MANGAL İLE F1 KEYFİ 20 EURO!

istanbul-world-hd-wallpaper-1920x1200-3675

F1′ in İstanbul’ daki ilk yarışı haliyle ilklere sahne olmuştu. Yarış haftası yaşanan büyük izdiham ve trafik keşmekeşi hala hafızalarımızdadır. O zamanki Motor Sporları Federasyonu Başkanı (ancak latife olarak kabul edeceğimiz) mangalını alanı yarış izlemeye davet edince haliyle başlığımız da Mangal ile F1 keyfi 20 Euro! şeklinde olmuştu? Bu yazının orijinali Ntvmsnbc‘ de yayınlanmıştır.

Mangal ile F1 keyfi 20 Euro!

“ İstanbul GP’ sinde bilet fiyatları açıklanırken meraklısına mangal bile serbest bırakıldı…”

İstanbul GP’ sinin biletleri satışa sunulurken fiyatları da belli oldu. Buna göre giriş ve tepeler 20 Euro. Yarış izlemek isteyen 16 yaşından küçükler 40 Euro, yetişkinler ise 70 Euro ödeyecekler. En yüksek belirlenen fiyat ise tam 350 Euro. İşin en ilginci ise isteyen hem F1 seyredecek hem de mangal yapacak!

Bilet fiyatları cep yakacak

2005 sezonu bizim için ise ayrı bir anlam taşıyacak. Zira ülkemizde ilk kez bir F1 yarışı izleme şansı yakalayacağız. Hatta Türkiye’ de ilk defa bir otomobilin 1 km’ den daha kısa bir düzlük içerisinde minimum 320 ila 340 km arasında bir hıza ulaştığına tanık olacağız. 200 desibele yaklaşan sesleriyle 1,000 beygir sınırındaki F1 motorlarının homurdanması ve basıncı kulaklarımızı dolduracak. Şimdiye kadar TV ekranlarında görmeye alıştığımız dünyanın 1 numaralı organizasyonunun en iyi pilotlarını İstanbul’ da ağırlayacağız.

F1 bilet fiyatları geçtiğimiz ay düzenlenen Autoshow fuarında hem açıklandı hem de satışa sunuldu. Şu an için bilet fiyatlarının (ilk açıklamaya göre) Türk izleyicisine maliyeti oldukça yüksek görünüyor. En düşük bilet fiyatı 16 yaşından küçükler için 40 Euro iken büyükler için ise 70 Euro’ dan başlıyor ve 350 Euro’ ya kadar uzanan değişik seçenekler mevcut.

F1 Grand Prix of Istanbul - Race

Şimdiye kadar her şey iyi güzel de belirlenen bu bilet fiyatları ortalama bir Türk tüketicisi için yeterince pahalı değil mi? Tamam pistin maliyeti 100 milyon $ civarında ama araziyi de devletin verdiğini unutmamak gerek. Ulaşım hariç bir yetişkine maliyeti 70 Euro (yaklaşık 135 mTL civarı) olan Grand Prix bileti normalde yüksek bir rakam. Buna şayet ulaşım, içecek, yemek, arabalı gelenler için park ücreti vs. gibi maliyetleri ilave ederseniz kişi başına minimum 150 mTL gibi bir rakamı rahatlıkla gözden çıkarmak lazım. Normalde insanlar ailesi ve/veya arkadaşlarıyla bu tip aktiviteleri izlemeye gelir. Dolayısıyla iki kişi en az 300 mTL ile kuru kuruya yarış izlemeye gitmektense yerine sıfır bir 51 ekran TV alıp evden seyretmeyi tercih edecektir. Üstelik televizyonda yanına kar kalacaktır! Hele bir de 4 kişilik aileyi düşünün eh ne diyelim?

Gelecek sezon 3. kez Dünya ralli şampiyonası takviminde yer alan Uluslararası Anatolia rallisinin 2004 sezonunda bile ücretlerinin F1 biletlerine kıyasla son derece cüzi olmasına rağmen yine fiyatı nedeniyle seyirci spesiyalinde ortalıkta kimsenin olmadığını ve Dünyaca ünlü pilotların boş tribünlere şov yaptığını hatırlarsak durum aslında hiç de iç açıcı değil.

Türkiye’ de ulusal gelirin durumu belli. Her ne kadar iyimser rakamlar konuşulsa da bunun geniş kitleye pozitif bir yansıması yok. Bu konuda gündemde yer alan futbol maçlarındaki şiddeti örnek olarak verebiliriz. Bu şiddet işsizlikten kırılan insanların tepkisini bir anlamda dışa vurması olarak açıklanabilir. Sosyo ekonomik çatlaklar polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılıyor ama nafile!

Bize milli gelir açısından çok daha yakın görünen ne Macaristan ne de bir başka ülke bilet fiyatlarında tam doğru örnek olabilir. En azından pistin ilk kez açılması şerefine oldukça kalabalık bir kitleyi pistlere çekmek gerekir. Motor sporlarını tabana yaymak sadece lafla değil icraatla olmalı. Aksi halde “motor sporları zengin sporudur” zihniyetini çürütmek ve gerçek yetenekleri keşfetmek asla mümkün değil. Temel yaklaşımlar değiştirilmediği müddetçe keşfedemediğimiz yetenekleri otobanlarda ve caddelerde kaybetmeye mahkumuz.

F1 için beklenen yabancı turist konusu ise ayrı bir hadise ve yurt dışından gelenlere daha yüksek bir tarife karşılığında ekstra hizmetler sunulabilir. Neticede bunlar turizm ve ilişkili ticari bir konu ama biz kendi insanlarımıza F1 ve diğer motor sporlarını sevdirmek istiyorsak sadece ticari gaye ile değil sportif ve sosyal amaçlarla da hareket etmemiz gerek. Tüm Türk F1 severler için 2005 senesinin başarılı bir miladi yıl olmasını temenni ediyoruz.

F1-Fansite_com-25202006-2520HD-2520wallpaper-2520F1-2520GP-2520Turkey_07

Biletlerde yeni promosyon?

Şimdi gelelim işin en ilginç yanına…Yazımızı başlık hariç yukarıdaki gibi hazırlamış ve tam yayınlanmak üzere gönderecektik ancak bilet fiyatları üzerine yeni bir açıklamayı okuduk. Buna göre bilet fiyatları 20 ila 350 Euro olarak açıklandı. Yani TL bazında 38 mTL ila 665 mTL arasında değiştiğini öğrendik. Gerçi biletlerin tavan fiyatı bildiğimizin aynıydı ama taban fiyatı sürpriz bir şekilde düştü?

