bunlara dahi yeterince özen göstermemesi bizde ciddi bir soru işareti bıraktı? Acaba TED organizasyonlarından ilham mı alınsa biraz?

Üst grup müşterilere hitap eden bazı firmaların yeni ve güncel model getirmemesi ve sadece lütfederek katılmış izlenimi, zengin potansiyel müşterilerin fuarı değil showroom’ u tercih ettiğinin bir kanıtı gibiydi. Geri kalan ziyaretçi profili ise zaten bu firmalar için gereksiz ve önemsiz kuru kalabalık herhalde? Çevresi kapatılan ve özel güvenlik içeren standlar yada sıfır km. gibi gösterilen ama kullanılmış araçlarla yapılan tanıtımda hedef kim ve ne olabilir? Kusura bakmayın ama bu araçlar zaten yollarda karşımıza çıkıyor. Üstelik sahipleri sizden daha iyi şov yapıyor sayın yetkililer!…

20150521_160722 (2)

İhracatta ve ithalatta lokomotif sektörümüz olan otomotiv sektörünün bu fuarda maalesef geçer not aldığına inanmıyorum. Zira bu yükseliş ve telaffuz edilen rakamlar ihtişamlı ve göz kamaştıran bir fuara ev sahipliği yapmalıydı. Bırakın yurtiçini yurtdışında ses getirmeliydi. Firmalar bu konuda daha ciddi ve ısrarcı olmalıydı. Sadece bilinen araçların sergilenmesi değil yeni hatta konsept araçların ağırlıklı sunulması gerekirdi. Yardımcı teknolojik yeniliklerin ve uygulamaların gerek donanım ve gerekse yazılım olarak sunumu yapılmalıydı vs. vs.

Eski dostlarımızı görüp, fotoğraflarımızı çekip, fuar alanını dolaştıktan sonra aklımızdaki tek düşünce bir an evvel köprü trafiğine takılmadan salondan çıkmaktı. Tabi girişi nispeten kolay da olsa çıkışı bulmak da ayrı bir maharet gerektiriyor.  Nihayet çıkış noktamızı bulduğumuzda bizi karşılayan ve 3 bayandan oluşan müzik grubu konserine hala devam ediyordu. Son fotoları ise onların emeği ve sanatı için kullandık.

20150521_171319

Otoparkta aracı bulmak ve çıkmak derken 17.30’ da başladığımız dönüş serüveni 20.00 civarında son buldu. Biraz daha uzun sürse neredeyse İstanbul-Ankara arası otomobil yolculuğuna eşdeğer bu sürede yaşadığımız tüm yorgunluğa rağmen güzel bir gün geçirdik.

Ama artık bazı şeylerin düşünülmesi ve aşılması şart. Fuar organizasyonu bir yana mesela F1 pisti gibi dev bir alan boş dururken neden burada hiç fuar düşünülmez? Hazır test sürüşü amacıyla pistte duruyor…Veya Kurtköy civarı bir başka seçenek olabilir. Yada araba galerilerinin toplandığı büyük araç alışveriş merkezleri gibi katlı fuar alanı mı olsa daha mantıklı en azından şehir içinde devasa arsa bulmanın zorluğu açısından alternatif olabilir?

Evet metrobüs, İstanbul ve köprü trafiğinden telef olmamak için en iyi alternatif ama o da yaklaşık 1.5 saat civarı ve genellikle ayakta sürüyor. Bu zahmete katlanmaktaki tek teselliniz ise işin ekonomik boyutunun yanı sıra araba parkı ve saatlerce direksiyonda dur kalk yapmamak olacaktır.

Günün anlamlı özeti ise ulaşım için harcadığımız neredeyse 5 saati bulan süreydi ve bu süre fuar ziyareti boyunca geçirdiğimiz zamandan daha fazlaydı. Bu hafta sonuna kadar sürecek fuarı ziyaret etmenizi tavsiye ederken herkese keyifli bir zaman geçirmesini dilerim. Fuar’ da emeği geçen herkesi tebrik ederken bu tür sektörel fuarların ülkemiz ekonomisine daha büyük katkılar ve yenilikler getirmesini temenni ederim. Ama değerli otomotivciler, lütfen artık hedefleri ve vizyonumuzu büyütelim. Otomobilci deyimiyle vites arttıralım!

20150521_155251 (2)