Öncelikle şunu iyi anlamak gerekiyor. 20 Euro’ luk bilet fiyatı neresi için geçerli? Yani açıklamada sözü edilen tepelerde piknik için mi yoksa dostlar alışverişde görsün misali az sayıda koltuk için mi? Aslında sadece bu değil şunu da kimse tam bilmiyor. Tribün kapasitesi olan 76,200 adet koltuğun ne kadarı ne fiyata verilecek? Belli bir fiyata bilet alanlar (mesela 70 Euro’ ya) tribünün neresinde yani hangi konumda oturacak ve yarış izleyecekler?

Şimdilik anlaşılan 20 Euro’ luk fiyat ise tepelerde mangal partisi yaparak yarışı seyretmek isteyenler için!… Açıkçası tepelerden ne görülür veya nasıl bir seyir olur orası şaibeli? Saatlerce tepelerde toprak yada otların üzerinde oturarak veya ayakta durarak F1 seyretmek meraklısı için çok da ilginç olmasa gerek. Kaldı ki pistin etrafını çevreleyen boş arazide insanlar en iyi manzarayı bulmak için treking mi yapacaklar? Hele bir de mangalı serbest bırakmak daha bir enteresan! Zira mangal demek; koku demek, duman demek hatta ve hatta yangın riski demek!… Kazara birileri bir yerleri bilinçli yada bilinçsiz yakmaya kalksa yarışı durdurup pistten itfaiye mi yollanacak? Yoksa helikopterle havadan müdahale mi edilecek?

sucuk-mangal_260147

Burada akla gelen bir diğer önemli konu da güvenlik. Avrupa’ daki maçlarda bile fütursuzca pankart açanları unutmayalım. Keza bizde de protesto gösterilerindeki taşkınlıklar, azgınlıklar hatta ve hatta polise saldırıp dövenler vs haberlerde ekranlarımıza yansıyan üzücü görüntüler. Açık bir alanda en zor kontrol edilebilecek konulardan biri de hiç şüphesiz güvenliktir. Art niyetli olanlara karşı yada ani gelişen bir olaya çabuk müdahale edebilmek çok önemlidir. Pisti çevreleyecek tel örgülerin çok iyi denetlenmesi ve piste olası bir atağın da önlenmesi gerekiyor. Paranoya yapmak istemiyoruz ama tüm olası gelişmeleri gözönüne alarak her türlü hazırlığın tam yapılması ve bu yüzden yarış haftası boyunca açık alanların her türlü kontrol ve denetiminin mutlaka en iyi biçimde yerine getirilmesi gerekiyor.

Aslında organizatörlere çok iş düşüyor. Biraz insanımızı ve altyapımızı tanıyıp ona göre davranalım. İnsanlarımızı sonuçlarını düşünmedikleri ve (zaten) düşünmeyecekleri yanlış işlere sevk etmeyelim. Yada art niyetlilere karşı hazırlıklı olalım ve zemin hazırlamayalım. Varsın meraklıları mangallarını başka yerde yapsınlar ama biz ağız tadıyla F1 seyredelim hem de öyle tepelerde falan değil efendi gibi oturarak. Üstelik ele güne de daha ilk sınavımızda rezil olmayalım!

Yayın konusu da belirsiz

Bir başka önemli konu da yayın meselesi. Hali hazırda 2005 sezonu yayınlarını hangi TV kanalının yapacağı henüz belli değil. Bilindiği gibi NTV şayet bir değişiklik olmazsa geçtiğimiz sezon sonunda F1 yayınını bıraktı. Eğer herhangi bir ulusal kanal yayın için alıcı çıkmazsa belki de uydu veya kablolu TV üzerinden ve yabancı bir kanaldan 2005 F1 sezonunu seyredeceğiz.

Ayrıca İstanbul GP’ sinin naklen yayınını da halen hiç kimse üstlenmedi. Bir ara adı geçen TRT’ nin de maliyeti nedeniyle projeye sıcak bakmadığı söyleniyor. Büyük olasılıkla da İstanbul GP’ sinin naklen yayını yabancı bir yayın kuruluşuna teslim edilecek. Onlar da zaten arada ilginç saydıkları sahnelere mutlaka yer verecekler.

formula-e1394707605566

Sonuç itibariyle şayet F1’ i de kendi arabesk tarzımıza benzetirsek yayında bol bol bize özgü garipliklere yer verilecek. Böylece Avrupa Birliği sınavında Türkiye’ den Avrupa’ ya ve Dünya’ ya anlamlı mesaj yollamış oluruz hem de mangal partisi yapan Türkler manzarasıyla!…

Kaynak: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/300452.asp

Advertisements

İSTANBUL GRAND PRIX

kulesi-istanbul-turkey_1920x1080_48702

F1′ i yıllarca ekranlarda izleyen yerli meraklıları, İstanbul’ da F1 pisti yapıldığını duyunca büyük bir heyecan duydular. F1′ in deneyimli mimarı Alman Hermann Tilke’nın tasarladığı yerli pistimiz 2005 ve 2011 sezonları boyunca F1′ e aralıksız ev sahipliği yaptı. Daha sonra F1′ in patronu Bernie Ecclestone ile çıkan parasal anlaşmazlık F1 maceramızın sonunu getirdi. Büyük emeklerle yapılan F1 pisti kaderine terk edilirken son dönemde ise yerli bir firmaya kiralandı.

İleride F1′ i tekrar izleyebilir miyiz? Açıkçası bu sorunun cevabı halihazırda pek olumlu görünmüyor. Zira bizde işin parasal yanı dışında motor sporları seyircimiz dahi tribünleri dolduracak yeterli tutku, istek ve altyapıya sahip değil.  Azerbaycan’ ın dahi F1 için adı geçerken artık neredeyse parayı verenin F1 organize ettiği günümüzde İstanbul’ un eski F1 günlerine dönmesi şimdilik hayalden öteye geçmiyor. Aşağıda bu konuda yazdığım ve orijinali Ntvmsnbc‘ de yayınlanan makalemi okuyabilirsiniz.

Bu arada F1′ de 2014 sezonu dün Avustralya’ da yapılan yarış ile yeni sezonu açtı. Hep birlikte zevkli ve keyifli yarışlar izlememizi temenni ederim.

İstanbul Grand Prix’ i

“ Senelerdir özlemini çektiğimiz bir rüya artık gerçek olacak. Yarış dünyasının gözbebeği F1 her şey yolunda giderse 2005 senesinden itibaren İstanbul’ da !… ”

Motor sporları konusunda alt yapı eksikliğimiz devam ederken birden bire kendimizi farklı bir dünyada bulduk. Adeta ilaç gibi gelen peş peşe iki müthiş haberle spor dünyamız silkelendi. İlki dünya ralli şampiyonasının Antalya’ da ki Anatolia rallisini 2003 için yarış takvimine almasıydı. Öteki ise 15 günde bir bizi ekran karşısına kilitleyen F1’ in İstanbul’ da yapılması için start verilmesiydi. 

Türkiye Motor Sporları Federasyonu Başkanı; Mümtaz Tahincioğlu kişisel başarısıyla ve ekibinin desteğiyle Türkiye’ de özlenen büyük bir organizasyonu getirme şansını yakaladı. Evet her şey yolunda giderse 2005 senesinde İstanbul Kurtköy’ de hız dünyasının lokomotifi F1’ e ilk kez “ merhaba ” diyeceğiz ve belki de 2004 yılı sonunda eğer emekli olmazsa gelmiş geçmiş en büyük pilotlardan Schumi’ yi bu kez kendi pistimizde göreceğiz. Bu bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor değil mi ? Peki ama bu konu bize ne kazandıracak diye soru soranlar ve hala F1’ in önemini kavrayamayarak sigara yasağına takılanlar olabilir ? Aşağıda konuyu biraz daha açalım.

20

Şimdiye kadar kendi olanaklarımızla ve genellikle ulusal çapta yer alan ancak imkan tanındığında uluslararası platformda da neler yapabileceğini gösteren Türk motor sporları camiası bu pistle birlikte kendine yeni bir mabet bulacaktır. Kurtköy pisti sayesinde Türkiye, hem yurt dışında ve özellikle motor sporları camiasında prestij kazanacak hem de düzenlenecek çeşitli etkinliklerle adını aktif olarak tüm dünyaya duyuracaktır.

Unutmayalım ki bu pist sadece F1 için değil tüm pist ve diğer motor sporları aktivitelerinde de kullanılabilecektir. Söz gelimi dünya motorsiklet şampiyonası başta olmak üzere çeşitli ulusal ve uluslarası otomobil ve motor müsabakaları buna örnektir. Ayrıca çeşitli zamanlarda test çalışmasında bulunmak isteyen ve sezona hazırlık yapan F1 veya diğer motor spor ekipleri, pisti yaz kış kullanacaklardır. İklim özellikleri de kullanımda belirgin bir tercih sebebi olabilir. Dolayısıyla yapılacak pistin şu anki haliyle atıl duran olimpiyat stadına göre çok daha etkin kullanılması ve ekonomiye gelir getirmesi mümkün olacaktır.

Yeni pilotlarımızın yetişmesi ve mevcutların kendini geliştirmesi, otomotiv sektörümüzle buna bağlı yan sanayimizin ilerlemesi ve yeni yatırımların gelmesi, motor sporlarıyla uğraşan kulüplerin gelişimi, yeni otomotiv tedarikçilerinin ortaya çıkması ve mevcutların büyümesi, motor sporları medyasının alt yapısının güçlenerek dışa açılması ve tüm bahsedilen bu alanların uluslararası alanda rekabet şansı bulması, bilinçli bir motor sporları izleyicisinin oluşması da bu şekilde mümkün olacak olumlu sonuçlardandır. Girişimciler için yeni ve farklı iş potansiyelleri ortaya çıkacak, iş ve istihdam oluşacaktır. Unutmayalım ki uluslararası bir pist nehir gibi etrafındaki yüzlerce yeni konunun filizlenmesine meydan verecektir. Pisti sadece yapmak değil akıllı reklam ve tanıtım faaliyetleriyle mümkün olan en yüksek verimde kullanmak hem yatırımını çıkartmasını hem de atıl durmasını önleyecektir. Beklenen ekonomik verimi arttırmak için pist inşası ve yarış organizasyonunun yanı sıra oluşabilecek değişik iş potansiyellerine yönelik rehber hizmeti vermek ve müteşebbisleri bilgilendirmek yapılan yatırımın boşa gitmeyeceğini kamuoyuna izah edecektir.

1525138

Yerli turizm imkanlarımız doğası ve tarihiyle turistik pazar değerlerinin yanında bir başka boyutuyla daha güçlenecektir. Çeşitli pist aktiviteleri sayesinde mevcut turistik imkanlara karşılık promosyon sektöründe de hareketlenme olacaktır. Dolayısıyla motor sporları, turizm potansiyelimizi çeşitlendirecek ve turizm kaynaklı gelirlerde artış sağlayacaktır. Aslında katma değerlerini göz önüne alırsak  milyonlarca dolarlık bir gelirden söz etmek hiç de hayalcilik olmaz. Bu noktaya gelmek için örneğin F1’ de yer alan Malezya ve Japonya’ ya karşılık ulaşılabilirlik durumumuzu ve stratejik konum avantajımızı da eklemek gerek. Yani Avrupa’ dan gelebilecek izleyiciler için mesafe fazla problem yaratmayacaktır.

Ancak tüm bunlar tabi ki iyimser olarak gördüğümüz ve arzuladığımız sahneler. Diğer taraftan F1’ in diğer motor sporlarından farklı olarak kendi içinde de değişik bir organizasyon yapısı ve anlayışı var. F1’ de dinamizmden dolayı her şey çok çabuk değişebilir. F1’ e aday olmak isteyen ve mevcut takvimden ayrılmak istemeyen ülkeleri hesaba katarsak yarış organizasyonu almak ve takvimde yerimizi korumak çok da kolay bir hadise değil. Mesela Belçika SPA ve İngiltere Silverstone pistlerinde senelerdir F1 düzenlenmesine rağmen zaman zaman çeşitli nedenlerle takvimden çıkarılması da gündeme gelmektedir. Tabi ki bizim en büyük şansımız F1’ in yarış dünyasında heyecanını koruması arzusundan dolayı daha yeni anlayışla tasarlanmış pistlere ihtiyaç olunmasıdır. Bu noktada İstanbul’ da ki modern bir pist F1 için son derece cazibeli olacaktır.

Şu ana kadar bizim tarafımızda TOMSFED ile somut adımlar atılmaya devam ediliyor. Bernie’ nin aday şehirleri gezdikten sonra İstanbul’ da karar kılması gelinen en son noktaydı. Bundan sonraki önemli adımlar pistin belirlenen arazide zamanında yapılması ve gecikmeden F1 takvimine alınması olacaktır. Sanırız bu konuyla ilgili detaylı proje ki özellikle finansman konusu önümüzdeki günlerde yetkililer tarafından netleştirilecektir.

tumblr_m2f4osMLZp1qagg2ao1_1280

Bir de her iki taraf açısından ticari beklentilerin iyice belirginleşmesi gerekiyor. Önümüzde bir Rusya örneği var. Moskova’ da daha evvel yarış düzenleneceği açıklandı ama daha sonra Ruslar ile F1’ in patronu Bernie Ecclestone gelirler konusunda anlaşmazlığa düştüler ve bu durumda pist elde kaldı. Dolayısıyla aynı duruma düşmemek için şu sorular iyi cevaplanmalıdır: F1’ in patronu Bernie Ecclestone’ un beklentileri karşılanacak mı ? Bizim vermemiz ve/veya almamız gereken tavizler nelerdir ? Umarız bu konuda da hesaplamalar doğru yapılmıştır ve son anda beklemediğimiz sürpriz bir durumla karşılaşmayız. Kendi evimizde istenmeyen bir emrivaki ile kalmak hiçbirimizin arzulamadığı bir sonuç olacak.

Oluşan iyimser hava kamuoyunda olumlu bir hava estirdi ve F1’ e özlem duyan herkese moral verdi. Özellikle geçmişte sigara yasağından dolayı ciddi adımlar atılamaması bize zaman kaybettirmişti. Bugünkü durumda konu hala netleşmemiştir ve kanunlar nezdinde şimdiden netleştirilerek olası bir hukuki problem önceden önlenmelidir. Bira firmalarının sahibi olduğu basketbol takımlarıyla müsabakalara çıktığı ülkemizde sigara firmalarının reklam olarak kullanılması mazeretiyle F1’ in yasaklanması çelişki oluşturmaktadır. F1 bir spordur ve sporun özünde insanlara fiziki ve ruhsal olarak olumlu şeyler kazandırmak amacı yatmaktadır. Sırf tek bir nedene bağlı kalarak ülkemizin ekonomik potansiyeline büyük katkı sağlayacak girişimlerin önünü kesmeyelim ve sorunları uzlaşarak kısa sürede çözme yolunu seçelim.

Son olarak İstanbul’ un tercih edilmesi belki diğer aday şehirlerin tepkisini çekti ama kriterler gözden geçirilince hemen hemen tüm şartları sağlayabilen tek şehir de İstanbul olarak göze çarpıyor. Tabi ki sonuç farklı olabilirdi ve belki olması da diğer aday şehirler açısından büyük yararlar sağlayabilirdi. Ama bu bir tek taraflı tercih değildir ve F1 takımlarının da menfaatleri söz konusudur. Gelinen noktada bunu daha fazla eleştirmenin kimseye katkı sağlayamayacağını düşünerek İstanbul Kurtköy projesinin herkes tarafından desteklenmesi gerekir.

brazil-photo-f1-wallpaper-2010-3

Gerçekten de kısa bir süre içerisinde motor sporlarımız adına önemli adımlar atmayı başaran Mümtaz Bey ve ekibini alkışlıyoruz. Mümtaz Tahincioğlu, işadamı hüviyetinin imkan tanındığında ve fırsat bulduğunda ülkemizde neler başaracağına en güzel örneklerden olmuştur. Ralli ve F1 konusundaki girişimlerinin sekteye uğramadan sonuç vermesi ise en büyük dileğimiz. Konu artık Türkiye’ ye mal olmuş bir ulusal başarı davasıdır. Bundan sonra hepimizin desteği ve yardımıyla 2003 yılında dünya ralli şampiyonası ve 2005 yılında F1’ e “ merhaba ” demek dileğiyle.

Kaynak: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/189362.asp

REKABET NASIL ARTAR?

F1-Fansite_com HD Wallpaper 2011 Spain F1 GP_29

F1′ de hemen hemen her yıl bir sonraki yada gelecek sezonlara ait değişiklikler yapılması adet haline gelmiştir. Amaç mevcut ihtiyaçlar çerçevesinde ve yarış ruhunu maksimumda tutarak gereken değişiklikleri yapmaktır. Tabi bu düşünce fiiliyatta her zaman aynı sonucu vermeyebilir ve uygulama düşünülenden farklı gelişebilir. Motor sporları seyircisinin heyecan ve rekabet aradığını göz önüne alırsak bazen ters tepkiler de alınabilmektedir. İşte aşağıdaki yazım bu konuda yapılması gerekenler hakkında öneriler içermektedir. Dikkatli okuyucular bunların kısmen gerçekleştiğini fark edecektir. Bu yazının orijinali Ntvmsnbc’ de yayınlanmıştır.

Rekabet Nasıl Artar ?

“ F1 bu sene sıradışı bir sezon geçiriyor ama bundan sonraki sezonların aynı şekilde geçeceğine dair somut bir adım henüz yok. ”

Gerçekten de bu sezon gerek yeni sıralama turları ve gerekse lastik savaşlarında gelinen noktada Michelin’ in üstün başarısı F1’ de özlenen heyecanı bir nebze olsun geri getirdi. Ancak pembe tabloya biraz daha objektif bakarsak rekabetin artması konusundaki sıkıntının henüz aşılmadığını da görürüz. Bunu aşmak için de yapılması gerekenler hala sırada bekliyor !…

Pistte daha fazla geçiş hamlesi görmeliyiz !

Bol geçişler, sıkı, yakın ve dinamik mücadeleler… Bunlar tüm F1 izleyicilerinin en çok görmeyi arzuladıkları ortak istekler. Geçmişin zevkli ve son ana kadar rekabet içinde geçen yarışlarını hatırlarsak, F1 daha monoton yıllara yelken açmıştı ki özellikle 2003 sezonu; gelinen noktada hayli başarılı ve zevkli geçerek sorunu bir nebze olsun giderdi. Sezonun son yarışına kadar sürecek olan Schumi, Montoya ve Raikkonen arasındaki şampiyonluk düğümü bu seneye ayrı bir renk kattı. Sıralama turlarıyla ilgili yeni değişiklikler başlangıçta yadırgansa da şu ana kadar sürpriz sonuçlar meydana getirdi. Ayrıca ilk 10 sıradaki otomobillerin sıralamadaki dizilişi uzun zamandır hiç bu kadar yakın derecelerle olmamıştı.

Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Grand Prix izlemeye giden veya TV başında yarış izleyen seyirci sayısında artış yerine düşüş yaşanıyor. Peki F1’ e küsen izleyicilerin tekrar geri gelmesini ve mevcut ilginin artmasını sağlamak için neler yapmalı ? Cevabı gayet basit ! daha çok heyecan, daha çok geçiş ve daha çok spor göstermek !…

Aşağıda şu ana kadar F1’ in heyecanının artması üzerine tartışılan çeşitli önerilerden bahsedeceğiz. Bu öneriler; Geçişleri kolaylaştırmak, F1 şov dünyasını geliştirmek ve uzun süreler bu heyecanın sürmesini sağlamak için tartışılmaktadır. Şimdi bu önerilere sırayla göz atalım.

20

Pist planı geçişlere göre yenilenmeli.

Geçişleri pilotlar için kolaylaştırmak amacıyla her pist en azından uzun bir düzlüğü takip eden sıkı bir köşe veya viraj içermeli. Kısa düzlükler geçiş imkanı vermemektedir ki F1’ de geçişler en fazla düzlüklerde olmaktadır. Aksi halde pilotlar genellikle mevcut sıralamayı değiştirecek herhangi bir riske girmeyi pek istememektedirler.

Hata yapan pilotların pist dışına çıktığında geri dönmesini sağlayacak bir alan da mutlaka oluşturmalı. Yani yoldan çıkan pilot çakıl, toprak veya çime saplanmamalı yada bariyerlerle çabucak kucaklaşmamalı. Pilotların yarış dışı kalma riskini almamalarının en önemli sebeplerinden biri de bu. Tabi yarışılan pistlerin çoğunun eski tasarım olmasının da olumsuz etkisi var. Zaman zaman yapılan iyileştirmeler faydalı olsa da hala geliştirmelere fazlasıyla ihtiyaç var. Bazı pistlerde neredeyse hiç geçiş yok ve bu durumda yarış yapılması için zorlamaya da fazla gerek yok. Çünkü bu tür pistlerde mekanik arıza veya pilotaj hatası yoksa yarışın sonucu başından belli oluyor. Mesela San Marino GP’ si ve nostaljik Monaco yarışları gibi !…

Çekiş kontrol ve otomatik kalkış sistemleri yasaklanmalı.

Görünen o ki elektronik yardımcı sistemler bir F1 otomobili sürmeyi çok fazla kolaylaştırıyor. Bu nedenle tecrübe eskiden bir avantaj olarak görünürken şimdilerde yaş faktörüyle birlikte bir dezavantaj teşkil etmektedir. Örneğin McLaren’ da Coulthard’ ın Raikkonen’ e karşı durumu gibi. Asla unutmamak lazım ki en iyi pilotaja sahip olanlar elektronik yardımlar olmaksızın da yine zirvede yer alacaklar.

Günümüzde yarışın başlangıcında kimin daha iyi start alacağına yetenek değil otomatik kalkış sistemleri karar veriyor. Bu mücadelede teknoloji olarak Renault ve McLaren rakiplerinden bir adım öndeler. Sadece kırmızı ışıklar sönünce zamanında otomatik kalkış sistemi düğmesine basıp doğru rotayı çizdiniz mi, eh bir de altınızdaki makina sıkıysa tutana aşkolsun ! Çekiş kontrol sistemleri de bir ayrı tartışma konusu. Geçmişte sadece bilgisayar yazılımlarıyla yapıldığı öne sürülen ve denetlenemediği için serbest bırakılan çekiş kontrol sistemleri pilotların özellikle viraj alırken hata yapmasını ve spin atmasını neredeyse % 99 önlüyor. Halbuki pilot hata yaptığında elektronik yardımlarla bu gizlenmemeli ve asıl yetenek ortaya çıkmalı.

Gerçek şu ki F1 seyredenlerin çoğu yetenekli pilotların vahşi ve güçlü F1 otomobillerine hükmetmesini izlemek istiyorlar. O halde pilotlara yardımcı olarak yeteneklerini daha iyi gösterme ve kendinden bir şeyler katma imkanını tanıyalım.

Aerodinamik yere basma gücünü azaltmalı.

Aerodinami, F1 otomobillerinde en önemli problemlerden ve sürekli gelişen teknolojilerden biri.  Günümüzün F1 otomobilleri aerodinamik verimliliğe çok fazla bel bağlamaktadır. Ancak artık bu o kadar olumsuz bir durum teşkil etmektedir ki neredeyse bir pilotun öndeki pilotu takip etmesi imkansız hale gelmektedir. Çünkü arkadan gelen pilotun otomobilinin yol tutuşu öndeki pilota fazla yaklaştığında (türbülans denen hava akımından) çok fazla etkilenerek bozulmaktadır. Bu durumda arkadaki pilotun öndeki pilotu çok yakın şekilde takip etmesi oldukça zorlaşmaktadır. Peki yakın olunamazsa geçiş nasıl olacak ? Ve pilotlar nasıl sollama yapmayı deneyecekler ? O halde aerodinamik kurallarda değişikliğe gidilmeli ve yakın seyirlere fırsat tanınmalıdır.

21

Mekanik yol tutuş arttırılmalı.

Otomobillerin çok daha etkileyici olması lazım. Bunu sağlamak için daha geniş lastiklerin yeniden yarışması sağlanmalı ve lastikler üzerindeki kısıtlamalar kalkmalı. Halen kullanılan oluklu lastikler F1’ in ruhuna aykırıdır.

Slick diye tabir edilen ve F1’ in özüne uygun düz lastiklere bir an önce geri dönmeli.

3 litre motorlar üzerindeki spekülasyonlara da artık son vermeli. Düşünülen ve tartışılan 2.5 litre motorlar heyecan değil monotonluk getirerek mevcut aksiyonu daha da söndürecek. F1 otomobilleri erişilmez ve inanılmaz güç gösterisi sunmalı. 1,000 beygirlere yelken açan 3 litre motorların gelişimine fırsat tanınmalı. Unutmamalı ki F1 otomobilleri üzerinde tartışılan dar lastik ve düşük hacimli motorlar ile asla zevk vermeyecektir !

Pit stop’ lar kaldırılmalı veya sınırlandırılmalı.

Pit stop olduğu müddetçe pilotlar zorda kalmadıkça çoğunlukla beklemeyi ve herhangi bir geçiş yapıp riske girmeyi ve de lastiklerini aşındırmayı istemiyor yada tercih etmiyorlar. Peki pistte değişmeyen sıralamanın pit’ te değişmesi ve pilotların servis alanında pozisyon kazanmasına neden izin veriliyor ? Bu mu gerçek ve adil yarış ? Eğer Bernie Ecclestone pit stop’ ların renkli sahneleriyle TV için malzeme sağlamak amacıyla kalmasını istiyorsa durum başka. Ama pit’ te geçemediği rakibini sırf servis elemanlarının başarısıyla geçmek ne derece adilane ve başarı göstergesi ?

Aslında her yarış için her pilota sadece tek bir pit stop yapma imkanı tanımalı. Ve bu pit stop’ lar mümkün olduğunca yarışın başlarında yer almalı. Sonlara doğru veya yarışın ortasından sonra değil ! Böylelikle pilotlar yarışın çoğunda otomobili pistte tutmak ve rakipleriyle mücadele etmek için yarışacaklar. Üstelik aşınan lastiklerle pistte tutunmaya çalışan pilotları izlemek daha da zevkli olacak. Öyle ya başın sıkıştığında servise koşmak yok !

22

Yarı otomatik şanzımana dönülmeli.

Pilotlar sadece işlerini yapsın. Ne zaman ve pistin neresinde vites değiştireceklerine kendileri karar versinler. Biraz da iş zekaya, yeteneğe ve bilgiye düşsün.
Pistteki yarışan ekip ve otomobil sayısı artmalı.

Şu an pistte 10 ekip ve 20 otomobil yarışıyor ama bu sayı arttığı zaman pistte daha yoğun bir mücadele izlenecektir. Öyle yarışlar olmaktadır ki herhangi bir kaza yada mekanik arızalar sonucu pistte neredeyse otomobillerin yarısı elenmektedir. Hal böyle olunca pistte kalan ve yarışan otomobiller rekabetten yoksun sadece dolaşıyor gibi izlenim vermektedir. Yeni güçlü ekiplere ve yeni yetenekli pilotlara ihtiyaç var. Yeter ki bu yenilikler vasat ve kısır bir mücadele getirmesin.

Ekiplerin arasındaki teknolojik güç ve ekonomik fark azaltılmalı.

Geçmişte ekonomik problemler yaşayan ekipler birer birer pistlere veda ettiler. Bunlara en son örnekler Arrows ve Prost ekipleriydi. Bu ekiplerin yaşadıkları ekonomik sıkıntılar ve teknolojik olarak eksiklikleri göz göre göre silinmelerine yol açtı. Böylece pistte 12 ekip 24 otomobil varken şimdi bu sayı 10 ekip ve 20 otomobile düştü.

Minardi ve Jordan’ ın da bu sene sıkıntılı bir sezon geçirdikleri o yüzden de bırakın mücadele etmeyi mevcut yarışları bile zor çıkardıkları biliniyor. Ekiplerin zirvedekilerle başa çıkabilmesi için sürekli teknoloji değişikliklerine yol açan kural değişikliklerinden vazgeçmeli. Sezon sonlarında ekipler arasında teknoloji transferini en azından belli ölçüde sağlamalı.

Motor üreticisi olmayan ekipler için motorlar F1’ in en yüksek yekünlerinden biri. Yıllık fatura yaklaşık 20 ila 30 mUSD arasında. Bu konuda iyileştirme yapılmalı. Sauber, Jordan ve Minardi gibi motor faturalarının yüksekliğinden ciddi etkilenen ekiplere maddi destek yada motorlarda sübvansiyon şart. Şu an konuşulan makul rakamlar yıllık 10 mUSD civarındadır. Mercedes’ in gelecek sezon için bahsedilen rakama bir ekibe daha motor sağlamak için girişimleri var.

Sponsorlukta ise en büyük pay büyüklere gidiyor. Küçükler ise sponsor bulmakta can çekişiyor. Bu konuda en son örnek Vodafone örneğinde yaşandı. Telekom devi Vodafone, Jordan ile flört ederken Ferrari ile el sıkıştı. Sponsor mücalesinde küçük ekipler de nefes almalı. Yoksa ekonomik olarak zayıf ekipler F1’ de rekabeti nasıl arttıracak ?

24

F1’e giren her yeni pilot için NBA’ deki draft sistemine benzer bir uygulama yapılmalı.

Böylelikle zayıf ekipler yetenekli pilotları ilk seçme şansına sahip olarak kadrosuna katıp ileride gelecek talebe göre oluşan transfer dosyasından pay kapabilmeli. Yoksa şimdiden büyük ekipler gelecek için umutlu gördükleri pilotları deyim yerindeyse kapatıyorlar. Zayıf takımda zayıf pilot yarışırsa pistteki görüntü hiç çekilmez.

Sıralama turları iyileştirilmeli.

Mevcut sıralama turları bu haliyle çok da adil ve mantıklı değil. Zira az yakıtla yarışa başlama riskini alan ekip ve pilot zirveyi harmanlayabiliyor. Üstelik sıralama turlarında her pilota sadece tek turluk şans tanınması sıralama gününün o eski son dakika heyecanlarını da tarihe gömdü. Bu haliyle kalırsa sıralama turları bir kumar niteliği taşıyor. Üstelik sıralama turlarını eskiden dört gözle bekleyenler şimdi sadece yarışa odaklanıyorlar. Şayet yukarıdaki değişiklikler yapılırsa eski sıralama turlarına dönmek en mantıklı yol olacak. Aksi halde bu şekilde yarışmaya devam edilecekse revizyon şart.

Yeni birşeyler denenmeli ve heyecan olmalı.

Yeni puan sistemiyle yarışı kazanmak ile 2 . gelmek arasında eski puan farkı ortadan kalktı. Mesela eski puan sisteminde birinci 10 ikinci 6 puan alırken şimdi birinci 10 ikinci 8 puan alıyor. Dolayısıyla şimdi pilotlar zaten yeterli puan aldıkları düşüncesiyle liderliği zorlamıyorlar velev ki ekstradan 1-2 puana ihtiyaç duymasınlar. Bu puan sisteminin tek olumlu yanı lider ile gerisinden gelen eskisi gibi kolay kopmuyor.

23

Puan sisteminde radikal değişiklikler yapılmalı. Mesela pilotlar sıralama turlarındaki derecesine göre yarışa en arkadan başlayabilir. Yani sıralama turunda ilk gelen en son yarışa başlar. Tabi bu biraz karışık görünse de puan sistemindeki düzenleme ile en arkadan başlayıp da en iyi yerde yarışı bitiren en yüksek puanı alacaktır. Belki puan sistemi böyle çok daha komplike olabilir ama karşılığında gelecek artılar ve heyecan buna fazlasıyla değecektir. Geçiş sayısı resmen patlayacaktır !

Sıralama turundaki başarısına göre pilotlar pistin hangi tarafından başlayacağına kendileri karar vermeli. Böylece Macaristan’ daki gibi 1,3,5 ve 7 gibi sıralardan başlayanlara karşı 2,4,6 ve 8 gibi taraftan kalkanlar bariz bir dezavantaja düşmesin. Bu şekilde pistin kirli yerinden kalkmak ve patinaja kalmak adil olmayan bir mücadeleye yol açmamalı.

Hep konuşulan gece yarışları uygulanabilir örneklerden biri olabilir. Böylelikle bu tür bir uygulama özellikle sıcak altında beyni sulanan pilotların yararına olur. Saat farkı nedeniyle özellikle Avrupalı TV izleyicilerinin sıra dışı saatlerde seyredebildiği Avustralya, Malezya ve Japonya gibi yarışlar daha makul saatlere alınabilir. Üstelik gece yarışları lastik savaşlarındaki sıcaklığın etkisini de oldukça azaltacak ve daha dengeli yarışlar koşulacaktır.

Veya çok başka fikirler denenmeli yada gündeme getirilerek tartışılmalıdır. Böylece F1 severler heyecan verecek yeni uygulamalarla tanışmalıdır. Bu şekilde Formula1, teknolojinin pistteki dansı ve gösterisi olarak yoluna devam edecektir.

Kaynak: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/232746.asp

F1′ İN GÜNAH KEÇİSİ

xl_Sky_F1HDStudio_624

F1 gerek hazırlık aşaması ve gerekse sunumuyla milyon dolarların sahne aldığı bir şov görünümündedir. Günümüzde görsel medyanın ve sunumun önemi tartışılmazken bu kadar pahalı bir spor olan F1′ in bundan nasiplenmemesi imkansızdır. Bu yazımızda F1 yayınları ve geliştirilmesi hakkındaki önerilerimizi aşağıda sıralıyoruz. Yazının orijinali Ntvmsnbc’ de yayınlanmıştır.

F1’ in Günah Keçisi

“ F1 yayınlarında mevcut heyecanı acaba yeterince takip edebiliyormuyuz ? Yoksa yavan geçen yarışların günah keçisi televizyon ekranları mı ?!  ”

Heyecanın saliseler mertebesinde olduğu F1’ de acaba ekran karşısındaki seyirciler pistdeki heyecanın ne kadarını hissederek izleyebiliyor ? Mesela Amerikan filmlerinde seyirciyi sürekli diken üstünde tutabilmek için aksiyon sahneleri birbiri ardına gelir ve çeşitli film hileleri veya bilim kurgu yöntemleriyle izleyiciye ekstra heyecan pompalanır !

Ancak F1’ de bunların hiç birine gerek yoktur. Zaten doğal haliyle bir F1 yarışı her enstantanesi ile heyecan deposudur. Aslında mevcut aksiyonun en az yarısı izleyiciye gerçekten layığıyla aktarılabilse seyredenler zaten koltuklarına çivilenecek ve çoğu kez yapılan “ sıradan bir yarıştı ” veya “ çok sıkıcıydı, sürekli dönüp durdular ” gibisinden yorumlar da rafa kaldırılacaktır. Peki bu heyecanı bize aktarması gereken TV ekranları neden bu kadar sönük kalıyor ve yayınlardan tad alamıyoruz ? Yoksa sorun sahip olduğumuz televizyonların donanımında ve artık yeni çağ TV ekipmanlarından mı almamız gerekiyor ?

Aslında tabi ki iyi bir ses çıkışına sahip, geniş boyutlu ve görüntü kalitesi mükemmel olan likit kristal ekran bir televizyona sahip olmak mevcut seyir hazzımızı bayağı körüklerdi ama sorunun çözümü sadece buna bağlı değil tabi ki !. Üstelik belirtelim bu donanımda bir televizyonu satın almak da her bütçeye uygun değil ve fiyatı ise yaklaşık 5,000 $ mertebesinde… Neyse biz TV fiyatlarını bir kenara bırakarak aşağıda asıl konuyu biraz daha açalım ve değişik açılardan vurgulayalım.

tumblr_m2f4osMLZp1qagg2ao1_1280

TV Yayını Kalitesi 

Açıkçası her yerde olduğu gibi işin en önemli kısmı mutfağı ! F1’ in mutfağında ise her şey var ama ne yazık ki bu zevkli menü bize yeterince servis yapılamıyor. Yani servis kalitesi genel olarak düşük ! Dikkat ederseniz bırakın değişik enstantaneler ve ilginç görüntüleri izlemeyi yarış düzenleyen ülkeler arasında bile görüntü çekimi ve yayın kalitesinde ciddi farklılık oluşabiliyor. Malezya’ daki Kuala Lumpur’ dan alınan görüntü ile Almanya’ daki Hockenheim yarışının görüntüsü arasında kalite yönünden ciddi fark var. Şimdi buna teknik olarak uydulardan nakilde olası yayın kayıpları, hava şartlarının olumsuz etkileri vs. gibi zahiri mazeretler eklenebilir ama tabi ki problemin asıl kaynağında ise yayın yapan ülke ekiplerinin tecrübe ve bilgi eksikliği, görüntü alma ve aktarma yetersizliği ile F1’ deki ülkelerarası yayın standartı eksikliği mevcuttur.

Sorun sadece görüntü kalitesi olsa bir nebze olsun affedilebilirdi ama asıl ciddi konu mevcut heyecanın çok azının biz izleyenlere yansıması. Şöyle bir hafızalarımızı yoklayalım. Kaç tane yarışta geçiş sahnelerini anında veya hemen sonrasında izleyebiliyoruz. Çoğu geçiş bölümleri ya unutulduğundan yada çekime alınmadığından F1’ in can alıcı aksiyon sahneleri böylece kayboluyor. Biz ise sıralamalara bakarak yarış içerisinde ne olduğunu sonradan anlamaya çalışıyoruz. Bunun asıl nedeni ise bize o an ulaşan görüntünün hiç ilgisiz bir kareye saplanıp kalması. Mesela ön sırada rahatça giden bir Ferrari’ yi izlerken çoğu zaman deyim yerindeyse arkada kıyamet kopuyor ve peşpeşe giden pilotlar birbirini geçmek için kıyasıya mücadele veriyorlar.

Aslında zevkli ve heyecanlı görüntülerin aktarılabileceği çeşitli kritik (ve panoramik) kamera açısı noktaları ile teknik ekipmanlar çoğunlukla pist üzerinde ve yarış zamanında mevcut. Buna ilave olarak otomobil içerisinde farklı açılardan alınan pilotların görüntüsü, aracın seyir halindeyken ön görünümü veya arka plan görüntülerini sağlayan küçük kameralar yayın ekibinin elinin altındaki önemli potansiyeller. Eğer F1’ in düzenlendiği ülkeden ülkeye naklen yayın ve görüntü kalitesi dağıtımı yerel şartlara bağlı olarak değişiyorsa bunu standart şekle getirmenin görevi başta F1’ in patronu Bernie Ecclestone olmak üzere F1 yönetiminindir. En azından sorunu giderme yönünde deneyimli teknik ekip ve modern ekipmanların her yarışda kullanımı sağlanarak söz konusu ülkeler arasındaki bilgi paylaşımıyla birlikte görüntü eksikliği ve ciddi kalite düşümü de böylece önlenmiş olur.

Grand_Prix_Monaco_2010_Wallpapres_laba.ws

Anlatım ve Yorum

Bu konuda her ne kadar yayını anlatan ve yorumlayanlara büyük iş düşse de yarış heyecanı az olunca çoğu zaman onlar da normal olarak genel havaya uyabilmektedir. NTV’ deki meşhur aktarımla “ tampon tampona mücadele ! ” sözü çoğu izleyici tarafından “ F1 arabalarında tampon yok ki ! ” şeklinde eleştirilse de işe espritüel açıdan bakarsak bu ifade peşpeşe giden iki arabanın durumunu gayet güzel belirtiyor aslında. Ayrıca bu tür bir anlatım tarzı hoş ve sıcak bir ortam da yaratıyor.

Özellikle yarışın durgun zamanlarında izleyiciye aktarılan güncel bilgi ve gelişmeler yine mümkün mertebe yarışın rutin görüntüleri arasında araya alınacak reklamlar mutlaka seyir zevkine olumlu bir katkı sağlayacaktır. Hatta reklamların giriş ve çıkışı normal yayın kuşağının aksine daha çabuk devreye alınabilirse (reklam anons görüntüsü olmadan) değmeyin keyfimize ! Yarış sonrası basın toplantısında tercümesi yapılan ilk üç sıradaki pilotların demeçleri deneyimli tercümanlar (gerektiğinde iki kişi) ile eş zamanlı ve kayıpsız aktarılabilecektir. Yukarıda bahsedilenler çoğunlukla zaten yapılmaktadır. Ancak yine de eksik olan ve geliştirilmeye muhtaç bölümler de mutlaka vardır.

Yarış Bilgileri

İlk kez ABD Indianapolis’ de izlediğimiz yarışta, otomobillerin devir sayısını ve pit stoplarda tahmini verilen benzin miktarı ile yine tahmini gidilebilecek menzili ekrandaki gösterge ve aktarılan bilgilerle öğrenme imkanı bulduk. Hakikaten bu bilgiler başlangıç olarak gerçekten etkileyiciydi ve gelecek için umut vaadetmekteydi. Fakat sonraki yarışlarda devamlılığını en azından bu sezon için göremedik. Halbuki 2003 sezonunda izlemeyi ümit ettiğimiz bu bilgilere ilaveten aracın anlık hızı, kaçıncı vitesde olduğu, pistin hangi metresinde yer aldığı vs. gibi ayrıntılar sırasıyla verilebilse ekran karşısında oturanlar heyecana daha çok ortak olacaklardır.

Ferrari_F1_2007_Pit_stop

Tabi ki yarış sadece pist üzerinde olmuyor. Pit stoplar ve yarış esnasında inanılmaz bir koşuşturma sürüyor. Ekiplerin pit personeli ve pilotlar arasındaki diyalogları kapsayan görüntüler ekrana sesli yansımadığından biz de genellikle gerçek gelişmelerden habersiz kalıyoruz. Yada yarış dışı kalan bir pilotu sadece pisti terk ederken izlemekle yetiniyoruz. Halbuki o esnada bir muhabir vasıtasıyla pite dönmekte olan pilota sorulacak bir kaç soru ile neden yarış dışı kaldığı daha iyi aydınlanacak ve bizde daha sonraki yarış kritiklerini beklemek zorunda kalmayacağız. Bu tür sesli diyaloglar takımları zora düşürmeyecek şekilde izleyiciye aktarılabilse çok daha ilginç ve zevkli bir yayın izleyebiliriz. Aslında aynı konuyla ilgili F1 dünyasında şu an tartışılmaya başlanan bir gündem de zaten mevcut. Sözünü ettiğimiz diyaloglarla yakın bir gelecekte ekran karşısında karşılaşırsak hiç de şaşırmayalım.

F1’ in belki de zaman zaman zevksiz diye nitelendirilmesinin en büyük nedenlerinden biri de hemen hemen her bilginin takımlar arasında çok gizli ve devlet sırrı şeklinde kalmasıdır. Açıkçası bu kadar kapalılık F1 severlerin de son derece izole bir yarış seyretmesine neden olmaktadır. Yani mübalağa etmezsek neredeyse bilinmeyenlerle dolu uzay hakkında bile çok daha fazla bilgimiz vardır. Takımların F1 yönetiminin tavsiye ve iknası doğrultusunda daha çok teknik bilgi ve detayı kamuoyuna aktarması veya bunun F1 yönetimi kanalıyla (takım adı zikretmeden) genel ve ortak bir dille medyaya iletilmesi seyredenlerin F1 hakkında daha çok fikir edinmesini ve izlediğini de idrak etmesini sağlar. Bu şekilde izleyiciler arasında yapılan yorumlar da derinlik kazanır. Çoğu izleyicinin teknik detaylara hakim olmadığı için F1’ de yarış kazanmak ve kaybetmenin onlarca farklı parametreye bağlı olduğunu bilmemesi aynı zamanda yanlış hükümler vermesine de neden olmaktadır. Bu yüzden körü körüne takım yada pilot taraftarlığı yapanlara bile rastlanır. Sonuçta bilginin paylaşımı izleyenin niteliğini ve bu spora bağlılığını daha da arttıracaktır. Bilinçli ve entellektüel bir seyirci kitlesine sahip olmak tüm F1 camiasının arzulaması gereken bir ortam olmalıdır. Umulur ki F1 yönetimi yakın bir gelecekte bu konuda gereken hassasiyet ve önemi gösterir.

xl_Mclaren%20F1%20Hamilton%20624

Son olarak; F1’ de yayın kalitesinin iyileştirilmesi için dijital yayıncılık konusunda çalışmalar devam ediyor. Umarız ki bundan sonra teknolojik gelişmelere bağlı olarak daha çok bilgi ve yayın kalitesi ile zenginleşen F1 yarışlarını hep birlikte ağız tadıyla izleriz. Kimbilir böylelikle yapılacak yenilikler diğer spor dalları için dahi ilham kaynağı olabilir ?

Kaynak: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/192238.asp